X

Harvardlı bilim adamı, yağsız süt tüketiminin insan sağlığı için zararlı olduğunu açıkladı

Sütün insan sağlığına olan olumsuz etkileri son dönemlerde beslenme uzmanları tarafından en çok tartışılan konulardan biri. Bunun en büyük sebeplerinden birisi de piyasadaki özellikle yağı alınmış sütlerin yapay tatlandırıcılar ve ekstra şekerle insan sağlığına zararlı hale getirilmesi.

Harvard Üniversitesi’nde Pediatri (Çocuk hastalıkları) bölümü doktoru olan David Ludwig, Journal of American Medical Association Pediatrics dergisinde yayınlanan bilimsel çalışmasında, ekstra şekerle tatlandırılmış içeceklerin insan sağlığı için zararlı olduğunu söylüyor.

Hepimizin bildiği gibi aşırı şeker tüketimi obeziteden diyabete bir çok kronik hastalığın ortaya çıkmasına sebep olabiliyor. Şekerin insan vücuduna verdiği zarar nedeniyle Amerikan Pediyatri Birliği, geçtiğimiz aylarda şekerle tatlandırılmış içeceklerin tüketiminin zararlarını anlatan bir bildiri yayınladı.

Pediyatri Birliği açıklamasında düşük kalorili içeceklerin tüketilmesini, ve günde 3 fincan yağı azaltılmış süt içerek sıvı ihtiyacının karşılanabileceğini belirtiyor. Doktor Ludwig, bu noktada şöyle bir soruyla Pediyatri Birliği’nin bu kararını sorgulamış;

‘’Günde 3 fincan süt, uzun bir süreden sonra Amerika’da yaşayan insanlara beslenme konusunda verilmiş olan en iddialı beslenme tavsiyelerden biri.  Bu tavsiye sonucunda insanlar yılda milyonlarca galon süt tüketmeye başladılar.’’

Ludwig’in bu konudan rahatsız olmasının ve tavsiyenin sağlığa zararlı olmasının altında ise, yağı alınmış sütlere eklenen ekstra şeker ve tatlandırıcılar var. Ludwig, şekerli içeceklerin tüketilmemesi konusunda halkı uyaran bir kuruluşun, ekstra şeker içeren yağsız süt içimini desteklemesini çelişkili buluyor.

‘’Yağı alınmış çikolatalı süt, insan vücudu için olası en büyük tehlikelerden biri:  Sütün yağı alınıyor, bu nedenle tadı bozuluyor. Bu sütten çocuklara günde 3 fincan içirebilmek için şekerli bir tatlandırıcıyla tadını düzenlemeniz gerekiyor. Burada da ebeveynlerin en çok başvurduğu katkı maddesi, şekerli çikolata tozları oluyor. Süt, kalsiyum alabileceğimiz tek besin değil. Aynı miktardaki kalsiyumu çok farklı kaynaklardan edinebilirsiniz. Örneğin; haşlanmış lahananın 1 gramında sütün 1 gramında olan kalsiyumdan çok daha fazla miktarda kalsiyum var. Sardalya, tam tahıllar, fındık, yeşil ve lifli sebzeler yüksek miktarda kalsiyum içeriyor. ’’

Harvard’lı araştırmacı Ludwig’in araştırmaları, Amerikan Pediyatri  Birliği’nin önerileriyle bu bağlamda ters düşüyor.

Trans yağlar ve rafine edilmiş çoklu doymamış bazı bitki yağları (mısır, soya, ayçiçeği, kanola vb.) vücut için oldukça zararlı ve uzak durulması gerekiyor. Ancak hindistancevizi yağı, süt yağı, otla beslenen hayvanlardan elde edilen hayvansal yağlar gibi doymuş yağların normal seviyede tüketilmesi, sağlık için herhangi bir tehdit oluşturmuyor.

Doymuş yağların zararlı olduğuna dair yıllardır süren tartışmalar, 2010 yılında American Journal of Clinical Nutrition isimli bilimsel dergide yapılan ‘’Doymuş yağların kronik kalp hastalıklarına ve dolaşım sistemi rahatsızlıklarına neden olduğuna dair kanıtlanmış herhangi bir bulgu bulunmamaktadır.’’ açıklamasından sonra yavaş yavaş azalmaya başladı.

Tam besinler olarak adlandırılan işlenmemiş gıdalarla beslenmenin sağlığımız için önemini sizlerle daha önceki bir yazımızda paylaşmıştık. Bu açıdan bakıldığında, süt ve süt ürünlerinde yağın alınmaması, besinin bütünlüğünün ve organikliğinin bozulmaması açısından büyük önem taşıyor. Yapılan araştırmalar, yukarıda da bahsettiğimiz hindistancevizi yağı, süt yağı gibi doymuş yağların kalp sağlığını desteklediğini, diyabeti kontrol altında tuttuğunu, vitamin emilimini arttırdığını, bağırsak kanseri riskini azalttığını ve hatta kilo verdirici bir etkisinin olduğunu gösteriyor.

İlginizi çekebilir: Süt kaç kalori?

Uplifers: Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale