X

Hayat hep bildiği gibi akmaya devam eder: Bir noktada takılı kalmak da, akışa kendini bırakmak da bizim elimizde

“Otobüsün sol camından etrafı izlerken, sağ camından kaçırdıklarımızdan ibarettir bazen hayat…”
Özdemir Asaf

Bittiğini zannederiz. Son bulacağını. Bir daha yeniden güneşi göremeyeceğimizi. Yeniden aynı hevesle, aynı aşkla yağmurda ıslanamayacağımızı… Yeniden dengeye gelemeyeceğimizi. Yeniden yolların bize açılamayacağını. Yeniden kapılardan geçemeyeceğimizi. Yeniden genç hissedemeyeceğimizi. Yeniden aşkı bulamayacağımızı. Yeniden en baştan başlayamayacağımızı. Bir kere kaybettiğimizde yeniden aynı zenginliğe sahip olamayacağımızı…

Ben bugün sizinle birlikte hayatın devamlılığına bakalım istiyorum. Hiçbir sonun olmadığı, aksine sürekli bir devinimin olduğu o canım, muhteşem hayata bakalım. Bir ağaç gördük mü yaprakları döküldüğünde bir daha ben yeşeremeyeceğim diye karalar bağlasın? Hiç bizler bir çiçek gördük mü artık sonbahar geldiğinde yeniden bahar gelmeyecek, bir daha güneş doğmayacak diye ah etsin? Hiç kelebek gördük mü tırtıl olduğu döneme geri dönmek istesin veya kaderine söverek “Ne vardı değişecek bir daha aynı hakkım olmayacak?” diyerek hayatından memnuniyetsizlik etsin? Ve bizler hiçbir ölü gördük mü “Bir gün daha yaşasaydım!” diye bizlere öbür dünyadan (ve var ise diğer enerji boyutlarından!) haberler getirebilsin, bu dünyada tamamlamış olduğu hayatına özlemle, tükenmişlikle veya pişmanlıklarla sarılsın?

Tüm cevaplarımızın ötesindedir hayatın akışı. Hayat akar. Hayat devinir. Su bir noktadan iki kez aynı temizlikte, birebir aynı “bilgelikte” geçemez. İşte bu yüzden hayat sözünü akışta söyler. Bitirmez. Durdurmaz. Bir an olan yıkılış aslında değişimdir, bitiş değil. Bir an olan farklılık aslında düzenlemedir, kaybediş değil. Bir kez olan yitirmek, aslında öğrenmektir, kaybetmek değil. Belki bir an için hayatımızdan gelip geçen her an ve her insan, her olay, belki de her saniye bir “yoldur”, bir son değil!

Peki bizler ne yaparız? Kısacık bir an olayına bakarak hayata dair ve o güzel hayatımıza dair kararlar veririz… Yitiren oluruz, hak etmeyen oluruz, haksızlığa uğrayan oluruz, yalnız bırakılmış olan oluruz, sessiz kalması gereken oluruz, bahşedilmemiş olan oluruz ve daha birçok kez “kendimize ne yakıştırıyorsak”, hangi bitişle kendi kendimizi tamamlıyorsak o oluruz. Oysa tüm bu kararlarımız ne kadar doğrudur?

Çok basit bir mantıkla inceleseydik ve bir insan yaratıp da dünyaya göndermiş olsaydık ondan ne isterdik veya o insanın hikayesinden ne beklerdik? Kendini farklılaştırmasını, derslerini almasını, en iyi versiyonunu bulmasını ve belki de sadece bu yolculuğu gerektiğince, hakkında tamamlamasını değil mi? Peki bizler kendimize bu küçücük şansı veriyor muyuz? Ben bugün bu yazımda bize bir şans daha yazıyorum… Hayat bitmez, haklar bitmez, zaman bitmez, yollar da bitmez… Yeter ki bizler inanmasını, yürümesini ve akmasını bilelim!

Bugün hayat var; yarın başka bir hayat olmayacak, bugün bu an var, yarın tekrar bu ana dönüş olmayacak… Bugün bizler buradayız; ne mutlu! Ve yarın bizden sonra gelenler bu satırlarla yollarına devam edecek! Teşekkürler hayat, iyi ki varsın, iyi ki bizler bugün, tam olarak burada ve tam olarak olduğumuz şekilde senden geçmekteyiz…

İlginizi çekebilir: Değerli bir yatırım: Gerçekten ne istediğimize odaklanmak

Pınar Özeken (Ulus): 2007 yılında Boğaziçi Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik bölümü ile Kimya bölümlerini bitirdi. Aynı üniversitede Biyomedikal Mühendisliği ve İspanya Pompeu Fabra üniversitesinde master derecelerini aldı. Özellikle 2011’den bu yana moda ile ilgili çalışmalara ağırlık verdi ve hala moda üzerine yazı dizileri, farklı moda kaynaklarında yayınlanmaktadır. Yoga eğitmeni olma yolunda ilerleyen Pınar, bir Arjantin Tango aşığı. Gerçek tutkularından bir diğeri ise seyahat etmek."Dünya üzerinde ayak basılmadık toprak kalmasın" mottosu ile dünyayı dolaşmaya devam ediyor.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale