X

Bilime göre gerçekten ne zaman yetişkin oluyoruz?

Prefrontal korteks isimli beyin bölgesi, duyguları anlama ve duygusal tepkileri yönetme gibi görevleri yerine getiriyor. Bu bölgenin 25 yaşına kadar tam olarak gelişemediği ve bu nedenle bu yaş yetişkinlik dönemine adım atılan yaş olarak değerlendiriliyor. Bir diğer yandan, güncel çalışmalar aslında 25 yaşından çok daha sonra yetişkin olunduğunu öne sürüyor. Bu yazımızda, yetişkinlik dönemine geçişin arkasındaki bilimi sizinle paylaşıyoruz.

Cambridge Üniversitesi araştırmacıları yetişkinlik yaşıyla ilgili ne söylüyor?

İnsan beyninin gerçekten ne zaman belirli bir olgunluk seviyesine ulaştığını merak ediyorsanız sıkı durun! Cambridge Üniversitesi’ndeki sinirbilimciler, yıllardır 25 olarak düşündüğümüz yetişkinlik yaşının 32 olduğunu öne sürüyor. Bu araştırmacılara göre, insan hayatı boyunca beyin beş ana dönemden geçiyor. Büyüme, olgunlaşma ve gerileme doğrultusunda beynimiz farklı düşünce biçimlerini desteklemek için yeniden yapılanıyor.

Araştırmacıların Nature Communications’ta yayınlanan çalışması, 0-90 yaşları arasında bulunan 3802 katılımcının beyinlerini karşılaştırıyor. Araştırmacılar, çalışma kapsamında su moleküllerinin beyin dokusu içindeki hareketini izleyerek sinir bağlantılarını haritalayan taramaların veri kümelerini kullandılar.

Çalışmaya göre, insan beyni otuzlu yaşların başına kadar ergenlik evresinde kalıyor ve yaklaşık 32 yaşına gelince yetişkin sayılıyoruz. Bu doğrultuda, 27-28 yaşına gelip henüz her şeyi çözememiş olanlara buradan sesleniyoruz: Hala hayatınızı yoluna koymak için vaktiniz var!

Araştırmacıların öne sürdüğü beş beyin evresi

Çalışma, beynin çocukluk, ergenlik, yetişkinlik, erken yaşlılık ve geç yaşlılık olmak üzere beş evreden geçtiğini belirtiyor. Şimdi, bu evrelerin detaylarını sizlerle paylaşmak istiyoruz:

  • Çocukluk evresi: Bu evre, doğumdan itibaren başlayıp 9 yaşına kadar sürüyor. Bu evrede bebeklik döneminde beyinde aşırı üretilen sinapslar azalıyor ve daha aktif olanlar hayatta kalıyor. Aynı zamanda, gri ve beyaz madde de hacim olarak hızla büyüyor. Dokuz yaşına gelindiğinde ise beyin bilişsel kapasitede bir sıçrama yaşıyor ve ne yazık ki psikolojik rahatsızlıkların riski de artıyor.
  • Ergenlik evresi: Beynin ikinci dönemi olan bu evre, 9 yaşından 32 yaşına kadar sürüyor. Beyin, bu evre esnasında hızlı iletişim sergiliyor ve bu durum da gelişmiş bilişsel performansa işaret ediyor. Araştırmacılar, bu evredeki gelişmelerin otuzlu yaşların başında zirveye ulaştığını belirtiyor. Ayrıca, araştırmacılar ergenlik döneminin başlangıcını tespit etmenin kolay fakat sonunu tespit etmenin bilimsel olarak zor olduğunu vurguluyor. Çalışma kapsamında, sinir mimarisi aracılığıyla beyin yapısındaki ergenlik benzeri değişikliklerin otuzlu yaşların başında sona erdiği tespit edildi.
  • Yetişkinlik evresi: En uzun dönem olan yetişkinlik evresi, 32 yaşında başlıyor. Beyin, bu evredeyken önceki dönemlere kıyasla istikrar kazanıyor ve otuz yıl boyunca büyük bir dönüm noktası yaşamıyor.
  • Erken yaşlılık evresi: 66 yaşında başlayan bu evre, çok hafif olup büyük yapısal değişimlerle tanımlanmıyor. Bu evrede hipertansiyon gibi beyni etkileyebilecek çeşitli sağlık sorunlarının riski artıyor.
  • Geç yaşlılık evresi: Beynin son dönüm noktası olan bu evre, 83 yaşında başlıyor. Beynin son yapısal dönemi olan geç yaşlılık evresinde beyin bağlantısı azalıyor ve belirli bölgelere olan bağımlılık artıyor.

Bu evreleri tanımlayan araştırma, aslında kritik bir rol oynuyor. Bu araştırma, insan ömrü boyunca beyin ağ yapısının ana aşamalarını tanımlayan ilk çalışma oldu. Ayrıca, araştırma beynin hayatın farklı dönemlerinde nelere karşı daha yetenekli ve nelere karşı daha savunmasız olabileceğine dair önemli bir bağlam sunuyor.

32 yaş mucize mi yoksa duraklama mı?

32 yaş yetişkin olmanın dönüm noktası olarak tanımlansa da bu sihirli yaşı farklı bir şekilde yorumlamanızı istemeyiz. Bu yaşa gelindiği zaman aniden çok daha zeki veya mantıklı olunmuyor. Araştırmacılar, bu yaşta beyin yapısının stabilize olduğunu ve gelecek 30 yıl içinde büyük bir değişikliğe uğramayacağını söylüyor.

Sonuç olarak, 30’lu yaşlara geldiğiniz zaman kendinizi daha net hissetmeye başlamanız bir tesadüf değil. Beyninizin yetişkin moduna geçişinizi haber verdiği bu yaşlarda hayattan keyif almayı ihmal etmeyin.

Kaynak: Nature Communications

İlginizi çekebilir: 30’lu yaşların görünmeyen yükleri: Sosyal beklentiler ve kişisel iyilik hali

Uplifers: Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!

Dyson Airwrap Co-anda2x™’ya geçmek için 5 geçerli sebep

Sabah aynanın karşısında saçlarla geçirilen birkaç dakika, aslında günün enerjisini ve ruh halini belirliyor. Günün keyifli anlarından biri olan saç şekillendirme ritüeli, doğru araçlarla birleştiğinde tüm günün enerjisini pozitif yönde değiştirebilir. 



Dyson saç şekillendirme ürünleri hayatımıza girdiğinden beri saçlarımızı istediğimiz şekle sokmamıza yardımcı oluyor hem de bunu yaparken ısı hasarından koruyor. Şimdi ise saç şekillendirmenin bir adım ötesine geçerek bambaşka bir deneyim sunuyor. Dyson Airwrap Co-anda2x™ iki kat daha fazla hava basıncı yaratıyor. Böylece saç kurutma ve şekillendirme süresi neredeyse yarıya düşüyor.               

1. Farklı başlık seçenekleriyle hem günlük kullanımda hem özel günlerde kullanım imkanı

Saç şekillendirme artık tek bir forma sığdırılmıyor. Yeni Airwrap, sahip olduğu başlık çeşitliliği ile güzellik anlayışına farklı bir boyut getiriyor. İster hacimli bukleler, ister pürüzsüz düz fönler, ister doğal dalgalar olsun; her saç tipi ve ruh hali için bir çözüm sunuluyor.

Dyson Airwrap Co-anda2x™  modeliyle, sadece başlık değiştirerek, kuaför kalitesinde sonuçları ev konforuna taşıyarak herkesin kendi stilini özgürce yansıtması hedefleniyor.

2. Düz-dalgalı saçlar ve bukleli saçlar için farklı setler

Dyson, yeni  Airwrap Co-anda2x™   imodeliyle kullanıcı deneyimini bir adım daha ileri taşıyor. Artık herkesin saç şekline göre tasarlanmış bir başlık setine sahip olması mümkün.

  • Kıvırcık ve Bukleli Saçlar için farklı  bir set ve Düz veya Dalgalı Saçlar için farklı bir set sunuluyor.
  • Bu sayede, farklı saç şekillerine sahip insanların farklı ihtiyaçları karşılanırken hiçbir zaman kullanmayacak başlıklar elinize dolanmıyor.      



3. Kullanım alışkanlıklarınızı hatırlıyor

Dyson’ın teknolojik üstünlüğü, ürünün kullanım alışkanlıklarını hatırlama yeteneği ile pekişiyor. Bluetooth bağlantısı sayesinde kullanıcılar, saç şeklini, uzunluğunu ve şekillendirme tercihlerini uygulamaya kaydedebiliyor.

Bu özellik, Airwrap’ın sıcaklık ve hava akışını, kullanıcının ihtiyaçlarına göre ayarlamasını sağlıyor. Başlık değiştirildiğinde ise o başlıkla ilgili yapılan ayarı hatırlıyor. Bu kişiselleştirme, cihazın çok daha pratik bir şekilde kullanılmasının önünü açıyor.

4. Yeni nesil motor,daha hızlı sonuçlar

Modern yaşamın temposunda her dakika değerli. Dyson Airwrap Co-anda2x™ , yenilenen motor teknolojisiyle bu zamanı size geri kazandırıyor. Artık saç kurutmak ya da şekillendirmek uzun bir hazırlık süreci olmaktan çıkıyor; güçlü hava akışı sayesinde saçlar daha kısa sürede kuruyor, daha hızlı şekilleniyor. İster belirgin bukleler, ister dalgalı ve düz modeller elde etmek daha kolay. 

5. Teknoloji ve güzelliğin buluşma noktası

Dyson Airwrap Co-anda2x™  sadece bir saç şekillendirici değil; teknolojinin zarafetle buluştuğu yeni bir güzellik anlayışı sunuyor. Her detayı, kendinizi en iyi hissettiğiniz anlara eşlik etmek için tasarlandı. Hızlı, kişisel ve etkili… Çünkü Dyson’a göre güzellik; bir kalıba sığmak değil, kendi en iyi halinizi bulmakla başlıyor.

*Bu yazı Dyson’ın katkılarıyla hazırlanmıştır.

İlgili Makale