X

Hafta içi akşamlarını hafta sonuymuş gibi yaşamak için 7 öneri

Birçoğumuz hafta sonlarını kendimize zaman ayırabildiğimiz, sevdiklerimizle görüşebildiğimiz, uzun süredir izlemek istediğimiz filmleri izleyebildiğimiz ya da konserlere gidip sosyalleşebildiğimiz altın değerinde zaman dilimleri olarak görüyoruz. Ne var ki biz hafta sonunun gelmesini dört gözle beklerken, kaybettiğimiz saatlerin ne kadar değerli olduğunun farkında değiliz.

Aslında “nasıl olsa hiçbir şey yapmaya zamanım yok” diyerek değerlendirmediğimiz hafta içlerini daha keyifli ve verimli geçirmemiz mümkün. Özellikle havaların ısınmaya başladığı ve şehrin akşamları da hareketlendiği bu günlerde, akşam saatlerini kendinizi çok daha iyi hissetmenizi sağlayacak keyifli zamanlara dönüştürebilirsiniz. Çünkü gezilecek sergiler, izlenecek filmler, görüşülecek arkadaşlar ve aile üyeleri için sabırsızlıkla hafta sonunu beklemenize gerek yok.

İşte hafta içlerini daha çok sevmenizi ve daha iyi değerlendirmenizi sağlayacak keyifli öneriler:

Yapmayı en çok sevdiğiniz şeye zaman ayırın.

Kitap okumak, resim çizmek, yeni bir yemek tarifi denemek, en sevdiğiniz oyunu oynamak, bulmaca çözmek, origami yapmak, yazı yazmak, zıplamak, stand up izlemek, temizlik yapmak ya da müzik dinlemek… Hepimizin yapmaktan keyif aldığı bazı şeyler var. Ancak hafta içleri bunları yapmaya zaman ayırmak aklımıza gelmiyor, o an yapılması en kolay şey neyse ona yönleniyoruz ve saatler akıp gidiyor. Hafta içleri yapmaktan keyif aldığınız aktivitelere en azından 1 saat ayırmak modunuzu yükseltirken, kendinize olan saygınızı artıracak. Bu yüzden içinizdeki sesi dinlemekten vazgeçmeyin!

Spora zaman ayırın.

Eve olabildiğince hızlı ulaşıp, en rahat kıyafetlerimizi giyip, günün yorgunluğunu üzerimizden atmak ne kadar cazip gelse de her gün kısa bir süre de olsa spor yapmak evde oturup televizyon seyretmekten çok daha arındırıcı ve dinlendirici. Kulaklığınızı takın, en sevdiğiniz playlist’i açın ve 15 dakikalık kısa bir antrenman yapın. Bu, birçok anlamda bedeninizde ve zihninizde meditasyon etkisi yaratacak. 

Sanatla yenilenin.

Büyük şehirlerin en büyük avantajlarından biri, neredeyse her gün her semtte bir sanat etkinliğinin olması; hafta içi de dahil! Sanatla yenilenmek ve yaratıcı yönünüzü beslemek için önce evinize ya da iş yerinize yakın olan sergilerden başlayarak kendinize “her hafta bir sergi” hedefi koyabilir, sanatın yenileyici etkisiyle günün yorgunluğunu atabilirsiniz.

Yeni açılan mekanları keşfedin.

Hepimiz yoğun ve stresli geçen bir iş gününün ardından keyifli bir akşam yemeğini hak ediyoruz. Özellikle hafta içleri akşam yemeği yemek sizin için yerine getirilmesi gereken bir rutin halini aldıysa, size keyifli bir önerimiz var: Haftanın en az bir günü, daha önce gitmediğiniz bir mekanda, denemediğiniz lezzetle yemekler yiyin. Dilerseniz en yakın arkadaşlarınızı bu yeni keşfin tadını sizinle birlikte çıkarmaları için davet edin. Bu eğlenceli anlarınızı fotoğraflamayı da ihmal etmeyin. “Güzel bir yemek” ve “en yakın arkadaş” ikilisi her zaman güzel sonuçlar doğurur.

Arkadaşlarınızı eve davet edin.

İş hayatının yoğun akışına kendimizi kaptırdığımız zamanlarda en çok özlem duyduğumuz şeylerden biri de arkadaşlarımızla sohbetli ve kahkahalı zamanlar geçirmek. Eğer bir ev kuşuysanız, genelde hafta sonlarına ertelediğiniz arkadaş buluşmalarını hafta içleri evinizde gerçekleştirebilirsiniz. Sonrasında da koltuklarınızdaki yerinizi alıp dışarıdan söylediğiniz yemekle ya da hazırladığınız pratik atıştırmalıklarla birlikte keyif yapabilir, dilerseniz neşeli müzikler eşliğinde bir pijama partisi düzenleyebilirsiniz. Hazırlayacağınız lezzetli smoothieler eşliğinde sohbet edebilir ve bolca komik anlar yaşayacağınız kutu oyunları oynabilirsiniz. 

Gece yürüyüşüne çıkın.

Sabahın erken saatlerinde spor yapmak pek çoğumuz gibi sizin de gözünüzde büyüyorsa, hazır havalar ısınmışken gece yürüyüşlerine şans verebilirsiniz. Akşam saatlerinde yapacağınız bir saatlik yürüyüş bile, günün stresini atmanız için yeterli olacak. Sonrasında özellikle bahar ve yaz aylarında hareketlenen parklara ve sahillere giderek güzel havanın tadını da çıkarabilirsiniz. Yürüyüş esnasında keşfedeceğiniz güzellikler de cabası!

Huawei P20 ile bu anları ölümsüzleştirin.

Hafta sonuna ertelediğiniz tüm planlarınızı hafta içi de yapmaya başladığınızda, günlerinizin çok daha verimli ve keyifli geçtiğini fark edeceksiniz. Huawei P20 ile bu anları ölümsüzleştirerek hem kendiniz hem de çevrenizdekiler için motivasyon aracı olarak kullanabilirsiniz. Yeterince ışık olmadan iyi fotoğraf çekemeyeceğinizi kim söyledi? Tripod kullanmadan keskin ve canlı fotoğraflar çekemeyeceğinizi kim söyledi? Yapay zeka destekli Gece Modu ile kameranızı doğrultun, gerisini P20 Pro halledecektir.

Huawei P20’nin baş döndürücü gece moduyla #DAHAÇOOOKGÖR

HUAWEI Yapay Zeka Görüntü Sabitleme, Gece Modu’nu kullanarak düşük ışıkta inanılmaz derecede net çekim yapmanıza olanak tanır. Gece Modu, herhangi bir ortamda zahmetsizce net, hafif dengeli enstantane için yüksek kontrastlı sahneleri de dengeler.

 

Leica üçlü kamerasıyla dünyanın ilk Leica üçlü kamerasına giriş yapan Huawei P20, yaratıcı mobil fotoğrafçılığın sınırlarını zorluyor. Günün veya gecenin herhangi bir saatinde detaylı, zengin, atmosferik görüntüleri yakalamak için ışığın kinetiklerinden ve hassas mühendisliğinden esinleniyor. Endüstri lideri geniş diyafram lensleri ve yeni 1 / 1.7 inç tip sensör ile donatılmış olan P20, düşük ışık ve gece fotoğrafçılığı başlıkları ile uğraşıyor. Düşük ışıkta ve gece çekiminde bile güzel, net ve parlak görüntüler sunan, sokak lambalarıyla aydınlatılan sahil kenarındaki yolda da loş ışıklı mekanda da en iyi fotoğrafları çekmenize yardımcı olan Huawei P20Huawei P20, yaratıcı mobil fotoğrafçılığın sınırlarını zorluyor. Günün veya gecenin herhangi bir saatinde detaylı, zengin, atmosferik görüntüleri yakalamak için ışığın kinetiklerinden ve hassas mühendisliğinden esinleniyor.  ile sosyal medyanın yıldızı olun. 

 

Tüm fotoğraflar Huawei P20 Pro ile çekilmiştir.

Bu içerik Huawei P20 Pro katkılarıyla hazırlanmıştır.

Uplifers: Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale