X

İlişkilerde başarının sırrı: Duygusal zekanın 5 boyutu

Kendimizin ve çevremizdekilerin duygularının farkına varmak, anlamak, kontrol altına almak ve bu durumu yönetebilmek “duygusal zeka” olarak adlandırılmaktadır. Duygu temelinde, bilişsel becerileri de içinde barındıran bir kavramdır. Kişilerarası ilişkilerimizde ustalığı yakalamak, belki de ilişkilerdeki hünerimizi elde edebilmek için duygusal zekayı önemli bir yetenek olarak da görebiliriz. Bu zekanın mucidi gibi görebileceğimiz Goleman’a göre duygusal zekayı oluşturan beş boyut vardır.

Boyutların ilki olan özbilinç, özgüven gibi de düşünülebilir. Önce kendi değerimiz ve yeteneklerimizi hissetmemiz, kendi duygularımızın farkında olmamız gereklidir. Bu noktalarda kendimizden emin yürüyebiliyorsak karşımızdaki kişiye bu duyguyu yansıtacak, fikirlerimizi açıkça ifade edebilecek konuma gelebiliriz. Kendimizi baskı altında hissetsek bile özbilincimizi sağlamış isek sağlıklı kararlar verebiliriz. Çünkü kararlıyızdır ve kendimizden şüphemiz yoktur. Böylece diğerlerinin hislerini doğru anlar, onlara ve durumlara uyum sağlama gücümüzü de elde etmiş oluruz.

Kendine çekidüzen verme boyutunu da bir nevi iç motivasyon olarak nitelendirebiliriz. En önemli nokta nerede, nasıl tepki verdiğimizi anlama ve bu doğrultuda duygu ve davranışlarımızı düzenleyebilmektir. Bunu başarabilirsek ani, kendimizi durduramadığımız davranışlarımızı denetleme yeteneğine sahip olmuş oluruz.

Özdenetim olarak ifade edilen bir diğer boyut ise psikolojik sermayemizin, yani duygu, düşünce ve güdülerimiz temelinde oluşan sermayemizin yönetilebilmesi esasına dayanmaktadır. Buradan anlaşılması gereken kendi duygularımızı yok saymak, bastırmak değil, aksine duygularımızı dengeli olarak ifade edebilmektir.

Belirlediğimiz hedefe yönelik odaklanma ve çabamız da motivasyon boyumuzu oluşturmaktadır. Motive olmak için bizi harekete geçiren güçler nelerdir bunları bilmek, farkında değilsek de bu güçleri bulabilmek önemlidir. Davranışlarımızı belirleyecek, amaca yönelik hareket etmemizi sağlayacak temel çıkış noktamız bu olacaktır.

Birçok ahlaki davranışımızın kökeninde ise empati boyutu yatmaktadır. Çünkü bu duygu yardım etme duygusu ile beraber hareket etmektedir. Ana etken bir diğer kişi ya da kişilerin duyguları henüz belirmeden fark edebilmektir. Özbilinç ile özdenetim yeteneği yüksek olan kişi kendi duygularına hakim olan bir kişidir ve ancak bu sayede diğer insanların halinden anlama yeteneği var olabilir.

Duyguları ustaca yönetebilmek ise sosyal yetenekler boyutu için söylenebilecek en güzel ifadedir. Karşılaşılan durumlarda esas hususları fark etmek, olması gerektiği gibi yönlendirmek buradaki beceriyi oluşturmaktadır.

Tüm bu anlatılan boyutlar duygusal zekamızın boyutunu oluşturarak, ilişkilerdeki hünerimizi belirleyecektir. Herhangi bir boyutta hissettiğiniz bir eksiklik var ise en güzeli bunu fark etmiş ve gereği için harekete geçmeniz olacaktır. Hepimizin derdi anlamak, anlaşıldığını hissetmek ve hissettirmek değil mi? Kendi iyiliğimizi bu yolda yakalayabilmek dileğiyle…

İlginizi çekebilir: Evlilikte doyum: Mutluluğunuza engel olan şemaların farkında mısınız?

İdil Arasan Doğan: İstanbul doğumlu olan Öğr. Gör. İdil Arasan Doğan, Üsküdar Üniversitesi Psikoloji Yüksek Lisans programı ile başladığı akademik yaşamını Psikoloji Doktora Programı ile sürdürmektedir. Yüksek Lisans Bitirme Tezini, Prof. Dr. A. Oğuz Tanrıdağ danışmanlığında "Alzheimer Hastaları Bakım Veren İyi Oluş Psikoeğitim Programının Bakım Verenlerin Tükenmişlik Sendromu Üzerine Etkisi" konusunda vermiştir. Üsküdar Üniversitesi Anne & Bebek Ruh Sağlığı Merkezi ve Türkiye Alzheimer Derneği’nde yönetim kurulu üyeliği bulunmaktadır. Akademik çalışmalarına; geriatri, anne & bebek ruh sağlığı, kişilerarası ilişkiler, pozitif psikoloji bağlamında devam etmekle birlikte özellikle yaşlanma, demans; Alzheimer, kişilerarası ilişkiler alanlarında yoğunlaşmıştır. Yapılandırmış olduğu "Hasta Yakınları İyi Oluş Programı"nı Kadıköy Alzheimer Merkezi’nde 3 yıl boyunca uygulamıştır ve halen aynı merkezde ayda 1 kez olmak üzere "Hasta Yakını Destek Programı"nı yürütmektedir.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale