X

İlişkinizin durumu kök ailenizde yaşadıklarınızda saklıdır

İçine doğduğumuz, fiziksel, duygusal ve psikolojik olarak yaşadığımız ve yetiştiğimiz ailemiz kök ailemizdir. Geçmişe dayalı köklerinin etkisi derin olmakta ve kişinin şimdiki yaşamında da önemli rol oynamaktadır. Sağlıklı bir gelişim gösteren kişi hem özerk hem de yakın olabilen bir kişidir.

Bireyler geçmişlerinde ebeveynleriyle ne kadar duygusal ilişkilerini kesmişlerse, evliliklerinde o kadar başarılı olurlar.

Kök ailenin evlilik üzerindeki etkilerini açıklayan kuramsal yaklaşımlara ve gelişimsel özelliklere bakıldığında; ailede yaşanan olayların, anıların, ilk ailedeki gözlemlerin, anne-babadan edindikleri bilgi ve becerilerin kişilerin kendi ilişkilerinde ve evlilikleri üzerinde etkili olabileceği görülmektedir. Kişilerin evlilikteki davranışlarının çoğu, çocukluk döneminde ailelerindeki evlilik sürecini gözleme yolu ile oluşmakta ve aileyi bir sistem olarak düşündüğümüzde herhangi bir alt sistemde meydana gelen problemler diğer alt sistemleri de etkilemektedir. Bu etkinin çocukların kişiliklerinin ve ilişkiye dair algılarının oluşması noktasında önem kazandığı ifade edilmektedir.

Bireylerin kendilerini kök ailelerinden farklılaştırıp farklılaştırmamaları kök ailenin duygusal süreciyle ilgilidir. Ve bireyler, yaşam tarzı kalıpları ve kök ailelerinden getirmiş oldukları farklılaşma düzeyleriyle evliliğe başlarlar. Farklılaşma seviyesi ne kadar düşük olursa, gelecek için potansiyel problemler o kadar büyük olur. Farklılaşma düzeyi yükseldikçe bağımlılık ve karmaşa azalır. Herkesin ailelerine bir ölçüde çözülmemiş duygusal bağlılığı vardır. Farklılaşma seviyesi ne kadar düşükse, çözümlenmemiş bağlanma o kadar yoğun olur. Burada duygusal ilişkiyi kesme kavramı çok önemli bir husustur. Duygusal ilişkiyi kesme, insanların kendilerini geçmiş köklerinden ayrıştırarak bugünkü yaşam ve durumda kendilerince yaşama biçimleridir. Bireyler geçmişlerinde ebeveynleriyle ne kadar duygusal ilişkilerini kesmişlerse, evliliklerinde o kadar başarılı olurlar.

Bireylerin genelde kök aileleri ile çözülememiş problemleri vardır.

Evlilikte eşlerin birbirlerini algılama, yanlış algılama, algılayamama ve iletişim kurma, yanlış kurma ya da kuramama aslında eşlerin kendi kök ailelerinden getirdikleri düşünce sistemleriyle ilgilidir ki biz bunlara şemalar diyebiliriz, yani düşünce kalıplarımız. Evlilik içinde eşler kendilerine ait bu kalıpları çoğunlukla birbirine yansıtmaktadır.

Bireylerin genelde kök aileleri ile çözülememiş problemleri vardır. Bu çözülememiş problemler bireyin kişiliğinin önemli bir parçasını oluşturmaktadır. Ayrıca bu çözülememiş problemler iç ruhsal problemlere de neden olmaktadır. Ve maalesef birey çözülememiş problemlerini yeniden yaşayabileceği kişilerle evlenir ve bu amaç doğrultusunda eşini seçer. Çoğunlukla bu problemler çocuğa da yansıtılır ve çocukta semptom (belirti) oluşabilir. Bu sebeple şu anki ailedeki/evlilikte problemlerin anlaşılabilmesi ve çözülebilmesi için öncelikle kök ailedeki problemler anlaşılmalı ve çözülmelidir. Bu sayede şu anki ailedeki iletişim ve etkileşim daha yapıcı hale gelecektir.

 

İlginizi çekebilir: Sevgili ailem bana duygu koçluğu yapar mısınız?

İdil Arasan Doğan: İstanbul doğumlu olan Öğr. Gör. İdil Arasan Doğan, Üsküdar Üniversitesi Psikoloji Yüksek Lisans programı ile başladığı akademik yaşamını Psikoloji Doktora Programı ile sürdürmektedir. Yüksek Lisans Bitirme Tezini, Prof. Dr. A. Oğuz Tanrıdağ danışmanlığında "Alzheimer Hastaları Bakım Veren İyi Oluş Psikoeğitim Programının Bakım Verenlerin Tükenmişlik Sendromu Üzerine Etkisi" konusunda vermiştir. Üsküdar Üniversitesi Anne & Bebek Ruh Sağlığı Merkezi ve Türkiye Alzheimer Derneği’nde yönetim kurulu üyeliği bulunmaktadır. Akademik çalışmalarına; geriatri, anne & bebek ruh sağlığı, kişilerarası ilişkiler, pozitif psikoloji bağlamında devam etmekle birlikte özellikle yaşlanma, demans; Alzheimer, kişilerarası ilişkiler alanlarında yoğunlaşmıştır. Yapılandırmış olduğu "Hasta Yakınları İyi Oluş Programı"nı Kadıköy Alzheimer Merkezi’nde 3 yıl boyunca uygulamıştır ve halen aynı merkezde ayda 1 kez olmak üzere "Hasta Yakını Destek Programı"nı yürütmektedir.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale