X

Hepimiz özgürlüğün peşindeyiz: Bu huylardan vazgeçsek hayat daha güzel olmaz mı?

Hayatta en önemli şeylerden biri insanın kendi olması. Ancak bazen kendimizle ilgili gerçekleri kabul etmek istemiyoruz. Oysa insanın kendini kabul ettikçe ve kendine izin verdikçe, başkalarının da kendine izin vermesini sağlıyor. Bu da yaşam ve iletişim açısından destekleyici ve sağlıklı bir ortam yaratılmasını sağlıyor. İnsanların birbirlerini yargılamayı sevdiği bu dünyada, bu yargılarla savaşmanın en etkili yolu dürüstlük olabilir. Kendinizi tüm dürüstlüğünüzle ortaya koyduğunuzda, kendinizi açtığınızda, başkalarının da size yaklaşmasına ve sizin öncülük ettiğiniz bu hareketi takip etmesine izin vermiş olursunuz. Gerçek şu ki, bu dünyada hepimiz birlikte yaşıyoruz ve aynı öğrenme süreçlerinden, aynı çatışmalardan geçiyoruz. Hepimizin mükemmel olmayan yanları var. Bunu kabul etmemek için ise hiçbir sebep yok.

Çoğu zaman etrafımızdaki insanlara umut dolu olduğumuzu göstermeye, kendimizi sevdirmeye ve kabul ettirmeye çalışıyoruz. Oysa her zaman herkesi memnun edemeyiz ve etmemeliyiz de. Aslında hepimizin güzelliği; kırılgan ruhumuz, karmaşık duygularımız, mükemmel olmayan taraflarımızda gizli. Başkalarının bizi nasıl görmek istediğini değil, gerçekte nasıl olduğumuzu düşünmeliyiz. Bunun için öncelikle birçoğumuzun kabul etmek istemediği yanlarınızla barışmalısınız. İşte birçoğumuzun kabul etmek istemediği özelliklerimiz:

Hassas, kırılgan veya güvensiz olmak

Hepimizin hassas bir yani var ancak birçoğumuz bunu saklamaya çalışıyoruz çünkü hassas insanların zayıf olarak algılandığını düşünüyoruz. Oysa hassas ve kırılgan olmak, bazı şeyleri daha yoğun hissetmek zayıflık göstergesi değil. Aksine buradaki sorun hassas insanların kırılganlığı değil, modern toplumumuzun duygusal açıdan yetersiz ve işlevsiz hale gelmesi. Duygularınızı açıklamaktan utanmayın. Hislerinizin, gülümsemelerinizin, gözyaşlarınızın bu dünyada birer ışık gibi parlamasından asla çekinmeyin.

Duygularınız ve yaşamınızla ilgili kontrolü başkalarına vermek

Sosyal olarak onaylanma isteği neredeyse hepimizin DNA’sında var. Örneğin bebeklerin davranışlarının etraflarındaki kişilerin davranışlarına göre şekillendiğini gösteren birçok araştırma var. Büyüdükçe düşüncelerimizi ve duygularımızı başkalarından ayırt etmeyi öğreniyoruz. Ancak yine de birçoğumuz pozitif anlamda sosyal onay bekliyoruz. Bunu yaparken de insanların bizleri kendi değerlerine göre yargıladığını, değerlendirdiğini unutuyoruz. Eğer birçok şeyi başkaları için yapıyorsanız ve mutluluğunuzu, kendinize verdiğiniz değeri başkalarının fikirlerine göre belirliyorsanız, kendi merkezinizi kaybediyorsunuz demektir. Eğer istemeden de olsa bunu yaptığınızı fark ederseniz, kendinize şunu hatırlatın: Başka insanların sizin hakkınızda düşündüklerinin hiçbir önemi yok. Dikkatinizi yeniden toplayın. Sizi olduğunuz gibi gören ve değerlendiren insanlarla vakit geçirin.

Kendi değerinizi maddi şeylere göre belirlemek

Şartlar elverdiği sürece daha fazla para kazanmak, yeni bir araba almak, daha büyük bir evde yaşamak, kendinize hediyeler almakta yanlış bir şey yok. Ancak bazen şartlar buna elvermeyebilir ve aynı evde yıllarca kalıp, aynı arabaya yıllarca binip, aynı kıyafetleri giyip, kendinize pahalı hediyeler alamayabilirsiniz. İşte böyle zamanlarda şunu hatırlayın; kendi değerinizi belirlerken maddi şeyleri göz önünde bulundurmayın. Sahip olduklarınızla değil, içinizde olup bitenlerle değerinizi belirleyin.

Kendinize toleranssız olmak

Bazen hayat hepimizi fazlasıyla zorlayabiliyor. Böyle zamanlarda geçmişi hatırlayın. Aslında birçok defa zorlandınız ve buna rağmen başarılı olmayı başardınız. O halde yeniden zorlandığınızda bunu aşabilir ve başarılı olabilirsiniz.

Hayatta karşınıza çıkan, yaşadığınız, hissettiğiniz her şey aslında sizleri daha güçlü hale getiriyor. Bunların hepsi, sizi sahip olduğunuz başarılara ulaştıran şeyler. Sizi siz yapan şeyler. Kendinize biraz daha tolerans tanıyın, şans verin ve ileri gitmekten çekinmeyin.

Kaynaklar:
Marc&Angel
HuffingtonPost

Uplifers: Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale