X

Hayvan sevgisi ile büyümek çocukların duygusal ve sosyal gelişimine katkı sağlıyor

Hayvan sevgisi ile büyümek çocukların duygusal ve sosyal gelişiminde önemli bir rol oynuyor. Çocuklar ve hayvanlar arasında sağlıklı bir bağ kurulmasında ise ebeveynlere önemli roller düşüyor.

Yapılan araştırmalara göre, evcil hayvanlarla birlikte büyümek çocukların duygusal zeka gelişimlerini destekliyor ve onları hayata hazırlıyor. Merhametli olmak, empati kurmak, karşısındakini anlamak, sorumluluk almak ve duyguları ifade edebilme yetisi kazanmak küçük yaşta hayvan sevgisiyle tanışmanın faydalarından birkaçı.

Hayvan sevgisi ile büyümek çocukların duygusal ve sosyal gelişiminde önemli bir rol oynuyor.
1. Merhamet ve sevgi duygusunu güçlendiriyor.

Çocukların çıkar gözetmeden hayvanlarla bağ kurması onlara şefkatli ve merhametli olmayı öğretiyor. Hayvanlarla kurdukları iletişim temelde sevgiye dayanıyor ve bu duygu onları olumlu yönde besliyor. Evcil hayvanlar çocuklara sağlıklı bir ilgi alanı yaratıyor, işbirliği ve paylaşım davranışlarını sergilemesine fırsat sağlıyor.

The Waltham Book of Human–Animal Interaction kitabında yer verildiği üzere, evcil hayvanla büyüme şansı elde eden çocuklar, ebeveynlerinin yönlendirmesiyle küçük yaşlardan itibaren onların bakımını üstlenebiliyor. Özellikle ebeveynlerinde gözlemledikleri bu davranışı hayata geçirmeleri daha kolay oluyor.Çocuğun bir kap mamayla bir hayvanı beslemesi merhamet ve şefkat duygusuyla tanışmasını sağlıyor.

İlginizi çekebilir: Hayvanlarla insanların arasındaki tarifsiz bağı anlatan bir fotoğraf serisi: “Küçük Çocuklar ve Köpekleri”

2. Özgüven ve sorumluluk sahibi olmasını destekliyor.
Köpekler çocukların oyun arkadaşı oluyor.

Bir hayvanın bakımını üstlenmek aynı zamanda sorumluluk sahibi olmayı öğretiyor. Besleme, gezdirme gibi sorumlulukları üstlenen çocuk, bunları gerçekleştirdiğinde iyi bir şey yaptığına dair başarı hissini yaşıyor ve kendine olan güveni güçleniyor. Öz güven duygusu eksik çocuklar üzerinde yapılan bir çalışmada, 9 ay boyunca okul ortamında hayvanlarla iç içe olan çocukların bu periyotun sonunda kendilerine olan güvenlerinin arttığı gözlemlenmiş.

3. Empati ve iletişim yeteneğini geliştiriyor.
Kedilerin sakinleştirici bir özelliği olduğu biliniyor.

Evcil hayvanı ile doğru bir bağ kuran çocuğun empati yeteneği gelişiyor ve bu çocuklar yardımsever davranışları daha fazla sergiliyor. Çocukların sevimli dostlarıyla oynaması, onlarla konuşması büyüdüklerinde iletişim yetilerinin gelişmesine ve empati kurmayı öğrenmelerine yardımcı oluyor. 

4. Bağışıklık sistemini güçlendiriyor.

Kuopio Üniversitesi Hastanesi’nde yapılan bir araştırmaya göre, bir yaşına kadar köpekle büyüyen çocukların, yalnız büyüyen çocuklara göre bağışıklık sistemleri daha güçlü oluyor. 650 bin çocuk üzerinde yapılan bir başka araştırma sonucuna göre ise, bir yaşın altındaki köpeklerle yaşayan çocukların gelecekte astım hastası olma riski daha az. 

Psikolojik açıdan bakıldığında ise, çocuklar kendilerini mutsuz, üzgün veya kızgın hissettiklerinde de yine sevimli dostlarına koşuyorlar. Onlara sarılmaları, kucaklamaları bile stres kaynağını azaltmaya yetiyor. Aynı zamanda onlarla konuşarak dertleşmeleri ve oyun oynayarak eğlenceli vakit geçirmeleri duygusal gelişimlerini destekliyor. Özellikle kedilerin mırlamalarıyla insanlara ne kadar iyi geldiğini hepimiz biliyoruz. Yapılan araştırmalarda ortaya çıkan sonuçlar da bunu destekler nitelikte. Kedi mırlamasının ve bizimle temasının doğal bir yatıştırıcı etkisi olduğu, diğer canlılara göre 3 kat daha fazla stres azaltma gücüne sahip oldukları gözlemleniyor. 

İlginizi çekebilir: Birlikte büyüyen köpekler ve sahiplerinin yıllarca arayla birlikte çekilmiş fotoğrafları

Kaynak:
Lifegate
Petcentric
Mother Nature Network

Uplifers: Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale