X

Hayatınızın kahramanı sizsiniz: Kariyer yolculuğunda kendinize sahip çıkın

Hayatta herkesin ilham aldığı şeyler, ilham aldığı olay ve olgular vardır. Bir de bazen taşa takılıp tökezlediğinizde kendinize sorduğunuz sorular neticesinde çizdiğiniz yollar vardır.

İşte o yolda ilerlerken hiç unutmamamız gereken belki de en önemli şey, herkesin size ne yapabileceğinizi söylemesinden ziyade, sizin ne istediğinize ve neler yapabileceğinize inanarak hayallerinize yön vermenizdir.

İster iş ilişkilerinde ister özel hayatınızda olsun, fark etmez… İnsan doğası gereği ilk önce kendi çıkarlarını düşünmeye meyillidir. Bunu kötü bir şey gibi söylemiyorum. Ama tam da bu sebeple ne istediğinize ve hayatınızı ne yöne götüreceğinize sizden daha iyi hiç kimse karar veremez.

İş yerinizi baz alalım. Size bir görev verirler mesela. Bulunduğunuz yerde mükemmeliyetçi bir yapı hakimse mesela, o işi yaparken en iyi şekilde kendi yöntemleriyle olsun isterler. Fakat sizin yöntemlerinizle yapmanıza pek izin verilmez. O işi yaparken ya hata yapmanız beklenmez ya da hata payınız oldukça düşüktür. Halbuki insanın en güzel öğrenme şekli bence deneyimleyerek öğrenmesidir. Tabii ki işleri geri döndürülemeyecek kadar batırma taraftarı falan değilim… Ama bir işi yapmanın birçok yolu olabileceğini düşünüyorum.

Gerçekten ilham veren yöneticilerin çalışanını, çalışanı olarak değil de, yol arkadaşı olarak görenler olduğunu düşünüyorum. Kişinin deneyim kazanma yolunda atacağı adımları seçerken öz güvenini artıracak olan en değerli şey, o kişiye olan güveninizi hissettirmektir. Bazıları, “Kişi o güveni vermezse nasıl hissedebiliriz ki? O güveni sen vereceksin ki hissedeyim’’ diye düşünebilir. Ama belki de sizin yöntemleriniz yerine kendi yöntemleriyle bir şekilde yürütüyordur işlerini… Her şeyi göremiyor olabilirsiniz. Bazıları her şeyin kendi yöntemlerine göre mükemmel olup olmadığına karar verir. Halbuki mükemmel diye bir şey yoktur. Mükemmeliyetçi bir yönetici veya çalışan olmak hem kendinizi hem de karşınızdaki insanı yormaktan başka hiçbir işe yaramaz.

Mesela insan doğası gereği takdir edilmeyi bekler. Bir işi sırf takdir edilmek için yapmazsınız elbette ama takdir edilmek insanı mutlu eder ve işlere daha sıkı sarılmasını sağlar. Herkes için söylemek doğru değil tabii ki ama gözlemlerime dayanarak söylüyorum; çoğu yönetici bir yerde ego duvarını aşamayıp takdir etmenin kişinin işleri gevşetmesine sebep olacağı gibi ilkel bir düşünceye sahip maalesef. Halbuki duvarları kaldırıp gerçekten bu yolda beraber olduğunu hissettirmek ve kişiye değerli olduğunu hissettirmek kadar şevk verecek başka bir şey olduğunu sanmıyorum. Tabii bazılarının şevk duygusu başka olgu ve materyallerle de gelişebilir. Bu kimilerine göre daha fazla maddi gelir, kimilerine göre ünvan ve rütbe, kimilerine göre değerli ve başarılı olduğunu hissetmektir. Ama hepsinin temelinde insanın doğası gereği kendini gerçekleştirme arzusu yatar.

Bir iş yerinde her gün aynı işi monoton şekilde sırf geçim kaynağınızın sürekliliği için robot gibi yapıyor olabilirsiniz. Ama hayatın asıl amacı kendimizi gerçekleştirmek değil midir? Bu sebeple gideceğiniz yolu çizmek ve o yolda atacağınız adımlara sadece sizin karar vermeniz çok önemlidir. Çünkü başkalarının çizdiği yolda sadece belli bir zaman ilerlersiniz ve bir süre sonra ne yaptığınız iş size zevk verir, ne de beklentileri karşılayabilirsiniz. Bu sebeple kişinin kendini tanıması, kendi ikigaisini bulup yol alması ve bu yolda desteklenmediğini hissettiği noktada sorunları açık açık konuşup iletişim kurması çok önemlidir. Sonrasında rotanızı oluşturmak yine sizin seçiminiz olacaktır.

Sizi sizden daha iyi hiç kimse bilemez. Ne istediğinizi, nasıl bir yolda ilerlemek istediğinizi ve nelerden rahatsız olduğunuzu sizden başka hiç kimse gelip sizin yerinize anlatamaz. Hayatınızın kahramanı sadece sizsiniz! Bu sebeple konuşmaktan ve iletişim kurmaktan çekinmemelisiniz. Kendiniz ve hayalleriniz için atacağınız en büyük adım ne istediğinizi bilip, bunu açık bir dille konuşabilmektir. Sonrası çizeceğiniz rotaya göre kendiliğinden akıp gelecektir.

Sevgilerimle…

İlginizi çekebilir: Hayallere doğru: Engellerin üzerinden atlayın ve ilerlemeye devam edin

Gamze Okutan: 15 Aralık 1986 Beykoz İstanbul doğumlu olan Gamze Okutan 2004 yılında Paşabahçe Ferit İnal Lisesi’nden mezun olduktan sonra uzun yıllar mağazacılık sektöründe satış danışmanlığı ve sağlık sektöründe hizmet veren bir firmada yönetici asistanlığı yaptı. Çalışma hayatı sebebiyle üniversiteye biraz ara verdikten sonra 2015 yılında Anadolu Üniversitesi Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri bölümünden mezun oldu. Şu anda Yazılım ve Teknoloji alanında hizmet veren bir firmada Mali & İdari İşler Yetkilisi olarak meslek hayatına devam ediyor. Evli ve bir kız çocuk sahibi bir anne. Pusula kitabının yazarı. Gamze Okutan’ın kendini bildi bileli sanata, kişisel gelişime, psikolojiye olan ilgisi hep vardı. Zaman zaman şiir yazmayı, deneyimlerini ve gözlemlerini paylaştığı yazılar yazmayı, kendi çapında hobi olarak müzikle uğraşmayı ve söylemeyi çok seven biri. Ayrıca arada sırada meditasyonla zihnini sakinleştirip stres atmayı, yoga ile bedensel enerjisini korumayı seviyor. Hayatta pozitif ve negatif her şeyin bir bütün olarak güzel olduğunu düşünüyor. Olaylara bakarken çoğunlukla pozitif taraftan değerlendirmeyi yani bardağın dolu tarafından görmeyi ve çözüm odaklı olmayı seviyor. Fakat negatifin ağır bastığı durumlarda duyguların sonuna kadar yaşanması gerektiğini aksi takdirde mutlu olmanın mümkün olmayacağını düşünüyor. Hayatı dolu dolu, tutkuyla, hissederek yaşamayı seven aslında hayatın kendisine aşık, hayalperest bir yolcu olarak tanımlıyor kendini. Hayatın paylaştıkça güzellikler getireceğine olan inancını ve umudunu hiçbir zaman kaybetmemiş biri olarak paylaştıkça belki küçük dokunuşlarla bakış açımızdaki yansımaları çok daha renklendirebiliriz diye düşünüyor. Hep birlikte, el ele birbirimizin yoluna daha çok ışık tutarak yönümüzü bulmamıza bir nebze olsun katkı sağlayabileceğimize inanıyor.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale