X

Hikaye “bölüm bölüm” akıyor: Hangi bölümündesin hayatının?

Hani hep derler ya, “hayatın senin hikayen” diye. Senin baş kahramanı olduğun, mekanları ve replikleri sürekli değişen bir hikaye. Kimi zaman karakterlerine farklı roller biçtiğin, bazen kendini sana ait olmayan bir role büründürüp dengeni kaybettiğin; sonra da olması gerekeni kabullenip olması gerektiği yere koyduğunda yeniden dengene kavuştuğun bir hikaye.

Bu hikayenin bazı temel öğeleri var, ama o başka zamanın konusu olsun. Ben biraz bu hikayenin akışından bahsetmek istiyorum.

Temel bir dilbilgisi olarak hatırlayacağınız gibi her hikayenin bir giriş, bir gelişme ve bir de sonucu olacak şüphesiz. Ancak esas vurgulamak istediğim, bu hikayenin “bölüm bölüm” aktığı. Çünkü en az hikayenin öğeleri kadar nasıl aktığı da çok önemli.

Peki, neden bu kadar önemli? “Geçicilik” bilincini vermesi için.

Şu an içinde bulunduğunuz tüm şartlar geçici. Hikayenin içinde bulunduğunuz bu bölümündeki mekan da, karakterler de, replikler de geçici. Yalnızca “bu” sahnede varlar ve aynı sahnenin birebir aynısı tekrarlanmayacak. Her sahne biricik.

Şu an içinden çıkamadığınız bir sorununuz varsa, geçmesini beklediğiniz bir yaranız ya da gelmesini beklediğiniz bir haber varsa, hepsi yalnızca bu bölümün konusu. Bu bölümün ne kadar süreceğini bilmek bazen mümkün olsa da çoğunlukla değil. Ancak bilinen o ki, bu bölüm de bitecek ve yeni bölümüyle hayat devam edecek. O yüzden merak etmeyin, yara da iyileşecek, sorun da çözülecek, haber de gelecek, kendi zamanında.

Şu an hayatınızın en güzel günlerini yaşıyor da olabilirsiniz, şahane. Ancak onların olduğu bu bölüm de geçici. Önünüzde yine güzel günler olacak tabii, sadece başka tezahürde gerçekleşecek. O nedenle, içinde bulunduğunuz bu bölümün de kıymetini bilmelisiniz.

Belli bir yaşanmışlıktan sonra bu bölümlerin adını koymak da, hangi bölümün nerede başlayıp nerede bittiğini söylemek de zorlaşıyor. Oysa küçükken, mesela okul yıllarındayken genellikle kendiliğinden belliydi dönemler; ilkokul, ortaokul, lise, üniversite. Benzer telaşlar vardı; hepsi birbirinden farklı ama benzerlikleri olan büyüme hikayeleriydi.

İşte, bir sonraki bölümün bir önceki biterken az çok bilindiği o yıllar geçtikten sonra, herkesin kendi hikayesi iyice farklılaşıyor. Hayattan aldıkları, hayata verdikleri, hayatta tutundukları ya da hayatlarından çıkardıkları değişiyor.

Bazı bölümler ise, “ben bunu daha önce yaşamıştım” dedirtmek için adeta yeniden başlıyor. Eskisinin çok benzeri, ama aynısı değil. “Bu sefer neyi farklı yapabilirim?” diye düşündürmek için belki de. Belki de, geçen seferki son, içine sinmediğinden hayatın sana verdiği bir şans olarak. Ya da sen bir şeylerin farkında değilsin henüz ve başına gelen başka şeyleri hep aynı görüyorsun, kim bilir?

Öyle ya da böyle, yepyeni bölümlerle de eskisini anımsatan bölümlerle de hikayen devam ediyor. Bir zaman sonra, hangi bölüm hangisinin içinde ya da devamında, çizgiler netliğini kaybediyor. Önemli olan çizgiler çizmek değil, içinde bulunduğun yerin, zamanın, durumun farkına varmak zaten.

Sen hangi bölümündesin hayatının? Neyle tanımlıyorsun bu bölümü? Seviyor musun? Neleri değiştirmek istersin? Yeni bir bölüme hazır mısın? Neler öğrendin bu bölümde? Neler kalacak ruhunda, kalbinde ve zihninde? Bu bölümün karakterlerinden hangilerini taşıyacaksın diğerlerine?

Hikayenin güzelliği her gün, her an değişebilir olmasında. Ve bu geçicilik bilinci aslında hikayenin kıymetini bilmemizi sağlıyor. Geçicilikle birlikte “dönüşüm” de anbean tezahür ediyor. Enerji kaybolmuyor, dönüşüyor. Biten bir duygu, bir başkasına bürünüyor. Bir düşünce, bir diğerini doğuruyor. Bir an, ötekinin peşine takılmış dansına devam ediyor.

İlginizi çekebilir: “Evren atomlardan değil, küçücük hikâyelerden yapılmıştır”: Senin hikâyen ne?

Ceyda Tepret: İstanbul Teknik Üniversitesi İşletme Mühendisliği bölümü mezunudur. Koç Üniversitesi’nde MBA eğitimi alıp, Madrid’deki IE Business School’da International MBA programında eğitimini tamamlamıştır. Pazarlama alanında bir kariyer tercih etmiştir ve bu alandaki çalışmalarına devam etmektedir. İnsan davranışları ve psikolojiye duyduğu ilgi onu koçluk eğitimi almaya yöneltmiştir. ICF sertifikalı profesyonel bir koç olarak, danışanlarına kendi yolculuklarında destek vermektedir. Pazarlama profesyoneli kimliğiyle marka hikayelerinin, profesyonel koç kimliğiyle de insan hikayelerinin peşindedir.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale