X

Işık kirliliğini yok ederek gökyüzünü yeniden tasarlayan proje: Skyglow

Türkçe karşılığı gökyüzü parıltısı olan “Sky Glow”, şehirde kullanılan suni ışıkların gökyüzüne yansıması olarak tanımlanıyor. Peki, Los Angeles’da ışıkların olmadığı bir akşam, kafanızı kaldırıp gökyüzüne baktığınız zaman olağan dışı ne görebilirsiniz?

Bu soruya film yapımcıları Gavin Heffernan ve Harun Mehmedinovic, hazırladıkları muhteşem bir hızlandırılmış çekimle yanıt veriyorlar. Kuzey Amerika’da, yani Melekler Şehri Los Angeles’ta en güzel şekilde korunmuş koyu gökyüzüyle beraber ışıklı kentin canlılığını birlikte film eden ikili, bu iki zıt görüntüyle önemli bir mesaj vermek istediğini açıklıyor.

Video, bahsedilen film yapımcılarının dünyadaki her kentin ışık kirliliği problemlerini araştırmak ve vurgulamak amacıyla giriştikleri multimedya projesi olan Skyglow’un bir parçası ortaya çıkıyor.

Işık kirliliği, doğadaki canlıları ve ekosistemi nasıl etkiliyor?

Proje, ışık kirliliğinin gezegenimizi ilgilendiren en acil problem olmasa da, gün geçtikçe insanlıkla doğa arasında derin bir ayrıma sebebiyet vereceğini öne sürüyor. Işık kirliliği, insan ve hayvan hayatının yanı sıra, özellikle geceleri vahşi hayatı etkilemekte ve ekosistemi alt üst etmektedir. Bununla beraber, büyük miktarda enerjinin israf edilmesine ve gök bilimiyle ilgili araştırmaların etkilenmesine de yol açmaktadır.

Skyglow projesi, nasıl ortaya çıktı?

Heffernan ve Mehmedinovic, ışık kirliliğinin günümüzde ne derece yaygın ve yok edici bir problem olduğunu anladıktan sonra suni ışıklarla aydınlatılan gökyüzünün, doğanın gerçek sihrini yok ettiğini öne sürerek Skyglow projesine başladıklarını duyuruyorlar.

Bosna’da büyüyen ve şimdi Arizona-Flagstaff ’da yaşayan Mehmedinovic çocukken her zaman yıldızların kendini büyülediğini ve içine çektiğini söylüyor. Amerika’ya gelip şehirden şehre sürüklenirken yıldızları göremediğini fark etmesinin uzun zaman aldığını belirten Mehmedinovic, ancak şehir dışına çıktığı araba yolculuklarında kafasını kaldırıp yıldızları görebildiğini anlıyor. Aynı zamanda yıldızlara bakarken çocukluğuna döndüğünü ve bu durumun kendisini her seferinde ne denli etkilediğini de belirtiyor.

Mehmedinovic, Los Angeles hızlandırılmış videosunu oluştururken birçok zahmete girerek Picasa programıyla kentin ışıklarıyla solmuş gökyüzünü keserek yerine suni ışık etkisinden korunmuş Dark Valley veya Grand Canyon’un gökyüzünü koyduğunu açıklıyor.

Los Angeles’ta yaşayan Heffernan ise “Skyglow, gece gökyüzünü yeniden keşfetmenin ve nasıl korumak gerektiğini anlamak için muhteşem bir yol. Biz suni ışıklarla vahşice yıkanmış gökyüzüyle, ışıktan uzak kalmış koyu gökyüzünü karşılaştırmaya odaklandık. Bu iki gözle görülür gerçek yan yana gösterildiğinde, ekolojik olarak birçok açıdan akıllıca seçimler yapılmasına olanak sağlayacağını düşünüyoruz. Bu da zaten Skyglow projesinin en temel amacı!” sözleriyle detayları anlatıyor.

Kaynak

Huffington Post

Uplifers: Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale