X

Hayatını nasıl yaşayacağını seçebilirsin: Seçimlerin gücü

“Böyle yapmak zorundayım.”, “Zamanım yok.”, “Oraya gitmem lazım.” Bu cümleler tanıdık geliyor mu? Bunlara benzer cümleleri ne kadar çok kullanıyoruz değil mi? Küçüklüğümüzden beri duymaya alıştığımız cümleleri biz de söyleyerek, toplum olarak bu alışkanlığı devam ettiriyoruz. Ve çoğunlukla bunun farkında bile değiliz.

Peki, sana desem ki bunlar senin seçimlerin. Biliyorum, aklına ilk gelen “Olur mu öyle şey, ben niye bunları seçeyim? Sen benim yaşadıklarımı bilmiyorsun ki!” Evet, bilmiyorum ve eminim ki bazıları senin için oldukça zorlayıcıdır. Ama bunu bilerek seni farklı bir alana davet ediyorum: Yaşadıklarına karşı bakış açını, söylemini değiştirmeyi pratik ettikçe hayatının iplerini eline alabilirsin.

Bir eylemi gerçekleştirme ya da gerçekleştirmeme nedenimizi hep başkaları olarak gördüğümüzde kendimizi kurban rolüne sokuyoruz. Çünkü orada bizim elimiz kolumuz bağlı ve dışarıdan her ne komut geliyorsa sorgusuz sualsiz uygulayıcı konumundayız. Halbuki bu bizim hayatımız ve hayatımızı nasıl yaşayacağımızı seçme hakkına ve gücüne sahibiz! Belki bunu yıllarca unuttuk ve bu bize unutturuldu. Ama tekrar hatırlayabiliriz…

Bu güce sahip olduğunu kendine hatırlatmak sandığından daha kolay. Tek yapman gereken yukarıdaki ve benzeri cümleleri kuracak olduğunda, cümlenin yüklemini “Seçiyorum” ile değiştirmek!

Beraber deneyelim: “Böyle yapmayı seçiyorum.”, “Zamanımı bunun yerine başka şeye ayırmayı seçiyorum.”, “Oraya gitmeyi seçiyorum.” Yüklemi seçmek olarak değiştirdiğimizde bu seçimin aslında bize ait olduğunu zihnimize tekrar tekrar hatırlatıyoruz. Ancak bunu hatırladığımızda başka seçeneklerimizin olabileceği gerçeği su yüzüne çıkabilir.

İş yerinde, sosyal yaşamında istemediğin bir şeyi yapman istendiğinde, “yapmak zorundasın” diye yaptığında, bu eylem mutsuzluk ve stres getirir. Ama belki yılların alışkanlığından, belki içinde bulunduğun kültür gereği şikayet etsen de yaparsın. Yapmayı sen seçersin günün sonunda. Seçtiğinin farkında olduğundaysa hayır demenin, neden yapmaman gerektiğine dair sağlıklı bir iletişim kurmanın yollarını araştırmaya başlayarak bunun sorumluluğunu alabilirsin.

Sağlığın için düzenli yürüyüş yapma hevesin varsa ama “Yapamıyorum çünkü zamanım yok” diyorsan bu seçim de senin. Gün içinde zamanını alan şeylerin listesini yaparak belki sana katkısı olmayan, belki gereğinden fazla zaman ayırdığın aktiviteleri fark edip yürüyüş için küçük bir zaman belirleyerek bunun sorumluluğunu alabilirsin.

Hiç gitmek istemiyorken sırf ayıp olmasın diye bir buluşmaya gidiyorsan bu seçim de senin. Hastayken gitmek için kendini zorlamayı, istemediğin kişilerle görüşmeyi sağlıklı bir iletişimle bırakmayı seçebilir ve kendini önceliklendirebilirsin.
Özetle, hayatını nasıl yaşayacağını seçebilirsin!

Kulağa basitmiş gibi gelse de uygulamanın her zaman bu kadar kolay olmadığının bilincindeyim. Bu bir yaşam alışkanlığı ve her alışkanlıkta olduğu gibi seçme alışkanlığı kazanmak da pratik gerektiriyor. Ama daha mutlu bir hayat yaşamak için seçmeyi pratik etmeyi seçmeye değmez mi?

Daha fazla iyi yaşam, ilham ve bütünsel sağlık konularında öneriler için Instagram hesabım @sibelsibel’i takip et.

İlginizi çekebilir: Zaman yönetiminde önemli bir ayrıntı: Enerjini nelere harcadığını keşfet

Sibel Okan - moment by Sibel: Merhaba ben Sibel. Boğaziçi Üniversitesi Kimya Mühendisliği bölümü mezunuyum. Daha önce özel sektörde pazarlama alanında çalıştım. Mühendislik eğitiminin bana katmış olduğu analitik düşünce yapısı ve süreç yönetimi bilgisinin yanı sıra, Hamburg'da 5 ay boyunca yaşama fırsatı bulduğum Erasmus programı ve yelkencilik deneyimi okulumun bana verdiği en keyifli hediyeler. Üniversite hayatından özel sektördeki iş hayatına geçtiğim ilk yıllarda, mutluluğu arama yolunda tanıştığım enerji dengeleme deneyimi, farkındalığımın artmasına ve içimdeki yaratma gücünü daha derinden tanımama vesile oldu. Çıktığım bu yoldaki tüm deneyimlerimde ortak öğreti "anda yaşamak" oldu. Daha mutlu bir Sibel'e dönüşmek için anda yaşamanın yollarını keşfederken edindiğim bilgileri olabildiğince çok kişiyle paylaşarak herkesin kendi yaşamına uygulayabileceğini göstermek ve ilham olmak isteğiyle farklı bir yolda ilerlemeye karar verdim. Mindfulness temelli yoga ve meditasyon eğitmeni, mindfulness koçu olarak; tüm servislerimi tek bir çatı altında topladığım moment by Sibel markamla anda yaşamak için farklı yollar keşfetmenize alan açıyorum!

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale