X

İçinizdeki “can”ı keşfedin!

Geçen hafta sonu okulumuzda düzenlenen 2. Avrasya Pozitif Psikoloji Kongresi’ndeydik. 3 gün boyunca modern hayatın nasıl mutsuzlaştırdığına dair çeşitli kişilerden konferanslar dinledik. Çok ilham verici bir iki konuşma dışında, anlatılanların birçoğu tespit niteliğindeydi, çözüm önerisi ya da olanı geliştirmeye yönelik çok az sunuma rastladım. Gerek akademik gerek profesyonel gerek kişisel hayatlarımızda sorumluluk almamamız, her talimatı sorgulamadan büyük bir itaatle kabullenmemiz, işimizin kuralları ne ise onları uygulayarak işimizi iyi yaptığımızı sanmamız en büyük tehlikeyi doğuruyor bence.

“Mutsuzluk Ahlaksızlıktır” başlığıyla insanı bütün olarak ele alan ve içindeki “can”dan bahseden harika bir sunum yaptı Ahmet İnam… Fark ettim ki birçok ilişkimizi, karşımızdakinin bir “can”lı olduğunu dikkate almadan sürdürüyoruz. Özellikle profesyonel hayattaki ilişkilerimiz, kendi değer yargılarımızdan sıyrılıp, daha üst bir otoritenin yargılarıyla hareket etmemize neden oluyor.

O kongrede izleyicilerin birçoğu psikolog ya da psikoloji öğrencisiydi. Profesyonel hayatları insanlarla ilişki üzerine kurulu. Düşünsenize işini sadece otorite kurallarına göre yapıp, karşısındakinin bir insan, bir “can” olduğunu unutan bir psikolog ne kadar katkı sağlayabilir? Aynı şekilde doktorları düşünün, insanın içindeki canlı varlığı görmeyi unutan bir doktor ne kadar iyileştirici olabilir. Bence modern hayatın en temel getirisi, belki de hızlı yaşamak zorunluluğundan kaynaklanan, insanın farkındalık, şefkat, empati yeteneğini köreltmiş olmasıdır.

İnsanoğlunun sosyal kimliklerine ne kadar hızlı adapte olup sosyal rol algısıyla akla gelmeyecek şeyler yaptığını, geçmişte psikologların deneyleriyle öğrendik. Milgram Deneyi, Zimbardo’nun Hapishane Deneyi hakkında internetten bilgi edinebilirsiniz.

Her iki deneyde de teyit edilen önemli bir sonuç var; insanların kendilerine bir otorite tarafından ‘senin işin bu’ denilen insanların herhangi bir kişisel, etik sorgulama yapmadan görevlerini benimsemeleri. Ancak konu bununla sınırlı da değil. Şöyle ki, bu tür işlerde kullanılan insanlar, farkında dahi olmadan içine girdikleri yeni dünya tarafından şekillendirilmeye ve bu dünyanın şartlarına uyum gösterecek şekilde değişmeye başlıyorlar. İnsanların farkında bile olmadan oynamayı kabul ettikleri bu roller, onları istemleri dışında değiştirmekle kalmayıp, kimilerinin içlerindeki iyi ya da kötü yönleri, yetenekleri açığa çıkartırken, kimilerini de köreltiyor. Bu deneylerin sonuçları çok daha uzun bir liste halinde rapor edilmiş, ben sizler için en çarpıcılarını yazdım.

Sosyal ve profesyonel hayatın içinde özgür bir birey olarak yaşadığımızı zannederken, acaba sorgulamadığımız ve başkaları tarafından konulmuş kuralların içinde farkında olmadan ve sorumluluk almadan yaşıyor olabilir miyiz? Peki biz kendi içimizdeki “can”lılığı fark edemiyorken, karşımızdakinin içindeki “can”ın, insanoğlu olduğunun farkına varabilir miyiz?

Bana kalırsa, bu soruları cevaplamak için, kaybettiğimiz hassasiyetimizi, duyarlılığımızı tekrar keşfedip, önce kendimizden başlamalıyız sorgulamaya… Gün içinde ya da akşam biraz durmaya vakit ayırmak, mümkünse doğayla temas etmek, içimizde yükselen ve alçalan ama sürekli değişen duyguları, sonu gelmeyen ama bulutlar gibi sürekli akan düşünceleri izlemek kendimizi keşfetmeye başlamak için başlangıç olabilir. Her gün internete harcadığımız zamanın üçte birini kendimizi dinlemeye ayırmak, içeride neler olduğunu merak etmek büyük fark yaratabilir. Çünkü kişisel, sosyal ya da profesyonel hayatlarımızda karşı tarafa anlayış getirmenin yolu, önce kendimizi anlamaktan, keşfetmekten geçer.

İlginizi çekebilir: Hızlı akan hayatlarımızda farkındalık sürdürülebilir mi?

Azize Şahin: 2006 yılında, Osho’nun meditasyonlarıyla yoga ve meditasyon öğrenciliğim başladı. Bu yolculukta bir workshop için gittiğim Hindistan’da eğitmen olmaya karar verdim ve ilk hocalık eğitimimi, 2009 yılında Zeynep Aksoy’dan aldım. Eğitimden hemen sonra Cihangir Yoga’da dersler vermeye başladım. David Cornwell ile Meditasyon Eğitmenlik Eğitimi, Mindfulness, Svagito Liebermeister ile Danışmanlığın Zen Yolu, İnsanlarla Çalışmak, Travmaları İyileştirmek, Somatic Experiencing gibi dönüşüm sağlayıcı eğitimler aldım. Çeşitli eğitimler ve sertifika programlarıyla özellikle aktif meditasyonlar, mindfulness ve bedensel terapi alanında kendimi geliştirmeye devam ederken, akademik olarak Üsküdar Üniversitesi’nde Uygulamalı Psikoloji alanında yüksek lisans yapıyorum. 2006 yılından beri hem kendi deneyimlerim hem de birlikte çalıştığım insanlarda, farkındalık çalışmalarının şifayı beraberinde getirdiğine tanıklık ettim. Her türlü konuda, çözüm dışardan değil, içerden geliyordu ve yöntemler alışık olduğumuz gibi karmaşık değil çok basitti. Bu farkındalığım, hayatımın amacını belirlememi sağladı: “Meditasyon öğretmek ve her insanın kendi içindeki bilgeliği ortaya çıkarmakta bir rehber olabilmek.” Bu amaç çerçevesinde, kişisel dönüşüme meditatif bir bakış açısıyla bireysel terapiler ve nörobilim temelli farkındalık, odaklanma ve stres yönetimi konularında workshoplar ve kurumsal eğitimler veriyorum.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale