X

Her şeyin karıştığı bu dünyada birbirimize neden destekçi olmayalım?

“We are all just walking each other home.”- Ram Dass; “Tek yaptığımız, birbirimize eve kadar eşlik etmek.”

Güzel yol arkadaşları olalım birbirimize…

Her şeyin karıştığı bu dünyada birbirimize neden destekçi olmayalım? 

Neden birbirimizi sürekli aşağıya itmeye çalışalım?

Neden başkasının mutluluğu ile mutlu olamayalım?

Neden kendimizi sürekli başka hayatlarla kıyaslayalım?

Neden başkalarının mutlulukları bizim mutsuzluğumuz olsun?

Neden yanında olamayalım sevdiğimizin?

Neden sevdiğimizin canı yanarken onu teselli etmek ya da  sorununu çözen olmak yerine onun acısını göğsümüzde hissedip, konuşmadan yanında duramayalım?

Neden başkalarının acısını görmekten bu kadar kaçıyoruz?

Neden her şeyi iyileştirmeye çalışıyoruz? Her yara önce görülmek istemez mi? Bu koşturma neden?

Görülmek iyileşmek değil mi? Varlığımın her halini görüp gitmeyen dostla konuşmadan yan yana oturmak en büyük ilaç değil mi?

Neden her şeyi bireysel algılamak zorundayız?

Herkes kendi yaraları ve yönlendirmeleriyle hareket etmiyor mu?

Hepimiz kendimize iyi geleceğine inandığı şeyi yapmıyor muyuz?

Neden her şeyi kendi penceremizden yorumlamak zorundayız?

Yorumladıkça kendi sanrılarımızın içinde başkalarını boğmuyor muyuz?

Hayatın bizim yorumumuza ihtiyacı var mı?

Anın içinde hepimiz öğrenci değil miyiz?

Neden bilme yarışında kendimizi kaybediyoruz?

Neden sürekli kıskançlıkla başkasının yoluna gözümüzü dikiyoruz? 

Sen o kıskandığın yolun yükünden, bedellerinden haberin var mı?

Yükünü ödemeyeceğin o imrendiğin yol, sana iyi gelir mi?

Göz açıp kapatana kadar bitecek hayatı neden dram filmine çeviriyoruz?

Neden kendi mutluluğumuzu engellemek için elimizden geleni yapıyoruz?

İnanın ya da inanmayın hayat doğduğumuz günden beri bizim anlayamayacağımız şekilerde bize destek olup durdu, duruyor.

‘Doğduğum andan beri buraya kadar getiren yaşam, beni anlamadığım şekillerde korudu. Sadece düşündüğüm ya da istediğim şekillerde olmadı.’

En karanlık zamanlarımda bu cümle denizin dibinde bulduğum incim olmuştu.

O yarayla mı destek oldu diye soruyorsunuz içinizden biliyorum. Hayatın nedenlerine benim aklım ermez. Ben kocaman denizde ufacık bir balığım. Yolumu bulmaya, idrak etmeye çalışıyorum, bazen okyanusun büyüklüğünün ihtişamı beni kendimden geçiriyor.

Tüm bunlarla beraber ben de çok tökezledim, halen tökezliyorum. Ama beni buraya kadar  getiren varoluşun ne olursa olsun, aklımın ermeyeceği şekillerde beni desteklediğine tüm ruhumla inanıyorum.  

Evet destekleme şekli bazen fırtınalarla ya da tatlı meltem rüzgarıyla karışık olabiliyor.

Bu yaşam yolunda başımıza ne gelirse gelsin, işaret parmağımızı karşımıza göstermeden sürücü koltuğa geçmek kendi eve dönüş yolumuzun pusulası olduğuna inanıyorum. Ve tüm ezber kalıplarımızın dönüştüğü yer de burası değil mi?

Bu yaşam yolunda iyi bir öğrenci olmak hepimizin pratiği değil mi?

Ve bir haberim var:

Evden/kendimizden ne kadar uzaklaştığımızı düşürsek düşelim, burası, bu nefes, bu atan kalp bize evin yolunu anbean fısıldayacaktır.

İlginizi çekebilir: Antik Kent Kapadokya’da büyülü bir yoga yolculuğu

Özde Çolakoğlu: Çalışma Ekonomisinden mezun oldu. Mezun olduktan sonra metin yazarlığı, editörlük, sosyal medya uzmanlığı gibi farklı alanlarda uzun yıllar çalıştı. 2009 yılında yoga ile tanışmasının ardından farklı uzmanlar ve stillerle çalışma şansı yakaladı. Bedende başlayan bu öğretiyi daha da derinleştirmek isteyen Çolakoğlu bu amaçla ilk temel yoga uzmanlık eğitimini 2012 yılında aldı. O zamandan itibaren farklı birçok eğitime katıldı ve katılmaya devam ediyor. Ocak 2018’de Yoga Alliance’ın E- RYT 500 Sertifikasını almaya hak kazandı. 2013 senesinden itibaren çeşitli yoga merkezlerinde ders vermeye başlayan Çolakoğlu, 2017 yılında Githa Yoga ekibine katıldı ve stüdyonun ana hocalarından biri oldu. Bu dönemde stüdyonun büyümesi için kurucu ekip ile birlikte çalıştı, atölyeler ve eğitimler verdi. Çolakoğlu, yoga uzmanlık programları düzenleyerek uzmanlar yetişiyor. 200 ve 300 saatlik temel ve ileri yoga uzmanlık programları ve kamplar düzenliyor. 2021’de bu mesleğini stüdyo sahipliğine dönüştürmüştür. Kadıköy, Moda’da kurulan, Yoga ve Ayurveda merkezi Goa Yoga’nın kurucu ortağıdır.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale