X

Hayal dünyasından gerçek yaşama: Dönüşüm yolculuğunuzda bir basamak atlayabilir misiniz?

Zihninizde kurduğunuz hayallerinizin ne kadarının gerçeğe dönüştüğünü hiç düşündünüz mü? Hayal olarak tanımladığımız düşünce toplulukları, insan zihninde geçmiş veya gelecek ile ilgili soyut olarak düşünülen, gerçekleşmesi temenni edilen ya da gerçekleştiği halde tekrar tekrar düşünülmesi kişiyi mutlu eden bir durumdur. Birey hayal dünyasında özel, sosyal ya da kariyer hayatı ile ilgili birçok fikir üretebilir ve üzerine düşünebilir. Düşünmek zaten başlı başına insana özgü bir eylemdir. Düşünce akışı içerisindeki her şeyin gerçeğe dönüşmesi pek mümkün değildir. Ancak kurulan hayallerin gerçeğe dönüşme ihtimali kişinin kendi elindedir.

Soyut ile somut gerçeklik ile de tanımlayabileceğimiz hayal ve gerçek, bireyin zaman algısının yakın olduğu durumlarda kişiyi umutsuzluğa itebilir. Yani, yaşamındaki süreçler konusunda sabırsızca ve atik bir şekilde davranan birey, zihninde kurduğu düşüncelerin gerçekleşmediğini düşünerek kendisini o düşüncelerden alıkoymak isteyebilir. Oysa, hayallerimizin hangi aşamada gelip bizi bulacağını bilemeyebiliriz. Her şeyin dengede olduğu konusunda bilinç oluşturduğumuz bu evrende, sabretmek ile hayallerimizin gerçekleşme ihtimalinin paralel olduğunu söyleyebiliriz. Sabır aslında soyut olan düşüncelerimizin gerçekleşmesi noktasında en önemli aşamadır. Hayallerimizi zihnimizde gerçekleşmeyi bekleyen bir kilit gibi düşünecek olursak bunun anahtarı sabırdır. Çünkü sabır süresince istediğimiz şey konusunda tıpkı basamaklar gibi adım adım ilerleriz, ona biraz daha yaklaşırız. Nasıl ki fikirlerimizin olgunlaşması için üzerine düşünür, yazar ve çizersek, hayallerimizin gerçeğe dönüşmesi noktasında da onların olgunlaşması için fırsat vermeliyiz.

Öte yandan, unutulmaması gereken nokta şu ki, bir düşünce üzerinde normalden fazla durulması, saplantılı bir şekilde bağlanılması bireyi psikolojik ve fizyolojik açıdan yorabilir. Bu durum aslında bireyin ‘an’dan uzaklaşıp geçmişe ya da geleceğe odaklanmasına neden olur. Bu da kişinin psikolojik sağlığı açısından pek de istediğimiz bir durum değildir. Ayrıca, her ne kadar hayallerin gerçeğe dönüşmesi herkesin beklediği bir durum olsa da zihindeki her şeyin birebir gerçeğe dönüşmesi de mümkün olmayabilir. Bir düşünceye normalden fazla bağlanmak, bu noktada kişiyi hayal kırıklığına uğratabilir. Bu noktada zihnimizden devamlı akış halinde geçen olumlu ve olumsuz düşünceler olduğunu ve bunların tümünün zihnimizdeki gibi gerçeğe dönüşemeyeceğini kendimize hatırlatarak yatıştırabiliriz.

Esasında, kurulan hayallerin tamamıyla aynı şekilde gerçeğe dönüşmesinden ziyade, bu dönüşüm yolculuğunda bizim kendimize neler kattığımız kıymetlidir. Bu yolculuktaki her basamak biricik, her basamağın kendine has özellikleri mevcut. Farkındalık, sabır, kişisel gelişim, kendine dönüp gereksinimleri görme, yeni fikirler üretebilme, azim gibi… Hayallerinize, en az 1 basamak daha yaklaştığınız bir gün olması dileklerimle…

Benimle iletişim kurmak, paylaşımlarımı takip etmek, terapi hizmeti almak için @klinikpsikologbetulcavlak Instagram hesabımı takip edebilirsiniz.

İlginizi çekebilir: Bireylerin partner seçimleri: Partner seçimlerinde ebeveynlerimizin etkisi var mıdır?

Betül Cavlak Akdaş: TED Üniversitesi'nde lisans eğitimini tamamladıktan sonra uzmanlığını Üsküdar Üniversitesi Klinik Psikoloji bölümünden onur öğrencisi olarak almıştır. Yüksek lisans tez konusu "Yetişkin Bireylerin Ebeveynleşme Olgusunda Obsesif İnanışların ve Kaygı Düzeylerinin Rolü"dür. İş hayatına özel bir kurumda devam eden Uzman Klinik Psikolog/Yazar Betül Cavlak Akdaş, online olarak terapi yaparak da danışan görmektedir. Ruh sağlığı alanında almış olduğu Bilişsel Davranışçı Terapi, Objektif Testler, MMPI, Aile Danışmanlığı, Sanat Terapisi gibi eğitimlerinin yanında, psikoloji bilimine yazılarıyla da katkı sağlamayı hedefleri arasına almıştır. Daha önce farklı dergilerde de Yazar olarak bulunan Betül Cavlak Akdaş'ın, "Erteleme Davranışı", "Mimari Yapı ve Psikoloji", "Benlik Saygısı" konuları üzerine araştırma projeleri mevcuttur. Ayrıca, Türkiye Buz Pateni Federasyonu bünyesinde İl Hakemliği yapmaktadır.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale