X

İnsan doğaya karşı: Vendee Globe 2016-2017

Yelken sporuyla ilgisi olsun olmasın, pek çoğumuzun yelkenli ile dünya seyahati hakkında ufak da olsa bilgisi vardır. Evini bırakıp dünyayı seyyah olarak gezmekten farklı olarak, evini de kendiyle birlikte götürüp dünyadaki muhteşem güzellikleri en az 1 yılda gezen insanların sayısı gün geçtikçe artıyor.

Peki dünya turu istediğin ülkenin, istediğin koyunda vakit geçirilen zorlu ama keyifli bir seyahat olmaktan çıkıp, durmaksızın yapılan bir yarışa dönerse ne olur? Hatta bu yarışta size yardım eden hiçbir makine gücü, hatta hiçbir insan gücü olmazsa?

Vendee Globe nedir?

Vendee Globe, insanın doğayla olan mücadelesinde limitleri zorlayarak “Yelkenin Everest’i” olarak anılan, durmaksızın dünya turu yapmayı amaçlayan tek solo yelken yarışıdır.

Vendee Globe, insanın doğayla olan mücadelesini limitleri zorlamasından dolayı ‘Yelkenin Everest’i’ olarak anılmaktadır.

Dört yılda bir gerçekleştirilen yarış, ilk solo dünya turu yarışı olan Golden Globe (1968)’dan ilham alarak, 1989 yılında gerçekleştirildiğinde üç aydan fazla sürmüştü.

Bugün gelinen noktada ise yarışın rekoru 78 gün ile Fransız yelkenci François Gabart’ın elinde bulunuyor.

Can kaybı dahil pek çok sarsıcı olayın yaşandığı olaylı 1996-97 yılı yarışını konu alan ‘Tanrı’nın Terk Ettiği Deniz’ (Godforsaken Sea) kitabında bu yelkencilerin seviyesi şöyle anlatılıyor;

Bu adamlar 30 knot rüzgârda balon yelken ve ana yelkeni açıp, 20 feet’lik dalgalarda kayarken rüzgârla birlikte rahatlıkla gidebilir. Üstelik bu şartlarda, balonla kavança atarlar. Üstelik de gecenin bir vakti, karanlıkta, tek başına!

Vendee Globe 2016-2017, 6 Kasım günü start aldı ve hala devam ediyor. Yarışın web sitesinden teknelerin anlık pozisyonları takip edilebiliyor.

Tasvir edildiğinde hayal etmesi dahi zor olan bu şartlar, bir helikopterin kamerasına takılan Alex Thomson tarafından gözler önüne serilmiş. Alex Thomson’un bu şartlardayken bile teknedeki rahatlığı takdire şayan. İşte o video:

Dilara Beyler: 1991 İstanbul doğumluyum. 2015 yılında Boğaziçi Üniversitesi Kimya Bölümü'nden mezun oldum. 2001 yılında yelkenle tanıştım ve o günden beri hayatımdan hiç çıkmadı. Yelken sporuna çocukluğumda bireysel yarışmalarla başladım. Daha sonra çocuklar için yelken antrenörlüğü yaptım ve 2011 yılında yelken hakemi oldum. 2009 yılında Boğaziçi Üniversitesi Yelken Takımı'na katılmamla beraber yelken sporu benim için bireysellikten çıktı ve ekip sporu olan yat yelkenciliğine yöneldim. Şuan hala aktif olarak yat yarışlarına katılıyor ve hakemlik yapmaya devam ediyorum. Bunun yanında her zaman okumaya meraklı, kendini geliştirmeye çok kafa yoran biri oldum ve hem yaptığım sporda, hem de gündelik hayatımda motivasyonumu yüksek tutmak adına araştırmalar yapmak vazgeçilmezim oldu. Konuşmayı, anlatmayı seven halim de beni buraya getirdi. :)

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.

i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale