Modern dünyada sesi en yüksek çıkan, en çok konuşan ve en fazla etkinliğe katılan insanların başarılı olduğu sanrısı vardır. Ancak içe dönük bir insan için bu kadar koşuşturmayla dolu bir dünyada sürekli podyumda olmak mümkün değildir. Kimi zaman bir doğum günü partisine gitmek, akşam davetine katılmak ya da kalabalık bir masada yemek yemek bile enerjiden ciddi ölçüde çalabilir. Bununla birlikte içe dönük olmak; hayattan keyif almamak veya mutsuz olmak anlamına gelmez. Kişinin utangaç olduğunu ve yalnız kalmak istediğini de göstermez. Sadece sosyal hayata ayrılan enerjinin sınırlı olduğunu ve bunu doldurma biçiminin tercih edilmesiyle ilgilidir. Haliyle böyle bir durumda zaten limitli olan sosyal bataryanın fazlasıyla akıllı kullanılması gerekir. Bunun içinse sürekli daha da hızlanan sosyal hayatta, enerjiyi tüketmeden anlamlı bağlar kurmaya yardımcı olacak yeni stratejilerin geliştirilmesi gerekir.
Sosyal yaşam neden bu kadar yorucu?
Sosyal hayatın kimilerine enerji ve dinamizm verirken, kimilerinde tam ters etki yapması tamamen biyolojik bir durumdur. Dışa dönük insanların sosyal ve kalabalık bir ortamda kendini rahat hissetmesi ne kadar normalse, içe dönük kişilerin aynı ortamdan yorulması da aynı şekilde doğaldır. Bunun altında ise basit bir enerji sistemi yatar. Çünkü içe dönük kişiler kalabalık ortamlardaki ses, konuşma, mimik gibi dış uyaranlara karşı fazlasıyla duyarlıdır. Bu aşırı duyarlılık halinin uzun süre devam etmesi, bir süre sonra sistemin aşırı yüklenerek tepki vermesine neden olur. Zihnin fazla sayıdaki dış uyaranlar karşısında kendi içinde gürültüyle karşılaşması, doğal bir topraklanma gereksinimi doğurur. Bir diğer deyişle, vücuda ve zihne dolan fazla yükün yalnız kalarak boşaltılması adeta biyolojik bir gereksinime dönüşür. İçe dönüklerin sosyalleştikten sonra kendi köşesine çekilerek deşarj olma isteği de tam olarak bu gereksinimden kaynaklanır.
İçe dönüklerin sosyal kaslarını güçlendirecek yöntemler
İçe dönük kişiler için sosyal dünyada hayatta kalmak basit stratejilerle mümkün olabilir. Sürecin ilk adımı, sosyalleşmekten kaçınmayarak batarya yönetimine odaklanmaktır. Bataryanızın ne zaman boşalmaya başladığını fark ederek doğru adımlar atabilir ve sosyalleşmeyi zorlu bir görev yerine stratejik bir tercihe çevirebilirsiniz:
1. Derin bağlar kurun
İçe dönük insanları sosyal hayatta en fazla yoran şey, anlamsız küçük sohbetlerdir. Herhangi bir kazanım olmayan, havadan sudan şeylerle ilgili muhabbetler bazen fazla sığ ve yorucu gelebilir. Ancak büyük gruplardan ayrılıp daha yakın temas edeceğiniz kişilere odaklanırsanız, gerçekten ilginizi çeken konularda konuşma şansı edinirsiniz. Bazen tek bir kişiyle kurduğunuz derin bir bağ bile, en kalabalık ortamdaki direncinizi yükselterek size enerji verebilir.
2. Etkinlikleri keyifli bir görev olarak görün
Sosyal hayattaki her etkinlik içten gelerek yapılmaz ve görev gibi hissettirir. Bu da içe dönüklerin kendini boşlukta ve savunmasız hissetmesinin en temel nedenidir. Ancak etkinlik sırasında kendinize keyif alacağınız ufak görevler belirlemeniz, kalabalık ortamlarda hayatta kalmanızı sağlayabilir. Örneğin; bir partideki içecekleri tazelemek, müzik listesiyle ilgilenmek veya bahçe görevini üstlenmek size hem sakin alan sağlar hem de doğal bir bahane sunar. Üstelik sosyal kaygıyı azaltarak insanlarla hakkında konuşacağınız farklı konular yaratır.
3. Çıkış stratejinizi en baştan belirleyin
Bir etkinliğe giderken zihni en fazla meşgul eden şeylerden biri çıkış saatinin plansızlığıdır. Çoğu içe dönük kişi için etkinliğin kendisi değil, etkinlik sonunda eve dönmenin getirdiği rahatlığı daha çekicidir. Bunun için de bir ortama adım atmadan önce ne zaman, ne şekilde ve neden oradan ayrıldığınıza dair belirli bir plana ihtiyacınız olur. Gerekirse ev sahibine dürüstçe “Sadece 1 saat kalıp çıkacağım” diyerek bile, karşı taraftaki beklentileri kısıtlayabilir ve bu rahatlıkla modunuzu yüksek tutabilirsiniz.
4. Kendiniz için tampon bölgeler yaratın
Kalabalık ve aşırı yoğun bir ortama girmek, bazen zihindeki iç gürültüyü dayanılamayacak şekilde artırır. Bu tür organizasyonlara katılmadan önce kendi başınıza vakit geçirmeniz ve gerçekten istediğiniz aktiviteyi yapmanız, size sonraki saatler için ihtiyacınız olan enerjiyi sağlar. Aynı şekilde etkinliğin ardından da zihninize dinlenmesi için benzer zaman aralığı tanıyarak sosyal yorgunluğun uzun sürmesini önleyebilirsiniz.
5. İlgi alanınıza yönelik gruplara girin
Sırf sosyalleşmek için rastgele ortamlara girmek, içe dönük biri için sürdürülebilir bir eylem sayılmaz. Bunun yerine ilgi alanlarınıza hitap eden kitap kulüplerine, film söyleşilerine veya doğa yürüyüş gruplarına katılmayı deneyebilirsiniz. Bu tür tematik topluluklar, sizinle benzer ilgi alanlarına sahip insanlarla tanışmanızı sağlar. Böylece tanımadığınız bir ortamda ne hakkında konuşacağını bilmemenin getirdiği endişe ve kaygıyı önler. Üstelik sohbet kendiliğinden aktığından fazlasıyla keyif verici olabilir.
Özetle; içe kapanık olsanız bile sosyalleşmenin bir yarışa dönüşmesine gerek yok. Kendinizi gerçekten zorlayarak bir ortama giriyorsanız, temel belirtecinizi bedeninize çevirebilirsiniz. Çünkü bu tür ortamlara girmemeyi tercih etmek, kendinizi çok iyi tanıdığınızı ve özgünlüğünüzü korumak istediğinizi gösterir. Sınırlara ve ilgi alanlarına saygı duyan bir strateji geliştirdikten sonra sosyalliği de kendi hızınızda yaşayabilirsiniz.
Kaynak: self, theschooloflife
İlginizi çekebilir: İçe dönüklük türleri