X

Japon sanatı “Kintsugi”den ilhamla, iyi yaşamak için 4 öneri

Kintsugi, yüzlerce yıllık bir sanat formu olarak Japonya’da hala etkisini sürdürüyor, son zamanlarda da benim karşıma sık sık çıkar oldu. Ben de Japon kültürüne keyifli bir yolculuğa çıktım.⁣ Kintsugi, kırık çömleklerin altın tozu ile kırılmış parçalarının birleştirerek onarılmasını ifade ediyor. Uygulama, bu çatlakları saklamak yerine seramik tarihinin bir parçası olarak onurlandırmanın bir yolu… Kintsugi, aile tarihine, kişisel yolculuğa, Japonya’nın eski şifa uygulamalarına ve geleneklerine değen, ilham verici bir çalışma diye özetleyebilirim. ⁣Kintsugi’den ilhamla iyi ve mutlu yaşamak için sana öneriler hazırladım.⁣

1. Kusurları kutlayın ve hayatınızı basitleştirin.

Wabi-sabi terimi, kusurları kutlama felsefesidir. Bu felsefe, Japonların yaşamın zaman zaman büyük bir belirsizlik ve karanlıkla geldiğini kabul etme fikrinden kaynaklanmaktadır, bu nedenle hem iyi hem de kötüden geçmek yaşamın sadece bir parçasıdır.
Siz de hayatınıza daha fazla wabi-sabi getirmek için affetmeyi, kendinizi sürekli birileriyle karşılaştırma oyunundan çıkmayı ve hayatınızdan gereksiz satın alımları ve maddi malları kesmek için minimalist bir felsefeyi hayatınıza oturtabilirsiniz.

2. Vücudunuzu besleyin ve dengeyi uygulayın.

Sağlıklı yaşamın büyük bir kısmı, vücudumuzu her gün nasıl yaktığımızı değerlendirmektir. Tarihsel olarak, Japon halkının diğer ülkelere kıyasla en uzun yaşam beklentisi oranlarına sahip olduğunu biliyoruz.

Et, pirinç ve deniz ürünleri yemek kültürünün ayrılmaz bir parçası olmakla birlikte, tipik Japon beslenme düzeni bitkisel gıdalardan elde edilen karbonhidrat bakımından yüksektir, az yağlı, süt içermeyen ve soya açısından zengindir. Yeşil çay ve fermente gıdalar (yani probiyotikler) gibi sağlık dünyasının favorileri de Japon mutfağının başlıca ürünleridir.

3. Yaşam boyu kendi kendine bakım ve şükran uygulamaları yapın.

“Ki o tsuket” deyişi, kişisel bakım olarak çevrilebilir. Japonca olan bu ifade genellikle başkalarının bakımına atıfta bulunmak için kullanılır. Ben bir de kendimize nasıl baktığımızı da burada oyuna dahil etmek istiyorum.

Ki o tskkete’yi günlük yaşamınıza uygulamaya başlamanın en kolay yolu nedir? Pozitif Psikoloji’nin en çok sevdiğim ve uyguladığım alıştırması: Şükran duymak ve şükran defteri tutmak. Instagramımda #denizlepozitifyasam etiketinden bu uygulamaları bulabilirsin.

4. İç çemberinizi oluşturun.

Araştırmalar, arkadaşlığın fiziksel ve zihinsel sağlığınız için çok önemli olduğunu uzun süredir gösteriyor. Sosyal bir ağa sahip olmak yaşam sürenizi uzatabilir, sağlıklı bir kiloda kalmanıza yardımcı olabilir, yaşlandıkça beyninizi sağlıklı tutabilir ve hipertansiyon dahil olmak üzere kardiyovasküler hastalık riskini azaltır.

Japonya’da “insanların çemberi” diye çevirebileceğimiz yuimaru adlı bir felsefe var ve bu Japon kültürünün temel direğidir. Bu felsefenin kalbi nedir derseniz: çevrenizdekilerle daha derin bağlantılar kurmak.

Güncel paylaşımlarım ve yeni günlük bilgiler için Instagram hesabıma bakabilirsiniz.

Bilimsel referanslar:
PMID: 2514896
PMID: 18511736
PMID: 21164501
PMID: 29533704

İlginizi çekebilir: İsveçlilerin lagom felsefesiyle tanıştınız mı: Lagom felsefesiyle yaşam için 6 öneri

Deniz Alayat: Ben Deniz, Bütünsel Beslenme ve Sağlıklı Yaşam Koçu’yum. 2016 yılının sonuna doğru bir anda kendimi çok halsiz hissetmeye başladım. Bir hafta önce günde 30 bin adım yürürken, o kadın gitti, sanki 50 yıldır günde 3 paket sigara içiyormuşum gibi nefessiz kalmaya, kısacık mesafeleri dahi yürüyemeye başladım. Bedenimde böylesine ani bir değişiklik olunca sebebini araştırmaya başladım ve kanser olduğumu öğrendim. Bedenim defalarca bana stresimi azaltmam, durmam, sakinleşmem, kendime şefkatli davranmam gerektiğiyle ilgili sinyaller göstermişti ama ucundan kıyısından üstüme alınmamıştım. Sonunda, lösemiyle büyük bir uyanış yaşadım. Bedenimi tanımam, onun en yakın arkadaşı, kardeşi olmam gerektiğini anladım. Yaşadığım bu tecrübe, bende sağlıkla ilgili daha fazla bilgi edinme isteğini uyandırdı. İlik naklim sonrasında, tedavi görürken, merkezi New York'ta bulunan Institute for Integrative Nutrition okuluna başvurdum ve oradan mezun oldum. 2018’de Miami’de IIN Summit’ine katılarak Deepak Chopra gibi alanında başarılı isimlerden eğitim aldım. Ruh-zihin-beden ilişkisi ve sağlıklı yaşam alanında çalışıyorum. Duygularımız, düşüncelerimiz, bizi oluşturan inançlarımız, duygusal esnekliğimiz, strese karşı bedenimizin verdiği cevaplar ve sağlıklı bedene yolculukta beslenme alışkanlıklarımız keyifle çalıştığım alanlar. Mail adresim: deniz@denizalayat.com

Saç kalitesinin sırrı yıpranmayı onarmak mı önlemek mi? 

Saçlarınız gün içinde fark etmeden düşündüğünüzden daha çok yıpranabiliyor. Sabah saçınızı kuru taramanın bıraktığı hasar, gün içinde hava kirliliğine maruz kalmak, duş sonrası yüksek ısıyla kurutma, sık şekillendirme… Tüm bu küçük adımlar zamanla birikiyor ve saç tellerinizde gözle görülmeyen hasarlar bırakıyor. Çoğu zaman “yıpranan saçları nasıl onarabileceğimize” odaklanıyoruz; oysa bilim bize çok daha kritik bir gerçeği fısıldıyor: Yıpranan saç kalıcı olarak onarmak pek mümkün değil. Çünkü saç, canlı dokular gibi kendi kendini yenileyen bir yapı değildir. Saç telini oluşturan keratin zincirleri bir kez hasar gördüğünde, uygulanan ürünler sadece yüzeyde geçici bir güçlendirme sağlar. Saç daha parlak görünür, daha yumuşak hissedilebilir fakat bu görünüm kalıcı bir onarım sunduğu anlamına gelmeyebilir.



Bu yüzden sağlıklı saç denkleminin en kritik noktası, saçın zarar görmesini engellemektir.

Türkiye’de uzun, gür ve dalgalı saçlar her zaman popülerliğini koruyor. Saçlarını uzatmak için maskeler, yağlar ve vitaminler deneyen pek çok kişi, saçlarının dipten sağlıklı bir şekilde uzamasına rağmen saç uçlarının sağlıksız göründüğünü fark edebiliyor. Peki bunun ardındaki sebep ne olabilir? Çoğu zaman bu durumun nedeni, farkına varılmayan koparak dökülme ve kırılmadır.



Trikologlar birçok insanın, saçlarının “koparak döküldüğünün” farkında bile olmadığını belirtiyor. Yüksek ısı, yanlış kurutma rutinleri ve sıcak şekillendirme araçları, saç boyunu uzatmaya çalışırken en hızlı kaybettiren etkenlerin başında geliyor.



Peki çözüm? Saçı şekillendirirken ona zarar vermemek. Yani ısıyı kontrol etmek.

Bilimin ışığında saçın anatomisi: Neden geri dönüş yok?

Saç telinin ana yapısını, tıpkı merdiven basamakları gibi sıkıca birbirine bağlanmış keratin proteinleri oluşturur. Saç telinin dış katmanı olan kütikül ise bu iç yapıyı koruyan pulcuklardan oluşur.

  • Yüksek ısı etkisi: Saçınızı aşırı yüksek ısıya maruz bıraktığınızda, bu ısı saç telindeki protein bağlarını parçalar. Saçın dış katmanı olan kütikül pulcukları zarar görür, kalkar ve saçın nemini kaybetmesine neden olur. Saçın içindeki suyu ani bir şekilde buharlaştıran aşırı ısı, protein yapısında geri dönüşü olmayan, kalıcı hasar yaratır.
  • Kalıcı hasar: Saç, tırnaklar gibi canlı olmayan bir dokudur. Cildinizde oluşan bir kesik gibi kendini yenileme yeteneği yoktur. Piyasada “onarım” iddiasıyla sunulan ürünler, hasarlı kütikül katmanını geçici olarak pürüzsüzleştiren ve saçın nem tutma kapasitesini artıran dolgu maddeleri içerir. Bu sayede saçınız bir süreliğine daha parlak ve güçlü görünebilir. Ancak saçın iç yapısındaki tahribat (kopan protein bağları) kalıcıdır ve eski haline getirilemez.

İşte bu yüzden, saç sağlığınız için hasar meydana geldikten sonra onu onarmaya çalışmak değil, baştan önlemektir.



Yıpratmamayı seçin: Dyson’ın saç bilimiyle tanışın

Saç sağlığının ilk adımı, birçok kişinin gözden kaçırdığı bir detayda gizli: Saç şekillendirmede kullanılan aşırı ısıdan kaçınmak. Dyson, bu bilimsel gerçeği merkeze alarak tüm saç şekillendirme ürünlerini, aşırı ısı hasarı olmadan etkili sonuçlar verecek şekilde tasarlar.

Dyson’Dyson’Dyson’ın temel felsefesi basittir: Saçı kuruturken ve şekillendirirken sıcaklıktan değil, akıllı mühendislikten ve güçlü, kontrollü hava akımından faydalanmak.

Yüksek teknolojiyle gelen koruma

Dyson saç şekillendirme makinelerinin tamamı, saç ve saç derinizin sağlığını korumaya odaklanan ortak bir teknolojiye sahiptir:

  1. Akıllı ısı kontrolü: Tüm Dyson ürünlerinde saniyenin çok küçük bir bölümünde sıcaklığı onlarca kez ölçen akıllı sensörler bulunur. Bu sensörler sayesinde makineler, saçın aşırı ısınmasını engelleyecek sabit ve güvenli bir sıcaklıkta kalır. Bu teknoloji, özellikle saç kurutma makinelerinin bile farkında olmadan yarattığı günlük ısı hasarını ortadan kaldırır. Örneğin, Dyson Supersonic Nural™ saç kurutma makinesi, saç ve saç derisi sıcaklığını sürekli analiz ederek, gerektiğinde ısıyı otomatik olarak düşürüp yükseltir.
  2. Dijital motor teknolojisi: Dyson’ın güçlü ve hafif dijital motoru, geleneksel makinelerin aksine ısıya bağımlı kalmadan, yüksek hızlı, kontrollü hava akışı sağlar. Bu sayede saçınızı yüksek ısıya maruz bırakmadan çok daha kısa sürede kurutabilir ve şekillendirebilirsiniz.
  3. Esnek şekillendirme gücü: Saç, ıslakken en esnek halindedir. Dyson Airwrap™ ve Dyson Airstrait™Dyson Airwrap™ gibi makineler, bu nemli halinden yararlanarak saça şekil verir. Saçınızı kuruturken ve şekillendirirken aynı zamanda saçı sabitlemek için soğutma gereklidir. Bu sebeple tüm makinelerde şekli kalıcı kılmak için saçın hızla soğumasını sağlayan Soğuk Şok (Cold Shot) özelliği bulunur.

Saç sağlığınıza yapılacak en iyi yatırım

Saç sağlığınız için sürekli olarak yüksek fiyatlı bakım maskeleri, serumlar ve kremler satın alıyorsanız, aslında hasarın sonuçlarına yatırım yapıyorsunuz demektir. Oysa Dyson, size bu hasarı kökten önleme seçeneğini sunuyor.

Unutmayın, binbir zorlukla uzattığınız saçlarınızın boyu, aşırı ısı nedeniyle her gün biraz daha koparak dökülüyorsa, hiçbir bakım ürünü bu kaybı geri getiremez. Saç tipinize en uygun Dyson ürünü (Airwrap™, Airstrait™, Supersonic™) ile tanışarak yıpratmamayı seçmek, sadece daha mantıklı değil, aynı zamanda daha kalıcı bir çözümdür.

*Bu yazı Dyson’ın katkılarıyla hazırlanmıştır.







İlgili Makale