X

Güzelliğin en güzel hali: Sadelikle kendin olabilmek

“Sadelik en yüksek gelişmişlik düzeyidir.”
Leonardo da Vinci

Sade olmak. Sadece olmak. Olduğumuz gibi olabilmek, allayıp pullamadan, beğendirmeye çalışmadan, kendimiz dışında olanlara odaklanmadan, sadece olduğumuz gibi, yani tam anlamıyla ben olabilmek… Sade olmak, bugün sizlerle birlikte çok basit olan ve günümüz dünyasında bir o kadar da çok unutulmuş olan “sade” olmak kavramına bakalım istiyorum…

Neden unuttuk sade olmayı? Veya nerede unuttuk? Tam olarak hayatlarımızda ne değişti ve biz o diğerlerinin “like” edecekleri (!) insan olmak ister hale geldik? Bir dakika bile “gerçek” olanına bakmadan, o şeyin fotoğrafını çekip de sosyal medyada çektiğimiz haline baka baka saatler geçirebilir hale geldik? Ne zaman canım ağacın yeşilini beğenmez olduk da, onu bir de yaratılmış olandan öte teknolojik olanla değiştirir, yeşil tonunu bile olduğu gibi bırakamaz hale geldik? Ne zaman bize bahşedilmiş bu güzelliği, bu yeşilliği, bu varlığı, bu bir dilim ekmeğin kokusunu, bu bir kahvenin kırk yıllık hatırını unuttuk da, o sadeliği unutuverdik de, telefonların, ekranların, aplikasyonların ve aslında dokunamadığımız hayatların içinde yaşar olduk? Ne zaman bu kadar elimizi kolumuzu bağladı, sadelikten uzaklaştırdı bizi hayat?

Ve bizler hiç anlamadan, bakkaldan sakız almaya giderken duyduğumuz o çocuk heyecanının yerine küçücük bir cep telefonu ekranında oynayacağımız, sözlerimizi adeta kör eden oyunları koyduk? Bizler ne zaman leblebi tozunu, yaz akşamlarında yerden yüksek oynamanın hoşnutluğunu, Tarkan’ın ilk şarkıları hakkında uzun sohbetler yapmayı, sonra Kenan Doğulu’nun ilk imajını sevgiyle hatırlamayı, bir de üzerine parmaklarımızla kaset sarmak kavramını “ne günlerdi” diye yad edebilmenin güzelliklerini bir kenara bıraktık da, Instagram fotoğraflarından kendimize hiç de kendimiz olmayan bir hayat kurduk!

Neden sadece olduğumuz gibi olmak bize yetmez oldu? Kat kat rujlara, deli makyajlara ihtiyaç duyduk kendimizi ifade etmek için? O da yetmedi, üzerine ne mi yaptık? Dudaklarımız yetmedi, beğenmedik, nasıl yaratıldığımızı irdeledik, sağlığımız gerektirmese de biz, sırf o dudaklar bir başkası tarafından daha çok beğenilsin diye bıçak altına yatar olduk… Ne zaman sahip olduğumuz sade güzelliğimiz başka ellerle oldurulan o muhteşem güzellik rüyasına yenildi? Ve bizler ne zaman olduğumuz gibi olmayı, olduğumuz gibi gülmeyi, olduğumuz gibi uyanmayı, olduğumuz gibi sevmeyi, olduğumuz gibi ağlamayı unuttuk da hep ama hep o çok önemli olan profil fotoğraflarımızda hayatımızdan hiç olmadığımız kadar hoşnut gözükenler olduk?

Bizler ne zaman o doğduğumuz anın saflığını, sadeliğini, hiçbir şey olmamanın büyüklüğünü ve her şeyi aslında sadece kendimizde bulabilmenin gerçekliğini unuttuk?

Bugün bu yazımda bana eşlik ediyorsanız hayatınızda sadelik kavramına yeniden bakmanızı dilerim; ilişkilerinizde sade misiniz, giydiklerinizde, taktıklarınızda, yaşadıklarınızda, seçimlerinizde sade misiniz? “Olduğum gibiyim” diyebiliyor musunuz? Ben neredeysem, her an nasılsam, yanıltmadan, beğenilmeye çalışmadan, başkasını mutlu etmek için emek sarf etmeye odaklanmadan, “Ben sadeyim ve sadece olduğum gibiyim” diyebiliyor musunuz?

Unutmayın, siz sadece ve sadece “sade” olduğunuz için, yani tüm sadeliğinizle siz olduğunuz için zaten muhteşemsiniz!

İlginizi çekebilir: Bu hayattaki en büyük yatırım nedir: Cevap çok yakınınızda

Pınar Özeken (Ulus): 2007 yılında Boğaziçi Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik bölümü ile Kimya bölümlerini bitirdi. Aynı üniversitede Biyomedikal Mühendisliği ve İspanya Pompeu Fabra üniversitesinde master derecelerini aldı. Özellikle 2011’den bu yana moda ile ilgili çalışmalara ağırlık verdi ve hala moda üzerine yazı dizileri, farklı moda kaynaklarında yayınlanmaktadır. Yoga eğitmeni olma yolunda ilerleyen Pınar, bir Arjantin Tango aşığı. Gerçek tutkularından bir diğeri ise seyahat etmek."Dünya üzerinde ayak basılmadık toprak kalmasın" mottosu ile dünyayı dolaşmaya devam ediyor.

Dyson Airwrap Co-anda2x™’ya geçmek için 5 geçerli sebep

Sabah aynanın karşısında saçlarla geçirilen birkaç dakika, aslında günün enerjisini ve ruh halini belirliyor. Günün keyifli anlarından biri olan saç şekillendirme ritüeli, doğru araçlarla birleştiğinde tüm günün enerjisini pozitif yönde değiştirebilir. 



Dyson saç şekillendirme ürünleri hayatımıza girdiğinden beri saçlarımızı istediğimiz şekle sokmamıza yardımcı oluyor hem de bunu yaparken ısı hasarından koruyor. Şimdi ise saç şekillendirmenin bir adım ötesine geçerek bambaşka bir deneyim sunuyor. Dyson Airwrap Co-anda2x™ iki kat daha fazla hava basıncı yaratıyor. Böylece saç kurutma ve şekillendirme süresi neredeyse yarıya düşüyor.               

1. Farklı başlık seçenekleriyle hem günlük kullanımda hem özel günlerde kullanım imkanı

Saç şekillendirme artık tek bir forma sığdırılmıyor. Yeni Airwrap, sahip olduğu başlık çeşitliliği ile güzellik anlayışına farklı bir boyut getiriyor. İster hacimli bukleler, ister pürüzsüz düz fönler, ister doğal dalgalar olsun; her saç tipi ve ruh hali için bir çözüm sunuluyor.

Dyson Airwrap Co-anda2x™  modeliyle, sadece başlık değiştirerek, kuaför kalitesinde sonuçları ev konforuna taşıyarak herkesin kendi stilini özgürce yansıtması hedefleniyor.

2. Düz-dalgalı saçlar ve bukleli saçlar için farklı setler

Dyson, yeni  Airwrap Co-anda2x™   imodeliyle kullanıcı deneyimini bir adım daha ileri taşıyor. Artık herkesin saç şekline göre tasarlanmış bir başlık setine sahip olması mümkün.

  • Kıvırcık ve Bukleli Saçlar için farklı  bir set ve Düz veya Dalgalı Saçlar için farklı bir set sunuluyor.
  • Bu sayede, farklı saç şekillerine sahip insanların farklı ihtiyaçları karşılanırken hiçbir zaman kullanmayacak başlıklar elinize dolanmıyor.      

3. Kullanım alışkanlıklarınızı hatırlıyor

Dyson’ın teknolojik üstünlüğü, ürünün kullanım alışkanlıklarını hatırlama yeteneği ile pekişiyor. Bluetooth bağlantısı sayesinde kullanıcılar, saç şeklini, uzunluğunu ve şekillendirme tercihlerini uygulamaya kaydedebiliyor.

Bu özellik, Airwrap’ın sıcaklık ve hava akışını, kullanıcının ihtiyaçlarına göre ayarlamasını sağlıyor. Başlık değiştirildiğinde ise o başlıkla ilgili yapılan ayarı hatırlıyor. Bu kişiselleştirme, cihazın çok daha pratik bir şekilde kullanılmasının önünü açıyor.

4. Yeni nesil motor,daha hızlı sonuçlar

Modern yaşamın temposunda her dakika değerli. Dyson Airwrap Co-anda2x™ , yenilenen motor teknolojisiyle bu zamanı size geri kazandırıyor. Artık saç kurutmak ya da şekillendirmek uzun bir hazırlık süreci olmaktan çıkıyor; güçlü hava akışı sayesinde saçlar daha kısa sürede kuruyor, daha hızlı şekilleniyor. İster belirgin bukleler, ister dalgalı ve düz modeller elde etmek daha kolay. 

5. Teknoloji ve güzelliğin buluşma noktası

Dyson Airwrap Co-anda2x™  sadece bir saç şekillendirici değil; teknolojinin zarafetle buluştuğu yeni bir güzellik anlayışı sunuyor. Her detayı, kendinizi en iyi hissettiğiniz anlara eşlik etmek için tasarlandı. Hızlı, kişisel ve etkili… Çünkü Dyson’a göre güzellik; bir kalıba sığmak değil, kendi en iyi halinizi bulmakla başlıyor.

*Bu yazı Dyson’ın katkılarıyla hazırlanmıştır.

İlgili Makale