X

İyileşmek için kendinize zaman tanıyın: Yaralarımızı neden yok sayarız?

İnsanlar yaralarını neden ciddiye almaz? Neden üstünü kapatmaya çalışır?

Geçen gün elma keserken dalgınlıkla parmağımı kestim. Bayağı da derinden kesmişim; canım yandı, şaşırdım. “Alt tarafı parmağımı kestim, oldukça gündelik, sıradan bir durum, bu ne acı?” diye de şaşırdım.

Sonrasında yara bandı taktım, çıkardım, yine taktım, sıkıldım, çıkardım, yine taktım, “Artık geçmiştir, çok uzadı” dedim, yine çıkardım. Sonra da o halde kapıya takıp henüz kabuk bağlamamış olan yarayı yine açtım, yine aynı acıyı hissettim ve aydınlandım.

Bu acele neydi? Neden kendime zaman vermiyordum iyileşmesi için? Neden durmuyordum? Şefkatli alanım neredeydi? Neden yokmuş gibi görmezden geliyordum?

Acı mıydı kaçtığım? “Bu küçücük yaradan ne olur? Ben güçlüyüm” mesajı mıydı kendime vermeye çalıştığım? Belki de hepsi.

Ama anladım ki insanın hayatında küçücük yaralar bile önemliydi. İyileşmesi için zaman verilmeli, şefkatle yaklaşılmalıydı ve bu, bir zayıflık göstergesi değildi. Ortada bir gerçek vardı ve bunu kabul edip duruma göre yol alınmalıydı.

Küçücük bir yara bile insanın hayatını ne kadar etkileyebiliyordu. Ya başımızdan geçen büyük yaralar? Bedendeki çok daha büyük incinmeler? Aktif spor hayatında ya da yogada bazen kişiler yanlış hareket sonucu kendilerini sakatlayabiliyorlar. Profesyonel sporcu ya da spora yeni başlamış kişiler diye ayırmayacağım çünkü bence bu durumlara verilen tepkiler kişinin tamamen iç dünyasıyla alakalı.

Çevremde gözlemlediğim kadarıyla birçok kişi yarasını, incinmeyi, sakatlığını görmezden gelip durumun üzerine gidiyor. Kendi sebeplerince spordan ayrı kalmak istemiyor, hayatında sporu öyle bir yere koymuş ki onsuz kendisini eksik ve boş hissediyor ya da “Aman bir şey olmaz” diyerek bir şey yokmuşçasına devam ediyor. Sonuç: Maalesef daha büyük sakatlıklar. İlk başta durumu önemseyip kendisine zaman verseydi aslında çok daha kısa sürede iyileşecekti muhtemelen ama o zamanı vermediği için korktuğu başına geliyor: Spordan, hareketten ayrı kalınan uzunca bir zaman dilimi…

Ya kalp kırıklıkları? Onlar da fiziksel bedenimizde olmasa da, kalbimizde oluşan kocaman yaralar değil mi?

Siz bir kalp kırıklığı yaşadıktan sonra ilk tepkiniz ne oluyor? Neye yöneliyorsunuz? Daha çok kaçma ve üzerini kapatma eğiliminde misiniz, yoksa o acının içinde kalıp şefkatle yaklaşma yoluna mı gidiyorsunuz? Varlığını kabul edip acının içinde kalıp iyileşmesi için kendinize zaman tanıyor musunuz?

Doğrusu yanlışı yok. Sadece seçimler var.

Fakat kendi adıma şunu biliyorum ve bahsettiğim bu minicik örnekle anladım ki insan kendisine zaman vermeyince o yara katbekat bize geri dönüyor. Hatta daha da can yakıcı olabiliyor ve uzun süre bizden ayrılmıyor. Başta görmezden gelip hayatımızı etkilemesine izin vermediğimizi sanarken sonrasında etkisi bizden de büyük oluyor. Bence biriken yaralar hastalıklara yol açan…

Yani ben diyorum ki o yaralar da bizim bir parçamız, deneyimimizin, hayatımızın bir parçası. Onları da bize iyi gelen duygularımız gibi sahiplenelim ve hak ettikleri zamanı tanıyalım. Acı ile neşeyi bir tuttuğumuz zamandır belki hayatı anlayacağımız zaman.

Sevgiyle…

İlginizi çekebilir: Bırakmak ne demektir: Cevap yapraklarını döken bir ağaçta gizli

Gamze Baytan: Selamlar, Gamze ben. Meditasyon ve yoga hocasıyım. 7/24 çalıştığım organizasyon sektöründen bir anda "Ne yapıyorum ben kendim için" diyerek çalışma hayatımda ne istediğime karar vermek adına verdiğim arada; kendimi bir anda bol kitap, bol sorgulama, bol seans ve bol yazının içerisinde buldum. Yol yolu açtı ve ben artık izlemek yerine hayata katılmayı seçtim. Eylül '15'te Ezgi Sorman'dan aldığım Meditasyon Eğitimi Eğitmenliği'nden mezun oldum. Şu an toplam 2 günden oluşan ve içerisinde “stres nedir, bedene etkileri nedir, sağlıklı seçimler yapmamız nasıl mümkündür, meditasyon nedir, ne işimize yarar, faydaları nedir, biz aslında kimiz” gibi soruların cevabını konuşup; her birimizin modu her an değişkenlik gösterdiği için tek bir tekniğe kendimizi sıkıştırmak yerine, esnek olabilmek adına 3 ayrı varyasyonun deneyimendiği eğitimler ve grup meditasyonları yapmaktayım. Yollar bitmez tabi hayat boyu; görebildiğimiz sürece. Ayık ve uyanık olarak yakalayabildiğimiz takdirde hayatı. Ve Cihangir Yoga'da Berivan Aslan Sungur'un Yin Yoga Eğitmenliği eğitimiyle kesişti yolum. Temmuz '17’de de meditasyon hocalığımın yanı sıra yin yoga hocalığına tam anlamıyla adım atmış oluyorum. Ben ruh-zihin-beden ile bütünüyle çalışmaktan çok keyif alıyorum. Yeni şeyler keşfediyorum. Hayatta hem daha güçlü hem daha esnek durabiliyorum artık. Her şey artık hem daha derin hem daha hafif. Ve bütün bu deneyimleri daha rahat anlamamı, içselleştirmemi, görmemi sağlayan en büyük araç da kelimelerim. Yazıyorum çünkü yazı benim bu hayatta ruhumla özgürce dansedebildiğim en özgür alan. Yazıyorum çünkü yaşadığımız, başımıza gelen herhangi bir şeyde yalnız olmadığımızı, çaresiz olmadığımızı bilelim, kuvvetimizi yine birbirimizden alalım, birbirimize yayalım ve şifa olalım diye.. Tüm insanlığa yayılmak niyetiyle. Mail adresim: gamzebaytan@gmail.com

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale