X

İlişkilerde “ben” ve “biz” dengesi: Birlikte olurken kendini kaybetmemek

Bir ilişkiye başladığımızda çoğu zaman içimizde güçlü bir “biz” olma arzusu vardır. Paylaşılan zamanlar, ortak hayaller, birlikte kurulan cümleler… Bu bütünlük, ilişkiye güven ve aidiyet kazandırır. Ancak bu “biz” hali, eğer dikkat edilmezse bireyselliği gölgeleyebilir. İşte tam da burada “ben” ve “biz” arasındaki denge, sağlıklı bir ilişkinin en temel dinamiklerinden biri olarak karşımıza çıkar.

“Ben” kavramı, bireyin kendi değerlerini, ihtiyaçlarını, sınırlarını ve kimliğini temsil eder. “Biz” ise ilişkideki ortak yaşamı, paylaşılan sorumlulukları, karşılıklı bağı ve uyumu simgeler. İlişkinin dengeli ve sürdürülebilir olabilmesi için, bu iki kavramın birbirini beslemesi gerekir. “Ben”in tamamen silinip “biz”e dönüşmesi ya da “ben”in fazla öne çıkıp “biz”i yok sayması, uzun vadede ilişkiyi zedeler.

Ben olmadan biz olmaz

Kendi kimliğini koruyamayan, sürekli karşı tarafın beklentilerine göre hareket eden bir birey, zamanla tükenmişlik ve yabancılaşma yaşar. İlişkide kendini kaybetmek, görünürde uyum gibi görünse de aslında içten içe öfke, kırgınlık ve uzaklaşmayı besler. Oysa sağlıklı bir bağlanma, kişinin önce kendi ihtiyaçlarını gözetmesini, sonra da bu ihtiyaçları partneriyle dengeli bir şekilde paylaşabilmesini gerektirir. 

Biz olmadan ben eksik kalır

Öte yandan, bireyselliği aşırı vurgulamak da ilişkiye zarar verebilir. “Benim hayatım, benim kararlarım” anlayışıyla kurulan bir birliktelikte ortaklık duygusu zayıflar. Bu durumda taraflar birbirine temas etmeyen, paralel çizgiler gibi yaşar. Paylaşımın azaldığı yerde, duygusal bağ da giderek kopar. “Biz” olabilmek, sadece romantik bir yakınlık değil, aynı zamanda hayatı birlikte yoğurabilmektir.

Dengenin gücü

Sağlıklı ilişkiler, benliğin özgünlüğünü korurken ortak yaşamı zenginleştirebilen ilişkilerdir. Kendi değerlerini bilen, sınırlarını çizebilen bir birey, partnerine daha net ve güçlü bir şekilde yaklaşır. Bu da karşılıklı güveni artırır. Aynı zamanda, ortak alanlarda esneklik gösterebilmek, fedakârlık yapabilmek ve birlikte karar alabilmek de ilişkinin dayanıklılığını artırır.

Bunu bir dansa benzetebiliriz: İki kişi aynı anda dans eder, uyum içinde hareket eder ama her biri kendi adımlarını atar. Ne tamamen tek başına ne de tamamen birleşmiş… Hem ayrı hem de beraber. İşte bu denge, ilişkinin ritmini oluşturur.

Pratik öneriler

  • Kendi alanınızı koruyun: Kendi hobileriniz, dostluklarınız ve kişisel zamanınız olsun.
  • Ortak alanlar yaratın: Birlikte keyif aldığınız aktiviteleri düzenli hale getirin.
  • Açık iletişim kurun: İhtiyaçlarınızı, sınırlarınızı ve beklentilerinizi net ifade edin.
  • Esnek olun: “Ben” ve “biz” arasında geçişler doğal olarak değişebilir. Dengeyi zaman zaman yeniden kurmak gerekebilir.

İlişkilerde “ben” ve “biz”i birbirine rakip görmek yerine, birbirini tamamlayan iki parça olarak görmek gerekir. Bireysellikten vazgeçmeden ortaklık kurmak, ortaklıktan vazgeçmeden bireyselliği sürdürmek… Bu dengeyi yakalayan çiftler, hem kendilerini hem de ilişkilerini daha güçlü bir zeminde yaşama şansına sahip olurlar.

Tüm Uplifers ailesine, “ben” ve “biz” kavramlarının kendi ritminde ahengini bulabileceği sağlıklı ilişkiler dilerim.

Bir sonraki yazımda buluşmak üzere.

Sevgiler,

İlginizi çekebilir: Kırkından sonra kendini yeniden keşfetmek

Eren İnce Çiftçi: İşletme lisansının ardından satış ve pazarlama alanında yüksek lisansını tamamlayan Çiftçi, 15 yıl boyunca akademisyen olarak görev yaptı. Bu süreçte insan ilişkilerine ve toplumsal dinamiklere olan ilgisi, onu sosyoloji lisansı ve psikoloji yüksek lisansına yönlendirdi. Aile ve çift danışmanlığı alanındaki formasyonunu akademik düzeyde tamamlamış; çeşitli psikolojik ekoller ve kuramsal yaklaşımlarda yetkinlik kazanmıştır. Deniz ve yelken sporu, onun hem kişisel hem de mesleki yolculuğunun önemli bir ilham kaynağı oldu. Yelkencilik deneyimlerinden ve denizin ruhani yönünden beslenen Eren İnce Çiftçi’nin üç edebiyat temalı kitabı okuyucusuyla buluştu. Bu eserlerden “Yedideniz’in Masalı”, Altın Yazar Ödülü’ne layık görülmüştür. Yazılarında yaşamın iniş çıkışlarını, ilişkilerdeki görünmeyen bağları ve bireyin içsel yolculuğunu hem samimi hem de derinlikli bir dille kaleme almaktadır. Halen bireylerle, çiftlerle ve ailelerle çalışmakta; atölye ve seminerler düzenlemektedir. Amacı, insanların kendilerini ve ilişkilerini daha derinlikli anlamalarına ve hayatlarında anlamlı değişimler yaratmalarına eşlik etmektir.

Dyson Airwrap Co-anda2x™’ya geçmek için 5 geçerli sebep

Sabah aynanın karşısında saçlarla geçirilen birkaç dakika, aslında günün enerjisini ve ruh halini belirliyor. Günün keyifli anlarından biri olan saç şekillendirme ritüeli, doğru araçlarla birleştiğinde tüm günün enerjisini pozitif yönde değiştirebilir. 



Dyson saç şekillendirme ürünleri hayatımıza girdiğinden beri saçlarımızı istediğimiz şekle sokmamıza yardımcı oluyor hem de bunu yaparken ısı hasarından koruyor. Şimdi ise saç şekillendirmenin bir adım ötesine geçerek bambaşka bir deneyim sunuyor. Dyson Airwrap Co-anda2x™ iki kat daha fazla hava basıncı yaratıyor. Böylece saç kurutma ve şekillendirme süresi neredeyse yarıya düşüyor.               

1. Farklı başlık seçenekleriyle hem günlük kullanımda hem özel günlerde kullanım imkanı

Saç şekillendirme artık tek bir forma sığdırılmıyor. Yeni Airwrap, sahip olduğu başlık çeşitliliği ile güzellik anlayışına farklı bir boyut getiriyor. İster hacimli bukleler, ister pürüzsüz düz fönler, ister doğal dalgalar olsun; her saç tipi ve ruh hali için bir çözüm sunuluyor.

Dyson Airwrap Co-anda2x™  modeliyle, sadece başlık değiştirerek, kuaför kalitesinde sonuçları ev konforuna taşıyarak herkesin kendi stilini özgürce yansıtması hedefleniyor.

2. Düz-dalgalı saçlar ve bukleli saçlar için farklı setler

Dyson, yeni  Airwrap Co-anda2x™   imodeliyle kullanıcı deneyimini bir adım daha ileri taşıyor. Artık herkesin saç şekline göre tasarlanmış bir başlık setine sahip olması mümkün.

  • Kıvırcık ve Bukleli Saçlar için farklı  bir set ve Düz veya Dalgalı Saçlar için farklı bir set sunuluyor.
  • Bu sayede, farklı saç şekillerine sahip insanların farklı ihtiyaçları karşılanırken hiçbir zaman kullanmayacak başlıklar elinize dolanmıyor.      



3. Kullanım alışkanlıklarınızı hatırlıyor

Dyson’ın teknolojik üstünlüğü, ürünün kullanım alışkanlıklarını hatırlama yeteneği ile pekişiyor. Bluetooth bağlantısı sayesinde kullanıcılar, saç şeklini, uzunluğunu ve şekillendirme tercihlerini uygulamaya kaydedebiliyor.

Bu özellik, Airwrap’ın sıcaklık ve hava akışını, kullanıcının ihtiyaçlarına göre ayarlamasını sağlıyor. Başlık değiştirildiğinde ise o başlıkla ilgili yapılan ayarı hatırlıyor. Bu kişiselleştirme, cihazın çok daha pratik bir şekilde kullanılmasının önünü açıyor.

4. Yeni nesil motor,daha hızlı sonuçlar

Modern yaşamın temposunda her dakika değerli. Dyson Airwrap Co-anda2x™ , yenilenen motor teknolojisiyle bu zamanı size geri kazandırıyor. Artık saç kurutmak ya da şekillendirmek uzun bir hazırlık süreci olmaktan çıkıyor; güçlü hava akışı sayesinde saçlar daha kısa sürede kuruyor, daha hızlı şekilleniyor. İster belirgin bukleler, ister dalgalı ve düz modeller elde etmek daha kolay. 

5. Teknoloji ve güzelliğin buluşma noktası

Dyson Airwrap Co-anda2x™  sadece bir saç şekillendirici değil; teknolojinin zarafetle buluştuğu yeni bir güzellik anlayışı sunuyor. Her detayı, kendinizi en iyi hissettiğiniz anlara eşlik etmek için tasarlandı. Hızlı, kişisel ve etkili… Çünkü Dyson’a göre güzellik; bir kalıba sığmak değil, kendi en iyi halinizi bulmakla başlıyor.

*Bu yazı Dyson’ın katkılarıyla hazırlanmıştır.

İlgili Makale