X

İstanbul Şubat ayı sergi rehberi

İstanbul’da güncel kültür-sanat sahnesi, 2026 yılının ilk aylarından itibaren bir dönüşüm sürecinde. Şubat ayında sergi takvimini yenileyen müzeler, galeriler ve alternatif mekanlar, ziyaretçilere hareketli bir dönem sunuyor. Kışın sakin temposunun yerini yavaş yavaş dinamizme bıraktığı bu geçiş aralığında, hem sona ermeye yaklaşan uzun süreli sergiler hem de yeni başlayan retrospektif işler dikkat çekiyor. Kentteki modern müzelerden butik galerilere uzanan İstanbul sergi seçkimizde, Şubat ayında kaçırmamanız gereken rotaları bir araya getirdik.

Semiha Berksoy: Tüm Renklerin Aynası | İstanbul Modern, 22 Ocak – 6 Eylül

(Görsel: istanbulmodern)

Kentin en yeni ve dikkat çekici sergilerinden biri, İstanbul Modern’de sezonu karşılıyor. Türkiye’nin ilk kadın opera sanatçısı ve ressamı unvanına sahip Semiha Berksoy’un çok yönlülüğüne odaklanan sergi, multidisipliner çalışmalardan oluşuyor. Sanatçının sahnedeki sesine ek olarak; opera, bale, tiyatro ve resim alanlarında ortaya koyduğu 200’den fazla çalışmadan oluşan sergi, 2000’lerden günümüze uzanan zengin bir retrospektif sunuyor.

Ludovic Bernhardt, “Soytarı Şapkasında Dünya Haritası”  |  SANATORIUM, 7 Şubat’a kadar

(Görsel: sanatorium)

Görsel sanat ve şiirsel yazın alanında çalışmalar ortaya koyan Bernhardt, bu sergisinde 1580’lere uzanan dünya haritalarından ve gravürlerden ilham alıyor. Şubat ayının ilk haftası sonlanacak sergi, ziyaretçiyi haritacılık ve diyagramların kapanış çağına davet ediyor. Dönemin usta kartograflarından esinlenen saray soytarısı temsili, homo sapiens’i “bilge deli” olarak tanımlıyor. Eleştirel düzlemde bir yolculuk sunan işler, insanoğlunun ahmaklığı ve zekası arasında seyreden bir anlatı ortaya koyuyor.

Çağrı Dizdar, “Araf”  | Nelumbo Studios, 8 Şubat’a kadar

Yasemin Green küratörlüğünde ziyarete açılan sergi, gerçeklik ve imaj kavramları arasındaki görünmez eşiği ele alıyor. Duyumsanabilir olanın paylaşımıyla şekillenen işler, izleyiciyi görünür imaj ve bilinen dünya arasında belirsiz bir araf yolculuğuna çıkarıyor. Eserlerin mekanla diyalog kuracak şekilde yerleşimi, çağdaş sanatın sorgulayıcı yönünü güçlendiriyor ve seyirciyle bağını derinleştiriyor.

Can Göknil, “Evrende Vals”  | Bozlu Art Project, 19 Aralık – 14 Şubat

(Görsel: artfulliving)

Antik Yunan ve Roma mitolojisi üzerinde çalışmalar yapan Can Göknil, yeni sezondaki bu sergisinde mitolojiyi bir kez daha merkeze alıyor ve astronomi ile buluşturuyor. Antik Yunan’dan Osmanlı’ya uzanan mitolojik köprüde, Güneş Sistemi ve galaksiler iç içe geçiyor. Burçların dans ettiği masalsı kozmoz yolculuğu, hayal kuramını ve göklerin resimsel anlatımını birleştirerek etkileyici bir dansa dönüşüyor.

Özge Kahraman, “Karanlığın Hafızası”  | Haliç Sanat 2, 15 Şubat’a kadar

(Görsel: evrensel)

Kasım ayından beri ziyaretçiyle buluşan bu dikkat çekici sergi, Şubat ayının ortasında kapılarını kapatıyor. Haliç’in tarihi atmosferinde yer alarak mağara metaforunu yeniden tanımlıyor ve bireyin iç çatışmaları, hafızası, doğanın izleyiciliği arasında köprü kuruyor. Mağara karanlığında beliren mineral yüzeyler üzerinden kurduğu katmanlı anlatı, bir yandan geçmişin izlerini sürerken bir yandan çağın karanlığına ve aydınlık arayışına gönderme yapıyor.

Zaman Kasası |  Kasa Galeri, 20 Şubat’a kadar

(Görsel: milliyetsanat)

Nazlı Pektaş küratörlüğünde seyire açılan sergi, Yeşim Özkan ve Abdullah Güler imzalı üretimleri buluşturuyor. Silinmiş mekanların kalıntılarına doğru yapılan yolculuk, zamanın izlerini ve geçmişten gelen birikimi gözler önüne seriyor. Kentsel göstergeler, haritalar ve kerpiç eserler üzerinden hayat bulan mekanlar, derin bir bellek kaydına dönüşüyor. Bu anlamda galerinin kasa kimliğiyle örtüşürken, bireysel ve kolektif bellek sınırlarını keşfediyor.

Melike Abasıyanık Kurtiç, Kayada Büyüdüm Ben Galerist, 15 Ocak – 21 Şubat

(Görsel: sanatokur)

Kale Tasarım ve Sanat Merkezi’nin desteğiyle 15 Ocak’ta açılan sergi, 2024 yılında kurgulanan Erimtan Arkeoloji ve Sanat Müzesi’ndeki “Bir Denizkestanesinin Anıları” isimli sergiden ilham alıyor. Sanatçının form anlayışı ve malzeme kullanımı, denizkestanesinin varoluş çabalarını ve düşünce biçimini simgeliyor. Doğayla kurulan derin bağın arkasındaki hikayeyi merkeze alarak; denge, bilinçaltı, uyum ve deneyim üzerine katmanlı bir anlatı yapıyor. Böylece ziyaretçiyi hem doğadaki dengeleri hem de bilinçaltının derinliklerini keşfe davet ediyor.

Çiğdem Aky, “Santosha” |  Dirimart Pera, 8 Ocak – 22 Şubat

(Görsel: dirimart)

Sanatçı Çiğdem Aky’nin resim pratiğinde ulaştığı içsel sakinliği yansıtan sergi, Sanskritçe’de “yetinme” ve “mutlu olma” anlamlarına gelen “Santosha” teriminden yola çıkıyor. Resmin biçimsel sınırlarından arınan eserler, kısıtlı çerçeveleri geride bırakarak özgürleşme teması barındırıyor. Alışıldık düşünce kalıplarından sıyrılan her bir iş, sanatçının yumuşak ve sezgisel görsel dilini ortaya çıkararak içsel bir özgürleşme alanına dönüşüyor. Böylece modern ziyaretçiye saf varoluş ve zihin berraklığı gibi dingin konuları hatırlatıyor.

M.K. Perker, “Live”  | Pilot Galeri, 27 Ocak – 28 Şubat

(Görsel: haberturk)

Çizgi roman sanatçısı M.K. Perker, bu sergisinde alışılagelmiş sergi formatına meydan okuyor. Sergi mekanını doğrudan stüdyoya dönüştüren canlı üretim tekniği, ziyaretçiyi yaklaşık 1 aylık bir dönem boyunca sanatçının eser üretimine ortak ediyor. İzleyici önünde gerçekleştirilen eser yaratım süreci, etkileyici bir performans sanatına dönüşürken sanatın var edilme anını şeffaf şekilde ortaya koyuyor. Seyirciye sadece tamamlanan işlere değil, üretimin kendisine tanıklık etme şansı sunuyor.

Lal Batman, “The Grand Excess”  |  PİLEVNELİ, 28 Şubat’a kadar

(Görsel: pilevneli)

Çağdaş sanatçı Lal Batman’ın kişisel sergisi, dijital ve geleneksel teknikleri bir araya getirerek günümüz modern dünya sorunlarına ışık tutuyor. Sosyal medyanın parıltılı dünyasından yapay ve aşırı tüketim ortamına uzanan yolculuk, izleyiciye katmanlı bir dönem anlatısı sunuyor. Antik Mısır’da başlayan hikaye 21. yüzyılın dijital ve plastik dünyasıyla birleşince ortaya oldukça derin ve duyusal bir deneyim çıkıyor. Geçmişin zarafeti ve bugünün yüzeyselliği arasında kurgulanan hikaye, çağlar arası bir çatışmayı materyal çeşitliliğiyle zenginleştirerek görsel bir manifestoya dönüşüyor. 

İlginizi çekebilir: Dünyanın en popüler sanat müzeleri

Uplifers: Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.



Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale