X

Hatıralarımızı DNA aracılığıyla gelecek nesillere aktarmanın yolu

Atlanta Emory Üniversitesi Tıp Bölümü, DNA’mızdaki kimyasal değişiklikler sayesinde, bazı bilgileri biyolojik olarak kalıtsal hale getirmemizin mümkün olduğunu gösterdi. Fareler üzerinde yapılan deneyde, travmatik ya da stresli öğrenilmiş durumların sonraki nesillere aktarıldığı gözlemlendi.

Emory Üniversitesi psikiyatri bölümünden Dr Brian Dias: “Sonuçlarımız bize bir ebeveynin daha çocuğu olmadan önceki deneyimlerinin nasıl sonraki nesillerin sinir sistemindeki fonksiyon ve yapıları etkilediğini gösteriyor. Bu olgu sayesinde fobi, anskiyete ya da post travmatik stres bozukluğu gibi nöropsikiyatrik hastalıkların potansiyel taşınma riski ve etiyolojisine olumlu katkıda bulunulabilir.

Bu deney, bizlere bazı bilgilerin genomlar sayesinde transfer edildiğini gösteriyor ve sonraki jenerasyonlara da geçişe izin veriyor. Araştırmacılar şimdi bu bilgilerin DNA’da ilk olarak nasıl depolandığını anlamak için araştırmalara devam ediyor. Ayrıca insan genlerinde de benzer etkilerin olup olmadığını keşfetmek istiyorlar.

Londra’da pediatrik genetikçi Profesör Marcus Pembrey, bu çalışma hakkında görüşü ise hafızanın biyolojik aktarımına dair ikna edici kanıt sağladığı yönünde. Pembrey şöyle diyor: “Fobi, anksiyete, post travma stres bozukluğu ile ilişkili konstitüsyonel korkuları hedef alıyor; buna ilaveten atalardan gelen hafızanın sonraki nesillere transferinden bahsediyor. Halk sağlığı araştırmacılarının ara kuşakları ciddiye aldığı bir dönemdeyiz. Sanırım nöropsikiyatrik hastalıkların, obezitenin, şeker hastalığının ve metabolik rahatsızlıkların bu kadar artmasını çok aşamalı bir yaklaşım olmaksızın anlayamayacağız.

Cambridge Babraham Enstitüsü epigenetik bölüm başkanı Profesör Wolf Reik; bu tarz sonuçların insanlara uygulanabilmesi için daha fazla çalışma yapılması gerektiğini söyledi ve şöyle devam etti: “Bu tarz sonuçlar cesaret verici, kuşaklar arası kalıtım aktarımının olabileceğini savunuyorlar ve epigenetik de bu çalışmalara aracı oluyor; ama insanlar için de bu sonuçlara ulaşmadan önce hayvan modelleriyle yapılan çalışmaların daha dikkatli ve mekanik versiyonu gerekir.”

Uplifers: Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.

i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale