Sevgili ailem; bana duygu koçluğu yapar mısınız?

Duygu koçluğu, ebeveynin çocuğuyla sıcak bir iletişimle, duygular, duyguların önemi ve gerekliliği üzerine konuşmasından ortaya çıkmış bir kavramdır.

Ebeveynler, duygu koçluğu yaparak çocuklarının duygularını uygun tarzda ifade etmesi ve düzenlemesine yardımcı olur. Çocuğun olumsuz duygularını tanıması, kabul etmesi, duygularını uygun bir dille ifade etmesi ve duygularıyla başa çıkabilmesi için ebeveynin yol göstermesi gereklidir.

Peki biz yetişkinler, geçmiş yaşantılarımızda duygularımızı ne kadar tanıdık, kabul ettik ve ifade ettik? Bu sorunun cevabı çocuğa davranışta çok önemli bir noktadır… Bunu bir düşünüp, gerekirse yardım alarak yola devam etmekte fayda vardır. Konunun bu kadar önemli olmasının sebebi ise şudur: Duygularını tanımadan yetişen bireyler, kendini ve diğerlerini kabul etmede, kendini ifade etmede, ilişkilerde duyguyu anlama ve buna göre davranmada problem yaşarlar ve psikolojik olarak sağlam birey olmaları da oldukça zordur. Yapılan araştırmalara göre duygular hakkında konuşulan çocuklar akranlarıyla daha çok empatik ilişki geliştirmektedir. Özellikle okul öncesi dönemdeki çocuklarla yapılan araştırmalar, duygu koçluğu sayesinde duygu düzenlemeyi öğrenen çocukların sonraki yıllarda tüm yaşam alanlarında daha başarılı ve mutlu bireyler olduklarını göstermiştir.

Bir ebeveyn olarak duygularınızı çok yoğun yaşıyorsanız ve duygularınız çok değişkense, koçluk yapmanız oldukça zordur.

Duygu düzenleme stratejilerini öğrenen bir çocuk, daha az içselleştirme yapmakta ve psikolojik/sosyal uyumu da daha yüksek olmaktadır. Yalnız şunu belirtmek gerekir ki; bir ebeveyn olarak duygularınızı çok yoğun yaşıyorsanız ve duygularınız çok değişkense, koçluk yapmanız oldukça zordur. Evet yine bir ebeveyn olarak önce kendimize bir dönüp bakmamız gerekiyor… Çocuklarla duygular hakkında konuşmak, çocukların başkalarının duygularını anlayabilme becerisini geliştirmekte ve sosyal becerilerine katkıda bulunmaktadır. Burada dikkat edilmesi gereken husus; ebeveynin yönlendirici bir dil kullanmaması gerektiğidir. Yönlendirici dil, çocukta düşük sosyal yeterliğe neden olmaktadır. Eğer kullandığınız dil yaş ve üslup açısından uygun bir dil ise, çocuğunuz hem kendi duygularını hem de diğerlerinin duygularını rahatlıkla anlayabilecek, duygularını düzenleyebilecek ve ilişkileri de buna göre çerçevelenecektir. Çocuğunuz bu yolla tepkilerini ortama uygun bir şekilde ifade etmesini öğrenecektir. Çocuğun bu becerileri okul öncesi dönemde hızla gelişmekte olan bilişsel ve sosyal yetenekleri ile ebeveynlerinin desteği sayesinde gelişir.

Çocuk duygularını düzenlemekte zorlanıyorsa ne yapmalı?

Duygu düzenlemede zorlanan çocuklar, çevreye uyum sağlamakta güçlük çekmekte ve diğerleriyle olan ilişkilerinde başarısız olmaktadır. Tabii bu süreç yetişkinlikte de devam etmektedir. Duygu düzenlemeye yönelik farkındalık, çocuklarda genel olarak 3-5 yaş aralığında oluşmakta olsa da zaman içerisinde yine de farkındalık geliştirilebilir. Çocuğun mutsuz olduğu durumlarda ebeveynin duygusal açıdan destekleyici olması ve duygularıyla başa çıkmasını öğretmesi çocuğun duygularının daha çok farkında olmasına ve duygu düzenlemesini gerçekleştirebilmesine olanak sağlamaktadır. Çocuk mevcut duruma göre duygusunu değiştirebilmeyi, doğru bir biçimde ifade edebilmeyi ancak böyle öğrenmektedir. Çocuğun bir oyunu başlatması, sürdürmesi, diğerleriyle uzlaşabilmesi ve onların kabulünü kazanabilmesi duygu farkındalığını ve bir denge halinde buna göre hareket edebilmesini gerektirmektedir. Sosyal yetkinliğe de ancak bu sayede ulaşılacaktır.

Duygularınızı anlamak, anlatmak ve çocuklarınızla konuşmaktan çekinmeyin.

Öte yandan duygu düzenlemesini yapamayan bir çocuk ya hırçınlık ve öfke halinde olacak, yani yaşadığı durumu dışsallaştıracaktır ya da üzüntü, kaygı, korku ve stres tepkileri olacak yani durumu içselleştirecektir. Bu durumu biraz detaylandıracak olursak; bir çocuğun içselleştirme sorunu davranışı var ise bu çocuk ebeveyni tarafından gereğinden fazla sınırlandırılmakta ya da kontrol edilmektedir. Dışsallaştırma sorunu davranışı olan çocuğun ise ise duygu düzenlemede yetersiz kaldığı, davranışlarını ketlemede (ketleme en çok kullanılan bilişsel işlevlerden birisi olup, ketleme sayesinde bir şey söylemek istediğimizde ve fakat bunu yapmamamız gerektiğini bildiğimizde sessiz kalabiliriz) dikkatini kontrol etmede ve bilişsel süreçlerde sorun yaşadığı yapılan araştırmalarla ortaya konmuştur.

Duygularınızı anlamak, anlatmak ve çocuklarınızla konuşmaktan çekinmeyin. Hem kendinizi olumlayın hem de çocuğunuzun psikolojisinin sağlam olmasına faydalı olun… Duygu koçluğu bir ebeveyne çok yakışır!

İlginizi çekebilir: Birey olma yolunda: Çocuk gelişimi yaşam deneyimlerine bağlıdır

Yazarın diğer yazıları için tıklayın.

İdil Arasan Doğan
Üsküdar Üniversitesi Uygulamalı Psikoloji Yüksek Lisans eğitimi ile başladığı akademik çalışmalarını, Psikoloji Doktora programı ile sürdürmektedir. Pozitif psikoloji ve KİPT (Kişilerarası İlişkiler Psikoterapisi) temelinde ... Devam