X

Hayvanlardan ilham veren ebeveynlik dersleri

Çocuk yetiştirmenin kolay bir süreç olmadığı aşikar. Başarılı ebeveynlik çaba ister, sabır ister, zaman ister, zorluklara karşı direnme gücü ister, ister de ister… Şüphesiz ki her ebeveynin kendi kuralları, çocuk yetiştirme stilleri var ve hiçbiri tartışmaya açık değil. Hiçbir ebeveyn bir diğeriyle kıyaslanamaz, karşılaştırılamaz. Çünkü hepimiz biliyoruz ki her anne-baba çocuğu için en iyisini ister ve en iyisini yapmaya çabalar. Tüm bunlara diyecek tek bir söz yok ama biz Uplifers olarak ebeveynlik konusuna farklı bir açıdan yaklaşıyoruz ve bugün 4 Ekim Hayvanları Koruma Günü’ne yakışır bir içerikle sizleri buluşturuyoruz. İşte hayvanlardan ilham veren ebeveynlik dersleri:

Bebeğiniz uyuduğunuzda siz de uyuyun

Muhtemelen hamilelik ya da lohusalık döneminde hemen hemen tüm anneler bu cümleyi duymuş olabilir: ‘Bebek uyuduğunda sen de uyu.’ Bebek büyütmek çok fazla enerji gerektirir, bu nedenle dinlenmek ve şarj olmak çok önemlidir. Kutup ayıları da bu fikri benimsemiş olacak ki, birçok hayvan belgeseli anne kutup ayılarının yavruları uyurken dinlenmeye çekildiğini ortaya çıkarıyor. Her ne kadar birçok anne bebeklerinin uyku zamanlarını yapılacak işlere ayırıyor olsa da kutup ayılarından ilham alınabilir.

Bildiklerinizi öğretin

Şüphesiz ki her anne baba çocuklarına yaşamları boyunca rehberlik eder; nasıl yemek yemesi gerektiğinden ayakkabılarını bağlamaya, ilk adımlarını atmasından denizde yüzmeye kadar birçok yaşam becerisini öğretir. Ancak, tüm bu becerilerden daha fazlası için çitalardan da ilham alabileceğimizi hiç düşünmüş müydünüz? Anne çitalar, yavrularının yanında yaklaşık 2 yıl kalarak onlara avlanmayı, tehlikelerden korunmayı öğretiyorlar ve gerçekten öğrendiklerinden emin olana kadar birlikte kalmaya devam ediyorlar. Siz de çocuklarınıza öğreteceğiniz her şey için hem kendinize hem onlara yeteri kadar zaman tanıyabilir; hiçbir şeyi aceleye getirmeden bu sürecin tadını çocuğunuzla birlikte çıkarmaya odaklanabilirsiniz.

Destek istemekten çekinmeyin

İngilizce’de sıkça kullanılan It takes a village to raise a child.’ deyimini biliyor musunuz? Yani; bir çocuğu yetiştirmek için bir köy gerekir. Anlamı ise çocuk yetiştirme sürecinde desteğe ihtiyaç olduğudur. Filler, bu felsefeyle yaşarlar. Filler, sürüdeki her yeni doğan fil ile temas kurarlar; sevecen bir ilişki içinde yaşarlar, yeni anneye koruma, besleme gibi temel beceriler konusunda destek olurlar. Hatta, anne filler yavrularını başka fillere güvenle emanet edebilirler. Siz de bir ebeveyn olarak çocuk yetiştirme sürecinin tamamını tek başınıza üstlenmek zorunda değilsiniz; yakınlarınızdan, güvendiğiniz kişilerden size yardımcı olmalarını isteyebilirsiniz.

Kendi tarzınıza ve inandıklarınıza sadık kalın

Her anne-baba çocuklarını büyütürken ebeveynlik becerileri geliştirirler ve kendi tarzlarını bulurlar. Her ne kadar bizim kültürümüzde yeni anne babaya akıl vermek gibi yerleşmiş bir konsept olsa da siz onlara kulak asmak zorunda değilsiniz. Örneğin, çoğunlukla memeli hayvanlar birkaç ay yavrularını emzirirken ispermeçet balinası yavrularını iki yıl boyunca emzirmeye devam ediyor. Demek ki onun için doğrusu o … Siz de çocuklarınızı yetiştirirken size doğru gelen ve doktorunuzun onayladığı alışkanlıkları sürdürebilir, başkalarının ne dediğine aldırış etmeyebilirsiniz.

Eşinizi yalnız bırakmayın

Çevrenizden destek istemenin yanı sıra eşinize de sırtınızı yaslayabileceğinizi unutmayın. Ebeveynlik sanatının en iyi örneklerini sergileyen penguenleri hatırlayın. Hayvanlar aleminde sanıyoruz ki daha işbirlikçi eşler bulmak pek mümkün değil, çünkü en iyisi dişi ve imparator penguenler . Ebeveynliğin iş yükünü eşit paylaşma konusunda usta olan penguen çiftlerde anneler de babalar da yumurtaların çatlama sürecinden yavruların büyüyüp gelişmelerine kadar geçen zamanda birbirlerine destek oluyorlar.

Kardeş kıskançlığının önüne geçin

Kardeş kıskançlığının yalnızca insan ırkına özgü olmadığını söylesek sevinir misiniz, şaşırır mısınız ? Birçok ailede oluşabilen bu durum, genellikle büyük kardeşlerin küçük kardeşlerini kıskanmalarından, ilginin onlar üzerinde olmadığını düşünmelerinden kaynaklanır ve anne-babalar için zorlu bir mücadele başlar. Belki de ismini çoğumuzun daha önce duymadığı zehirli ok kurbağaları ise bu duruma kendi çözümlerini bulmuşlar. Kardeş anlaşmazlıklarını önlemek için anne kurbağalar, yavrularını birbirinden ayırıyor ve her bir yavruyu farklı bir su birikintisine bırakıyor. Ama merak etmeyin, hayvan bilimcilerine göre tüm yavrularını izlemeye, takipte kalmaya devam ediyor. Zaman zaman siz de çocuklarınızın anlaşmazlıklarını önlemek için her birine ayrı alanlar sunarak veya sizinle baş başa zaman geçirebilecekleri anlar yaratarak daha iyi hissetmelerini sağlayabilirsiniz.

Disiplini unutmayın

Disiplin, ceza ile karıştırılmaması gereken ve çocukların gelişiminde önemli rol oynayan, ebeveynlerin hassas bir şekilde ele aldığı konulardan biri. Anne-babalar çocuklarını kırmak istemedikleri için belki zaman zaman disiplin konusunda esnek davranıyor olabilirler ancak hayvanlarda durum böyle değil. Her hayvan, yavrularına bir şeyler öğretirken tepkisini bir şekilde gösterebiliyor. Köpekler hırlıyor; inekler başlarını sallıyor ya da aslanlar yavrularına kükrüyor. İnsanlar için bu davranışlar geçerli olmasa da sınırlar belirlemek, çocuklara neyin kabul edilebilir olduğunu göstermek, disiplini sağlamak için oldukça önemli. Siz de kendi kurallarınız doğrultusunda çocuklarınıza disiplini aşılayabilirsiniz.

Oyun, oyun, oyun!

Şüphesiz ki her canlı biraz oyuncu doğuyor. Sosyal medyada denk geldiğiniz hayvan videolarını hatırlayın. Yavrularıyla oynayan ayılar, çimenlerde yuvarlanan köpekler, annelerinin peşlerinde dolanan yavru aslanlar… Hepsinin ortak noktası yavruların oyun istemesi ve anne-babalarının da yavruların bu oyun ihtiyacına cevap vermeleri. Ebeveynliğin getirdiği birçok iş ve sorumluluk olsa da çocuklarınızla oyun oynamayı unutmayın.

İlginizi çekebilir: Tüylü dostlarınızın gözünden dünyayı anlatan, onları daha iyi anlamanızı sağlayacak filmler

Uplifers: Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale