Hepimiz birer emanetçiyiz: Tanrının bize emanet ettiği kendimize iyi bakıyor muyuz?

Bir adım geri gel, bir adım sadece. Kendinin koşan, sürekli hareket eden, sürekli konuşan bedenine bak. Gözlerinin hareketlerine, ayağının sallantısına, içinde sakin taklidi yapan telaşına, bedenindeki ahenkli/ahenksiz hareketlere bir adım geriden bak.
İzleyebildiğin kadar izle, yorum yapma, görmezden gelmeye çalışma.
Oradaki çırpınışı görüyor musun? Oradaki kaybolmuşluğu fark edebiliyor musun?
Şimdi düşüncelerin döndüğü zihin salonuna gir, yaklaşırken zihne doğru gürültüsü uzaktan duyuluyor mu kalabalık bir otel lobisine girmişsin gibi?
Bir köşede dur ve senin sesin ile, ebeveynlerinin, sevdiğinin sesiyle gelen anonsları tekrarı dinle. Cevap verme sadece dinle.
Ne hissediyorsun? Yorucu mu? Sakin mi?
Şimdi tekrar çık dışarıya ve bedenini tekrar izle, düşüncelere senkronize olan hareketleri gör. İçinde seni eleştiren ses konuştukça bakışların nereye yöneliyor bedeninin? Ellerin ayakların, omuzların nasıl duruyor veya hareket ediyor? Tüm bedenin nasıl bir duruş alıyor?

Biraz daha geri adım at, az daha.
Kendi kendinden kafasını kaldıramayan bedeni görüyor musun?
Kendi kendinin sesini dinlemekten, dışarıyı duymayanı izliyor musun?
Yorgunluğunu anlıyorum, savaştan bitap düşmüş çaresiz hissettiğin yerleri…
Baş başa kaldığın şeyi görüyorum, görüyorsun.
Hadi çık oradan demek ne kadar da manasız ve havada değil mi?
Biliyorum.

Sen de git şimdi bedeninin yanında, omzuna dokun ve söyle; biliyorum.
Ellerine kollarına tüm bedenine dokun ve rahatlat, bir dostunu teselli eder gibi. Sakinleştir onu, o sana Tanrının emaneti.
O şefkat ile, o değer ile kolla, o gözle sev sessiz sessiz.
Emaneti taşımaya çalışanın ızdırabına hürmet et, çabasını takdir et. elini altına soktuğu taşın ne olduğunu hepimizin bildiğini unutma.
Yanındayım diyebilir misin bir dosta der gibi?
Gönlünden sonsuz bir şefkat akar mı kendiliğinden?
Çabasına, kendine inancına, savaşına, gücüne, devam etmeye hazır vazgeçmeyen haline, acıyan yarasına “rağmen” hallerine bir kez daha bakar mısın?
Tanrının emanetini, varoluşun tohumunu taşımaya çalışan “sen”, kendine bakar mısın?
Hiçbir şey yapma, sadece bak.
Orada ol, onunla, kendinle…

Her insan birer emanetçidir. Bazen zor, bazen kolay olur taşımak. Fakat ne ve nasıl olursa olsun, gayreti bitmeyenlerin, vazgeçmeyenlerin içindedir aşk. O sonsuz, maddeden zamandan bağımsız aşk…

Zerresi içimizde emanettir.
Hem hediyemiz, hem de emanetimizdir.

Emaneti taşıyandan emaneti taşıyana…

Kendi kendimizin gücü önünde hürmetle.

İlginizi çekebilir: Doğru nedir: Herkes için tek bir doğru mümkün mü?

Esra Uyman
1977’de İstanbul’da doğdu. İzmir Anadolu Güzel Sanatlar Lisesi, Resim Heykel bölümünden mezun olduktan sonra 9 Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nde Moda Aksesuar Tasarımı okudu. ... Devam