X

İştahıyla başı dertte olanlar için “iştah canavarı” ile baş etmenin 10 etkili yolu

Bütün günü çok güzel geçirmenize rağmen akşam saatlerinde kontrolünüzü kaybettiğiniz ve iştah canavarına yenik düştüğünüz zamanlar oluyor mu?

Üzülmeyin yalnız değilsiniz, birçok kişi sizinle aynı sorunu yaşıyor olabilir. Üstelik bu problemi sadece akşam saatlerinde değil, sabahın erken saatlerinde, gece uykudan uyandığınızda ya da öğleden sonra herhangi bir saatte yaşıyor olabilirsiniz.

Öğleden sonra kendinize hakim olamıyor ve dolaptaki yüksek şeker / kalori içeren besinlere yöneliyorsanız, akşam eve gidince kendinizi tanıyamıyor ve sürekli bir şeyler yeme isteği duyuyorsanız, yemeklerden sonra kendinizi yine buzdolabının önünde buluyorsanız, gece boyunca sürekli yeme isteği duyuyorsanız iştah canavarının esiri olmuş olabilirsiniz.

İştah canavarına yenik düşmenizin birkaç nedeni olabilir, sorunun nedenini bilmek çözüme daha kolay ulaşmanıza da yardımcı olur:

  • Alışkanlıklarınız bu yönde değişmiş olabilir ve sadece alışkanlıklar sebebiyle o gün o saatte bir şeyler yeme isteği duyuyor olabilirsiniz.
  • Günün diğer saatlerinde yeterli ve dengeli beslenmeyerek, ihtiyacınız olan enerji ve besin ögelerini almıyor olabilirsiniz. Bu durum özellikle bütün gün yetersiz beslenip akşam yeme atağı kişilerde görülebiliyor.
  • Duygularınıza yenik düşüyor ve aslında aç değilken bile kendinizi bir şeyler yerken buluyor olabilirsiniz.
  • İnsülin metabolizmasına bağlı herhangi bir sağlık sorunundan dolayı sık acıkıyor ve tatlıya istek duyuyor olabilirsiniz. Yemeklerden 1-2 saat sonra aniden acıkma, gece uykudan uyandıran tatlı isteği ve özellikle karın bel bölgesine yoğunlaşmış kilo probleminiz varsa bir endokrinoloji ve metabolizma uzmanına görünmenizi tavsiye ederim.
İştah canavarıyla baş etmenin 10 yolu

1. Sabahları güne güzel bir kahvaltıyla başlayın ve kahvaltınızda mutlaka sizi uzun süre tok tutacak ve kan şekerinizi dengeleyecek protein kaynağı bir besine yer verin. Yumurta, peynir, süt veya yoğurt iyi seçimlerdir.

2. Düzenli öğün yapmaya özen gösterin, gün içinde almanız gereken besinleri 3 ana ve 1-2 ara öğün şeklinde planlayabilirsiniz. Böylece kan şekeri dengenizi daha iyi sağlamış olursunuz ve ani acıkmaları önleyebilirsiniz.

3. Sizi yoldan çıkardığını düşündüğünüz besinleri etrafınızda bulundurmamaya özen gösterin. “Yemesem de evde bulunsun” düşüncesiyle onları satın almak, yemek için attığınız ilk adımdır unutmayın.

4. Basit şeker ve basit şeker içeren besinler hızlıca acıkmanıza neden olabileceği için uzak durmaya özen gösterin. Basit karbonhidratları kompleks olanlarla yer değiştirin. Kompleks karbonhidratlara yönelmek için beyaz ekmek yerine tam tane tahıllı ekmekler, pirinç yerine bulgur, kinoa, karabuğday, kuru baklagilleri tercih edebilirsiniz.

Kinoa

5. Her gün süt grubu, et grubu, tahıl grubu, sebze ve meyve grubu, yağ grubu besinleri yeterli miktarda aldığınızdan emin olun. Eksik beslenmek daha sonra açlığınızı kontrol edememenize neden olabilir.

6. Yalnızlık, sıkıntı, ödüllendirilme, sevgi boşluğu, üzüntü kızgınlık gibi birçok duygu açlık ile karışır. Stresli geçen bir günün ardından “ yoruldum, çalıştım ve iyi bir yemeği hak ettim duygunuz “ var ise bunu gözden geçirmekte fayda var çünkü kendinizi ödüllendirmenin tek yolu yemek olmamalı. Bunun en güzel yolu bir yeme günlüğü oluşturmak her gün duygularınızı ve yediklerinizi oraya yazmak. Sorunu bulmada ve çözmede çok faydalı olduğunu göreceksiniz.

7. Kendinize zaman ayırın. Meditasyon veya sizin için meditatif etkisi olan başka bir aktiviteyi her gün veya iki günde bir tekrarlayın.

8. Spor yapın. Spor yapınca ne kadar iyi hissettiğinizi ve çikolataya ihtiyaç duymadığınızı görünce siz de şaşıracaksınız.

9. Buzdolabı (veya erzak dolabı, ilk yöneldiğiniz hangisiyse) kapısına kendinize hatırlatma niteliğinde bir yazı asın.

10. Telefonunuzu daha çok kullanın. Canınız yemek istediğinde önce bir arkadaşınızla konuşun, o sıradaki hislerinizi paylaşın. Bakalım kapadığınızda aklınızda hala yemek olacak mı?

İlginizi çekebilir: Güneşten aldığımız D vitamini neden önemlidir, eksikliğinde neler olur?

Yazarın diğer yazıları için tıklayın.

Dilara Koçak: 1990 yılında beslenme ve diyet mesleğine gönül veren Koçak, Hacettepe Üniversitesi, “Beslenme ve Diyetetik” mezunudur. Yüksek lisansını da aynı üniversitede tamamlayarak uzman ünvanını almıştır. Hâlâ Mezura Kliniğinde bireysel ve kurumsal beslenme ve danışmanlık hizmeti vermektedir.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale