X

“Hiçbir şeyi beceremiyorum” düşüncesiyle başa çıkmanın yolları

Eğer “Hiçbir şeyi beceremiyorum” türünden bir düşünceye sahipseniz, bu duyguyu yaşayan tek kişinin siz olmadığını bilin. Böyle hissetmek son derece yaygındır ve her insanın başına zaman zaman gelir. Özellikle de insanların dijital dünyadaki yaşamlarını seyrederken kendimizi arkadaşlarımız, meslektaşlarımız, sevdiklerimizle kıyaslayıp kendimizle ilgili gerçekdışı fikirlere kapılabiliriz. Çünkü çoğu insan, hayatındaki güzel zamanlarla ilgili fotoğrafları ve hikayeleri paylaşır. Dolayısıyla biz de bizden başka kimsenin zor zamanlar geçirmediğini zannedebilir, kendimizi yetersiz olarak değerlendirebiliriz. Oysa gerçek bundan çok farklıdır.

Hayatta hiçbir şeyi başaramamak, kişinin kendisine dair kabul edebileceği olumsuz bir fikirdir. Ve uzun vadede öz saygısına zarar verebilir. Peki neden böyle hissediyorsunuz? Bu duyguyu yaşamanızın muhakkak ki farklı nedenleri var. Neden böyle hissedebilececeğinizi ve olayları nasıl tersine çevireceğinizi keşfetmek için okumaya devam edin.

“Hiçbir şeyi beceremiyorum”: Neden böyle hissediyorum?

Yetersiz olduğunuzu veya herhangi bir şeyde başarılı olamayacağınızı düşünmek, öz-değer duygunuza ve özgüveninize zarar verebilir. Oysa böyle yaşamayı hak etmiyorsunuz, bu yüzden kendinizi başarısız hissetmenize neyin sebep olduğunu anlamak için zaman ayırmanızı öneririz. İşte “Hiçbir iş beceremiyorum” düşüncesinin altında yatabilecek bazı yaygın sebepler.

1. Stres

Stres, hayatın bir gerçeği. Bazı dönemlerde daha yoğun hale bilir ve kendinizi bunalmış hissetmenize neden olarak net düşünme yeteneğinizi etkileyebilir. Gergin, endişeli veya depresif hissediyorsanız ve bu duygulara neden olan kronik bir durumunuz yoksa, muhtemelen streslisinizdir. Neyse ki, stresi yönetmeyi öğrenebilirsiniz.

2. Aşırı yoğunluk

Hayatımızda çok fazla şey olduğunda hepimiz kendimizi bunalmış hissedebiliriz. Ve bu durumda, tıpkı stresli olduğunuzda olduğu gibi, net bir şekilde düşünmek oldukça zor olabilir. Hatta son yıllarda dünyada hepimiz için öyle zorlayıcı şeyler yaşanıyor ki küçücük bir şey bile bizi bunaltabiliyor. Dolayısıyla eğer siz de bir süredir kendinizi bunalmış hissediyorsanız, zihniniz size hiçbir şeyi doğru yapamadığınızı söyleyebilir.

3. Öz değer eksikliği

Araştırmalar güçlü bir özgüvene sahip olmanın mutluluğumuzu artırabileceğimizi gösteriyor. Yüksek benlik saygısına sahip olmak, her zaman her şeyi doğru yaptığını düşünmek anlamına gelmez, ancak “her şeyi doğru yapabilen” biri olduğunu düşünmeyi gerektirir.

Düşük benlik saygısı ise hayatınızın kontrolünün sizde olmadığını hissetmek, yardım istemekte zorlanmak, başarısızlıktan korkmak, sağlam sınırlara sahip olmamak ve kendine karşı nazik konuşmamak gibi farklı şekillerde kendini gösterir. Benlik saygınızı artırmaya yönelik çalışırsanız zamanla siz de her şeyi doğru yapabileceğinize olan inancınızı güçlendirebilirsiniz.

Ayrıca aşağıdaki durumlar da “Ne yapsam beceremiyorum” türünden bir düşünceye kapılmaya yol açabilir:

  • Mükemmeliyetçilik
  • Başarısızlık korkusu
  • Yargılanma korkusu
  • Bilinçaltı kalıpları (Örneğin, performansınız hakkında aşırı derecede eleştirel olan ebeveynlerle büyümek)
  • Boşanma, düşük akademik performans gibi kendinizi başarısız hissetmenize neden olan stresli yaşam olayları
  • Anksiyete, depresyon veya obsesif-kompulsif bozukluk gibi zihinsel rahatsızlıklar

“Hiçbir şeyi beceremiyorum” düşüncesinden nasıl kurtulabilirim?

Hiçbir şeyi doğru yapamama veya becerememe, yetersiz olma düşüncesinin temelde düşük benlik saygısıyla ilişkili olabileceğini açıkladık. Düşük benlik saygısı işiniz, ilişkileriniz, başarınız ve genel yaşam kaliteniz üzerinde olumsuz etkilere neden olabilir. Bu nedenle kendinizle ilgili böyle olumsuz bir fikre sahipseniz onu değiştirmek için yapabileceklerinize odaklanın. İşte sizi zihninizde olumlu bir yola sokabilecek bazı eylemler:

1. Sınırlayıcı inançların kendine bakışınızı şekillendirdiğini fark edin

Sınırlayıcı inançlar, kendimizle ilgili imajımızı bozan olumsuz düşüncelerdir. Genellikle doğru değillerdir ama yine de onlara inanırız. Ne kadar çok kendi kendimizi sınırlayan bir dil benimsersek, bu düşünceler bize o kadar doğru görünür. Tıpkı kendini gerçekleştiren bir kehanet gibi. Kendimize dair olumsuz inançlar ayrıca benlik saygımızı da yıpratır.

Kendinizden şüphe etmenize neden olan inançların kökleri, çocukluk deneyimlerinizden veya insanların size koyduğu sınırlamalardan kaynaklanıyor olabilir. Belki geçmişte ebeveyniniz veya öğretmeniniz size defalarca “Hiçbir şeyi doğru yapamıyorsun” demiştir. Bu sözler yıkıcıdır ve özgüveninizi yerle bir edebilir.

Hayatınız boyunca bu eleştirileri defalarca duyduysanız, bunların doğru olduğuna inanmaya başlayabilirsiniz. Dolayısıyla hemen şimdi durun ve kendinize “Bu inancım doğru mu? Bana mı ait” diye sorun.

2. Negatif etiketleri reddedin

Düzenli olarak “Hiçbir şeyi beceremiyorum” demek, kendinize olumsuz bir etiket yapıştırmaktır. Kendinize dayattığınız bu etiketleri kabul ettiğinizde, daha fazla hata yaptığınızı veya başarınızı baltalayacak şekilde hareket ettiğinizi fark edebilirsiniz.

Başarılı olma yeteneğiniz hakkındaki bu olumsuz görüşleriniz bilinçaltınızda kök salabilir. Siz farkına bile varmadan, kendinizden şüphe eden düşüncelerle kendinizi yıpratır hale gelebilirsiniz. İşte bu düşünceleri yakalarsanız içinizdeki eleştirel sese meydan okuyun. İçinizde “Bu kolay bir iş. Bu konuda gerçekten iyiyim. Yapabilirim” türünden cümleleri çoğaltın.

3. Başardığınız şeylerin bir listesini yapın

Bu basit fikir, hiçbir şeyi doğru yapmama konusunda yanıldığınızı görmenizi sağlar. Bir günlükte, telefonunuzda veya bir bilgisayar belgesinde hayatta başardığınız veya iyi yaptığınız şeylerin bir listesini yapın. Örneğin küçükken kardeşiniz için iyi bir bakıcı mıydınız? Liseden mi yoksa üniversiteden mi mezun oldunuz? Son zamanlarda bir arkadaşınızı çok mu güldürdünüz? Tüm bunlar, doğru ve iyi yaptığınız şeylerdir!

4. Kendinizle başkalarıyla konuştuğunuz şekilde konuşun

Olumlu kendi kendine konuşma, zor durumların üstesinden gelmenizi sağlayabilir, aynı zamanda benlik saygınızı da geliştirebilir. Hiçbir şeyi doğru yapamayacağınızı düşündüğünüzde, durumu kendi aleyhinize çevirin ve bir arkadaşınızın size böyle hissettiğini söylediğini hayal edin. Ona ne söylerdiniz? Nasıl destek olurdunuz? Muhtemelen kendisiyle ilgili bu düşüncesinin doğru olmadığını söyler ve doğru yaptığı şeyleri hatırlatırdınız. Öyleyse kendinize de böyle davranın.

5. Yürüyüşe çıkın

Yürümek sadece stresi azaltmakla ve sağlığınızı iyileştirmekle kalmaz, aynı zamanda olumsuz zihin alanınızdan çıkmanıza da yardımcı olabilir. Dolayısıyla hiçbir şeyi becerememe gibi olumsuz düşüncelerden kafanızı temizlemenin harika bir yoludur. Yürüyüşe çıktığınızda etrafı gözlemleyin ve çiçekleri koklayın, güneş ışığını teninizde hissedin ve yanınızdan geçerken komşunuza “Merhaba” deyin. Emin olun, eve gittiğinizde kendinizi daha iyi hissedeceksiniz.

6. Öz bakıma zaman ayırın

Öz bakım harika bir stres gidericidir, ayrıca kendiniz hakkında daha olumlu hissetmenize yardımcı olur. Kendiniz için yaptığınız ve sizi iyi hissettiren her şey öz bakımın içerisine girebilir. Bu, duş almak gibi fiziksel veya uzanıp rahatlatıcı müzikler dinlemek gibi duygusal bir aktivite olabilir…

7. Eğer gerekliyse mola verin

Molaya ihtiyaç duymanız bir başarısızlık değildir. Her insan böyle molalara ihtiyaç duyar. Bunu yapmak stresi azaltır, bizi genel olarak daha üretken kılar ve kafamızı boşaltır. Hiçbir şeyi doğru yapamadığınızı hissettiğinizde durun ve kendinize biraz zaman isteyip istemediğinizi sorun. Eğer o an ihtiyacınız olan şey kanepede biraz uzanmaksa buna hayır demeyin.

8. Herkesin hata yapabileceğini hatırlayın

Mükemmel insan yoktur. İnanç sisteminizi değiştirmek ve özgüveninizi geliştirmek üzerine çok çalışmış olsanız bile siz de hayatta herkes gibi hatalar yapmaya devam edeceksiniz. Bu yüzden kendinize karşı nazik olun. Hata yapmanın son derece insani olduğunu kabul ederek kendinize öz şefkat gösterin.

Sonuçta herkes zaman zaman kendisiyle ilgili “Hiçbir şeyi beceremiyorum” türünden yanlış bir inanç geliştirebilir. Bunun son derece normal olduğunu unutmayın ama bu duyguya da saplanıp kalmayın. Yukarıdaki stratejilerle, bu zihniyeti değiştirme gücüne sahipsiniz. Eğer kendinizle ilgili sahip olduğunuz olumsuz düşüncelerle başa çıkamadığınızı düşünüyorsanız bir akıl sağlığı uzmanından destek alabileceğinizi de hatırlayın.

Kaynaklar: verywellmind, happierhuman

İlginizi çekebilir: Özgüven ve öz saygı: Başkalarından beklediğiniz güveni ve saygıyı kendinize ne kadar gösteriyorsunuz?

Uplifers: Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale