X

Kalp çakra üzerine çalışmalar 6: Her şeye rağmen sevgide kalabilmek

“Çünkü sevmek, yarıda kalan bir kitaba devam etmek gibi kolay bir iş değildi.”
Oğuz Atay

Nasıl istediğimiz önemlidir. Neyi istediğimiz önemlidir. Ne kadar istediğimiz önemlidir. Kalpten istediğimiz, çok ama çok önemlidir. Kalbimizden geçen ve kendimize hak olarak gördüğümüz, örneğin bolluk ve bereket, örneğin aşk, örneğin başarı, kısacası kendimize layık gördüğümüz her şey önemlidir… Tüm bunlar bizi biz yapan gerçeklerdir, akışa yön verdiğimiz noktalardır.

Ben bugün sizlerle birlikte kalp çakra hakkında paylaşmaya devam ettiğim yazı dizimde meditatif çalışmalar hakkında önerilerime geçmeden önce, son olarak bir konuyu daha paylaşmak istiyorum; “sevgide kalabilmek”… Ne demek sevgide kalabilmek, ne demek kalbimizi orada tutabilmek veya orada tutabilmeyi bilmek?

Sevgiden hızlıca ayrılıveririz. Örneğin istediğimiz bir şey olmadığında, kurban rolüne bürünürüz, layık olmadığımızı düşünürüz, hak etmediğimize inanmayı seçeriz… Adaletsiz bir dünyada yaşadığımıza inanıveririz. Bize her daim kötüleri gelmektedir, değil mi? Sevgide kalamayız. Hırslanırız, hırçınlaşırız, belki hayata kızarız, belki bu hayata, bu şekilde ve “bunları” yaşamak için geldiğimize söveriz. Sevgide kalamayız.

Peki sevgide kalsak nasıl olurdu? Düşünün bir kere sevdiğiniz insan karşınıza geçiyor ve “Artık senden ayrılıyorum, kendi yoluma gidiyorum, bana yaşattığın ve verdiğin her şey için teşekkür ederim” diyor. Bu durumda hala sevgide kalsaydık, yani biz birbirimizi yeri geldi öldürmeseydik, yeri geldi kötü sözlerle paramparça etmeseydik, yeri geldi “O bana bunu nasıl yaptı?” diye en muhteşem kurban rolüne bürünmeseydik; nasıl olurdu?

Sevgide kalsaydık, gidenin gitmesi gerektiğini bilirdik. O giden ile artık hayat yollarımızın ayrılmasının zamanının geldiğini bilirdik. O giden gittikten sonra bize her daim yeni kapıların açılacağına güvenirdik. Aslında hayatta kayıp diye bir şey olmadığını, her şeyin akışın bir parçası olduğunu, bizim güzel yolumuzu ancak ve ancak yalnız yürüyebileceğimizi ve diğerlerinin sadece zamanları yettiğince buna eşlik etmekte olduklarını bilirdik… Hayata sövmek başkasına zarar vermek ve yaşama küsmek yerine, şükürle tamamladığımız bu yolculuğa, sağlığımız, sahip olduklarımız, sevenlerimiz ve sevdiklerimiz için teşekkür etmeyi bilirdik.

Şöyle bir düşünün, siz bir karıncanın diğeri yanında yürümüyor diye karınca olmaktan vazgeçtiğini gördünüz mü? Bir ağacın kışın yaprak döküyor diye baharda yeniden yeşillenmediğine şahit oldunuz mu? Ve bir su damlasının donduktan sonra yeniden toprağa karışamayacağım diye kurban rolüne büründüğünü duydunuz mu?

İşte sevgi mertebesinde kalabilmek, kalbi yükseltmek, kalp enerjimizi daha da üst seviyelere taşıyabilmek ve kalbimizin önünde duran o kocaman tıkanıklıkları, engelleri ortadan kaldırabilmek için en önemli şeylerden bir tanesidir. Kalp sevgide kaldığında her şeyin hayırlısının olduğunu biliriz. Kalp sevgide kaldığında kayıp diye bir şeyin olmadığını biliriz. Kalp sevgide kaldığında hayatın her daim yolumuzu daha da güzelleştirmek üzere planlar yapmakta olduğunu biliriz. Kalp sevgide kaldığında haksızlık olmadığını, her değerli kalbin kendi hikayesini yaşamakta olduğunu biliriz. Ve kalp sevgide kaldığında bazen gidenlerin, bazen kayıpların, bazen başka “haksızlıkların” (zannımızca!) aslında olabilecek en iyi şeyler olarak bize geldiğini biliriz!

Kalp yeter ki sevgide kalsın, kalp yeter ki sevgide kalmayı bilsin! Her şey çok daha güzel olacak… Bu yola çıkmaya hazır mısınız?

İlginizi çekebilir: Kalp çakra üzerine çalışmalar 5: “Olmayanı” da sevebilmek mümkün

Pınar Özeken (Ulus): 2007 yılında Boğaziçi Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik bölümü ile Kimya bölümlerini bitirdi. Aynı üniversitede Biyomedikal Mühendisliği ve İspanya Pompeu Fabra üniversitesinde master derecelerini aldı. Özellikle 2011’den bu yana moda ile ilgili çalışmalara ağırlık verdi ve hala moda üzerine yazı dizileri, farklı moda kaynaklarında yayınlanmaktadır. Yoga eğitmeni olma yolunda ilerleyen Pınar, bir Arjantin Tango aşığı. Gerçek tutkularından bir diğeri ise seyahat etmek."Dünya üzerinde ayak basılmadık toprak kalmasın" mottosu ile dünyayı dolaşmaya devam ediyor.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale