X

İnsan beyninde mikroplastik tehlikesi: Sağlığımızı nasıl etkiliyor?

Dünyada plastik kirliliği uzun süredir çevresel bir sorun olarak ele alınıyor. Fakat yapılan son araştırmalar, bunun doğrudan insan sağlığını da etkileyen biyolojik bir risk haline geldiğini gösteriyor. Nature Medicine’da yayınlanan güncel çalışmalarda mikro ve nanoplastiklerin insan beyninde birikebildiğini, son yıllarda ise bu birikimin hızlandığını ortaya koydu. 

1997-2024 yılları arasında yapılan otopsilere yönelik gerçekleştirilen bir analizde, beyin dokusundaki mikroplastik yoğunluğunda belirgin bir artış saptandı. Özellikle 2016-2024 arası sekiz yıllık dönemde yaklaşık %50’lik bir artış söz konusu. İnsan beyninde mikroplastik tehlikesi, nörolojik hastalıklar, bilişsel işlevler ve beynin çalışma düzenine etkileri nedeniyle yeniden gündeme geldi. 

Mikroplastik nedir? Nerelerde bulunur?

Mikroplastikler, 5 mm’den daha küçük boyutlara sahip plastik parçacıklardır. Büyük plastiklerin zamanla parçalanması ya da doğrudan bu boyutta üretilerek çevreye yayılan mikroplastikler, doğada kalıcı olarak değerlendirilirler. Fiziksel olarak parçalanmalarına rağmen tamamen yok olmamalarıyla çevreye büyük zararları olan mikroplastiklerin insan vücudunda da olumsuz etkileri bulunuyor. Son dönemde kan, plasenta, akciğer ve beyin dokusunda tespit edilen parçacıklar, solunum ve sindirim yoluyla insan vücuduna girebiliyor. 

Mikroplastiklerin yaygın şekilde bulunduğu yerler şöyledir:

  • Plastik ambalajlı gıdalar ve içecekler
  • Musluk suyu ve şişelenmiş içme suları
  • Deniz ürünleri 
  • Tuz çeşitleri
  • Sentetik tekstil ürünleri
  • Ev tozu
  • Kozmetik ve kişisel bakım ürünleri
  • Hava yoluyla taşınan çevresel partiküller

İnsan beyninde mikroplastik tehlikesi ne zaman fark edildi?

İnsan beyninde mikroplastik varlığına dair ilk ciddi bulgular 2010’lu yılların sonlarına doğru yapılan analizlerle gündeme gelmeye başladı. Bu döneme kadar mikroplastikler, daha çok çevresel kirlilik ve sindirim sistemi üzerindeki etkileri aracılığıyla inceleniyordu. Fakat kan, plasenta, akciğer dokusunda bu parçacıkların saptanması, mikroplastiklerin kan-beyin bariyerini aşma ihtimalini bilimsel olarak gözler önüne serdi. 

Konuyla ilgili asıl kırılma noktası, otopsi örnekleri üzerinden yapılan karşılaştırmalı bilimsel çalışmalarla gerçekleşti. 1997-2024 yılları arasında yapılan otopsilerde incelenen beyin dokularının analiz edilmesiyle beraber mikro ve nanoplastik birikiminin yıllara göre artış eğiliminde olduğu belirlendi. 

İnsan beyninde mikroplastik tehlikesine yönelik yapılan araştırmalar, mikroplastiklerin beyinde diğer organlara kıyasla daha yüksek yoğunlukta birikebildiğini gösteriyor. Elde edilen bulgular, mikroplastiklerin insan sağlığı açısından çevresel bir sorun olmanın da ötesinde nörolojik etkileriyle de ele alınması gerektiğini vurguluyor. 

İnsan beyninde mikroplastik birikimi: 1997-2024 verileri

1997-2024 yıllarını kapsayan otopsi temelli bilimsel çalışmalar, insan beyninde mikro ve nanoplastik birikiminin zaman içerisinde önemli ölçüde arttığını ortaya koydu. Farklı yıllara ait doku örneklerinin karşılaştırılmasıyla plastik üretimi ve çevresel maruziyet arttıkça beyin dokusundaki plastik yoğunluğunun da artış gösterdiği görüldü. Özellikle son 10 yılın verileri, önceki dönemlere kıyasla bu birikimin dikkat çekici seviyelere yükseldiğini gösteriyor. 

İnsan beyninde mikroplastik birikimine dair elde edilen sonuçlar şöyledir:

  • 1997-2013 yılları arasında incelenen beyin dokularındaki mikroplastik varlığı sınırlı düzeydedir.
  • 2016 yılına ait örneklerde, beyin ve karaciğer dokusunda plastik parçacık sayısında artış tespit edildi.
  • 2024 yılı otopsi örneklerinde ise beyin dokusundaki mikroplastik varlığının önceki yıllara göre daha yüksek düzeyde olduğu saptandı.
  • Yapılan araştırmada en sık rastlanan plastik türü poşet ve ambalajlarda yoğun olarak kullanılan polietilen oldu. Polietilen, toplam mikroplastik parçacık sayısının %75’ini oluşturuyor.
  • Beyinde tespit edilen parçacıkların büyük bölümü ise nano ölçekli plastikler ve pullardan oluştu. 

Elde edilen veriler, mikroplastik birikiminin yaş, cinsiyet ya da ölüm nedeninden bağımsız olarak gerçekleşebileceğini ortaya koydu. Araştırmacılar, örnek sayısının sınırlı olmasına karşın parçacık sayısında önemli bir artış olduğunu vurguluyor. 

Mikroplastikler beyne nasıl ulaşıyor?

Mikroplastikler, sindirim ve solunum yoluyla vücuda girdikten sonra kan dolaşımına karışarak beyne kadar ulaşabilir. Havadaki plastik lifler solunduğunda akciğer dokusunu aşabilen parçacıklar, yiyecek ve içeceklerle alınması halinde bağırsak bariyerini geçerek dolaşıma karışabilir. 

Nano ölçekli plastiklerin insan vücudunda koruyucu bir işlev görev kan-beyin bariyerini aşabildiği ve beyin dokusunda birikebildiği de yapılan çalışmalarla beraber kanıtlandı.  Bilim insanları, bu sürecin plastik parçacıkların boyutunun küçülmesiyle daha kolay gerçekleşeceğini vurguluyor. 

Neden diğer organlara göre beyinde daha çok birikiyor?

Beyinde mikroplastik birikiminin diğer organlara göre daha yüksek olmasının temel sebebi, nano ölçekteki parçacıkların sinir sistemiyle biyolojik uyum göstermesidir. Beyin, yüksek yağ içeriğine sahip olan bir organ olarak özellikle polietilen gibi lipofilik plastik parçacıkların dokuda tutunmasını kolaylaştırıyor. Ek olarak sınırlı atılım mekanizmalarına sahip olan beyin, bu tür yabancı maddeleri karaciğer ve böbrek kadar hızlı şekilde uzaklaştıramıyor. 

Beyinde mikroplastik birikimini kolaylaştıran etkenler şöyledir:

  • Beyin dokusunun yüksek yağ oranı mikroplastiklerin tutulmasını artırır
  • Nano boyuttaki plastikler kan-beyin bariyerini aşabilir
  • Beyinde lenfatik drenaj sınırlıdır, atılım yavaştır
  • Sinir hücreleri yenilenme açısından diğer dokulara göre daha sınırlıdır
  • Sürekli kanlanma, dolaşımdaki mikroplastiklerin beyne temasını artırır

Beyinde sıkça görülen plastik türleri

Beyin dokusunda en sık görülen plastik türü polietilen olarak biliniyor. Organdaki toplam mikroplastik yükünün büyük bir bölümünü oluşturan madde, plastik poşetler, şişeler ya da gıda ambalajlarında yaygın kullanımı nedeniyle çevrede de en sık görülen plastik çeşididir. Nano ölçekli yapısı nedeniyle ilgili plastik türü, kan-beyin bariyerini daha kolay şekilde geçebiliyor. 

Beyinde rastlanan bir diğer yaygın plastik türü de polipropilen olarak biliniyor. Genel olarak gıda kapları ve tekstil ürünlerinden kaynaklanan bu madde, hafif ve dayanıklı yapısı sayesinde çevrede uzun süreler bozulmadan kalabiliyor. Solunum ve sindirim yoluyla vücuda girebilen parçacık, dolaşım sistemi aracılığıyla beyne kadar ulaşabiliyor. 

Daha düşük oranlarda da olsa polistiren ve PVC gibi plastik türleri de beyinde rastlanan parçacıklar arasında yer alıyor. Polistiren, köpük ambalajlar ve tek kullanımlık ürünlerle ilişkilendirilir. Hücresel olarak toksik bir maddedir. Bu plastiklerin beyindeki etkileri henüz netleşmedi, ancak uzun vadede risk ihtimalinin yüksek olduğu belirtiliyor. 

Mikroplastiklerin beyin sağlığı üzerindeki etkileri

Önceleri mikroplastikler, daha çok çevre problemi olarak değerlendirilirken, konuyla ilgili son bulgular bu parçacıkların beyin sağlığı üzerinde de olumsuz etkilere sahip olduğunu gösterdi. Son yıllarda yapılan bilimsel çalışmalar, mikroplastiklerin hücresel düzeyden bilişsel işlevlere kadar çok yönlü etkiler oluşturabileceğini gösterdi. 

Mikroplastiklerin beyin sağlığı üzerindeki etkileri şöyledir:

1- Hücre yapısını zayıflatır

Mikro ve nanoplastikler, küçük boyutları nedeniyle hücre zarını geçerek içine nüfuz edebilir ve burada yapısal bütünlüğü bozabilir. Laboratuvar çalışmalarında bu parçacıkların hücre zarında oksidatif stres oluşturduğu, lipit yapıyı zayıflattığı ve hücre içi organellerin işlevini olumsuz etkilediğini göstermektedir. Hücre zarındaki esnekliğin azalması ise iyon dengesini bozarak hücrenin dış uyaranlara verdiği yanıtın zayıflamasına yol açar. Böylece beyin dokusunda hücre yenilenmesi güç hale gelerek uzun vadede dayanıklılığı etkiler. 

2- Hücreler arasında iletişimi yavaşlatır

Mikroplastikler, sinir hücreleri arasındaki hassas iletişim ağını doğrudan ya da dolaylı olarak olumsuz yönde etkileyebilir. Özellikle nanoplastikler sinir hücrelerine yerleştiği takdirde, sinaptik iletim süreçlerinde aksamalara neden olabilir. Hücre içi sinyal iletişiminin bozulması ise beynin bilgi işleme hızını düşüren temel nedenlerden biri olarak değerlendiriliyor. 

Mikroplastiklerin hücreler arasındaki iletişimi yavaşlatmasına neden olan etkenler:

  • Nanoplastiklerin sinaps çevresinde birikerek nörotransmitter salınımını azaltması
  • Hücre zarındaki iyon kanallarının işleyişini bozarak elektriksel iletimi yavaşlatması
  • Oksidatif stres yoluyla sinir hücreleri arasındaki bağlantıların zayıflamasına neden olması
  • Hücre içi kalsiyum dengesini bozarak sinyal iletiminde düzensizlik oluşturması

3- İltihaplanma riski

Mikroplastikler, beyin dokusuna ulaştığında bağışıklık hücrelerini aktif hale getirerek kronik iltihaplanma sürecini tetikleyebilir. Parçacıklar, yabancı madde olarak algılandığından dolayı mikroglia hücreleri sürekli uyarıldığı için inflamatuar yanıt artar. Sürekli şekilde gerçekleşen nöroinflamasyon, sinir hücrelerinin onarım kapasitesini azaltır ve beyin dokusunda yapısal-işlevsel bozulmalara zemin hazırlayabilir. 

4- Hafıza ve dikkati olumsuz etkiler

İnsan beyninde mikroplastik tehlikesi, doğrudan öğrenme, hafıza, dikkat süreçlerinde olumsuz etkilerle de ortaya çıkabilir. Hücre içi stres, iltihaplanma ve sinir hücreleri arasındaki iletişimi zayıflatarak bilgi işleme hızını düşürür. Yapılan bilimsel çalışmalar, mikro ve nanoplastik maruziyetinin bilişsel performansta azalma ve dikkat süresinde kısalmayla ilişkili olabileceğini gösteriyor. 

5- Nörolojik hastalık riskini artırır

Mikroplastikler beyne biriktiğinde sinir dokularının hassas dengesi bozulur ve uzun vadede nörolojik hastalık riski artar. Parçacıklar, doğrudan oksidatif stres, iltihaplanma ve hücresel işlev bozukluklarını tetikleyerek beyin sağlığını olumsuz yönde etkileyebilir. 

Beyinde mikroplastik birikiminin nörolojik hastalık riski bakımından etkileri şöyledir:

  • Beyinde kronik inflamasyonu artırarak sinir hücrelerinin zamanla hasar görmesine neden olabilir.
  • Oksidatif stres yoluyla nöronların erken yaşlanmasını ve işlev kaybını hızlandırabilir.
  • Kan-beyin bariyerinin bütünlüğünü bozarak toksik maddelerin beyne geçişini kolaylaştırabilir.
  • Damar yapısını etkileyerek felç ve diğer serebrovasküler hastalık riskini yükseltebilir.
  • Alzheimer ve Parkinson gibi nöro dejeneratif hastalıklarla ilişkili biyolojik süreçleri tetikleyebilir.

Mikroplastik maruziyeti nasıl azaltılabilir?

Mikroplastiklerden tamamen uzak durmak, günümüz koşullarında mümkün bir yaklaşım değildir. Fakat günlük alışkanlıklarda yapacağınız değişikliklerle maruziyeti belirgin şekilde azaltabilirsiniz. Özellikle su, gıda, ev içi eşyalar ve yaşam alanları üzerinden alınan mikroplastikleri kontrol altına alabilmek mümkündür.

Mikroplastik maruziyeti nasıl azaltılabilir? İşte yanıtı:

1- İçme suyunu filtreleyin

Mikroplastiklere en sık maruz kalınan kaynakların başında içme suyu geliyor. Musluk ve şişe sularında yoğun olarak bu parçacıklar tespit edilmiştir. Araştırmalar, ters ozmoz ve aktif karbon içeren filtre sistemlerinin sudaki mikroplastik miktarını önemli ölçüde azaltabildiğini göstermektedir. 

2- Plastik ambalajlı gıdalardan uzak durun

Mikroplastik geçişi açısından önemli bir risk oluşturan maddeler arasında yer alan plastik ambalajlar, özellikle ısıya ya da uzun süreli temasa maruz kalındığında büyük bir risk doğurur. Paketli, yoğun işlenmiş gıdalarda mikroplastik yoğunluğu daha yüksektir. Bu nedenle cam, metal ya da kağıt ambalajlı ürünleri tercih etmek, bunun yanı sıra taze gıdaları evde hazırlamak, mikroplastik alımını azaltma noktasında oldukça etkilidir. 

3- Plastik eşyaları kullanmayın

Günlük hayatta sıkça kullanılan plastik mutfak eşyaları, saklama kapları ve kişisel bakım ürünleri zamanla aşınarak mikroplastik yayılımını artırabilir. Özellikle kesme tahtaları, spatulalar, sıcakla temas eden plastik ürünler bu riski artırmaktadır. Cam, paslanmaz çelik, seramik ya da ahşap gibi alternatif malzemelere yönelerek uzun vadede mikroplastik maruziyetini azaltmaya yardımcı olabilir. 

4- Yaşadığınız ortamdaki havayı iyileştirin

Mikroplastiklerin en yoğun olduğu ortamlardan bir diğeri de kapalı alanlardır. Özellikle sentetik tekstil ürünleri, halı ya da plastik bazlı mobilyalardan kaynaklanan bu parçacıklardan kaçınmanız için evinizi düzenli olarak havalandırmanız gerekiyor. HEPA filtreli hava temizleyiciler kullanarak, toz tutucu yüzeyleri sıkça temizleyerek havadaki parçacık yoğunluğunu azaltabilirsiniz. 

5- Tek kullanımlık plastik tüketimini sınırlayın

Tek kullanımlık plastik ürünler, günümüzde mikroplastik kirliliğine neden olan etkenlerin başında geliyor. Plastik bardak, pipet, tabak ve poşetlerin yerinde yeniden kullanılabilen alternatif ürünleri tercih etmek, maruziyeti doğrudan azaltır. Alışveriş ve tüketim alışkanlıklarında bu gibi kalıcı çözümlere yönelerek mikroplastiklerin beyin ve diğer organlardaki olumsuz etkilerinden kaçınabilirsiniz.

Kaynak: mindbodygreen, nature, theguardian

İlginizi çekebilir: Gizli toksinlerden arınma rehberi: Sakızlardaki mikroplastiklerden nasıl korunursunuz?

Uplifers: Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!

Dyson Airwrap Co-anda2x™’ya geçmek için 5 geçerli sebep

Sabah aynanın karşısında saçlarla geçirilen birkaç dakika, aslında günün enerjisini ve ruh halini belirliyor. Günün keyifli anlarından biri olan saç şekillendirme ritüeli, doğru araçlarla birleştiğinde tüm günün enerjisini pozitif yönde değiştirebilir. 



Dyson saç şekillendirme ürünleri hayatımıza girdiğinden beri saçlarımızı istediğimiz şekle sokmamıza yardımcı oluyor hem de bunu yaparken ısı hasarından koruyor. Şimdi ise saç şekillendirmenin bir adım ötesine geçerek bambaşka bir deneyim sunuyor. Dyson Airwrap Co-anda2x™ iki kat daha fazla hava basıncı yaratıyor. Böylece saç kurutma ve şekillendirme süresi neredeyse yarıya düşüyor.               

1. Farklı başlık seçenekleriyle hem günlük kullanımda hem özel günlerde kullanım imkanı

Saç şekillendirme artık tek bir forma sığdırılmıyor. Yeni Airwrap, sahip olduğu başlık çeşitliliği ile güzellik anlayışına farklı bir boyut getiriyor. İster hacimli bukleler, ister pürüzsüz düz fönler, ister doğal dalgalar olsun; her saç tipi ve ruh hali için bir çözüm sunuluyor.

Dyson Airwrap Co-anda2x™  modeliyle, sadece başlık değiştirerek, kuaför kalitesinde sonuçları ev konforuna taşıyarak herkesin kendi stilini özgürce yansıtması hedefleniyor.

2. Düz-dalgalı saçlar ve bukleli saçlar için farklı setler

Dyson, yeni  Airwrap Co-anda2x™   imodeliyle kullanıcı deneyimini bir adım daha ileri taşıyor. Artık herkesin saç şekline göre tasarlanmış bir başlık setine sahip olması mümkün.

  • Kıvırcık ve Bukleli Saçlar için farklı  bir set ve Düz veya Dalgalı Saçlar için farklı bir set sunuluyor.
  • Bu sayede, farklı saç şekillerine sahip insanların farklı ihtiyaçları karşılanırken hiçbir zaman kullanmayacak başlıklar elinize dolanmıyor.      



3. Kullanım alışkanlıklarınızı hatırlıyor

Dyson’ın teknolojik üstünlüğü, ürünün kullanım alışkanlıklarını hatırlama yeteneği ile pekişiyor. Bluetooth bağlantısı sayesinde kullanıcılar, saç şeklini, uzunluğunu ve şekillendirme tercihlerini uygulamaya kaydedebiliyor.

Bu özellik, Airwrap’ın sıcaklık ve hava akışını, kullanıcının ihtiyaçlarına göre ayarlamasını sağlıyor. Başlık değiştirildiğinde ise o başlıkla ilgili yapılan ayarı hatırlıyor. Bu kişiselleştirme, cihazın çok daha pratik bir şekilde kullanılmasının önünü açıyor.

4. Yeni nesil motor,daha hızlı sonuçlar

Modern yaşamın temposunda her dakika değerli. DDyson Airwrap Co-anda2x™D, yenilenen motor teknolojisiyle bu zamanı size geri kazandırıyor. Artık saç kurutmak ya da şekillendirmek uzun bir hazırlık süreci olmaktan çıkıyor; güçlü hava akışı sayesinde saçlar daha kısa sürede kuruyor, daha hızlı şekilleniyor. İster belirgin bukleler, ister dalgalı ve düz modeller elde etmek daha kolay. 

5. Teknoloji ve güzelliğin buluşma noktası

Dyson Airwrap Co-anda2x™  sadece bir saç şekillendirici değil; teknolojinin zarafetle buluştuğu yeni bir güzellik anlayışı sunuyor. Her detayı, kendinizi en iyi hissettiğiniz anlara eşlik etmek için tasarlandı. Hızlı, kişisel ve etkili… Çünkü Dyson’a göre güzellik; bir kalıba sığmak değil, kendi en iyi halinizi bulmakla başlıyor.

*Bu yazı Dyson’ın katkılarıyla hazırlanmıştır.

İlgili Makale