X

Görünür olmaktan korkmayın: Bazı ortamlarda ışığınızı kıstığınızı düşünüyor musunuz?

Yine bir hafta sonu hava mis gibi, güneşli…

Kendimi adadığım kişisel gelişim, dönüşüm yolculuğumda; başta kendime sonra bütüne şifa olması niyetiyle çok kıymetli bir eğitimdeyim. Pek çok farkındalıkla yüzleşmeler yaşıyorum, duygularımı fark ediyorum. Bütün günü, kapalı bir salonda geçiriyorum ama çok ferahlıyorum. Çünkü; kalbimi daha fazla sevgiye açma, yaralarımı şifalandırma, yeni çağ bilgilerini öğrenme gayretindeyim.

Bu eğitimden önce; bir akşam harika bir toplulukla birlikteydim. Hemcinslerimle çok özel, yüksek enerjili bir paylaşım akşamı geçirdim. Hepsi sanki Amazon Kadını… Güçlü ve güzeller ama en önemlisi yüksek spiritüel (ruhsal) zekalarının olması… Böyle sohbetlere bayılıyorum, tadına doyum olmuyor.

Parantez açıyorum; rasyonel zekayı sollayan duygusal zeka kavramının üzerine, duygusal zekayı da sollayan, hatta açık ara öne geçen ruhsal zeka kavramı, oluşu var!

Neyse konuya geri dönelim; bu özel kadınlarla paylaşım akşamının ertesinde sevgili Yaprak Çetinkaya; “Hande sanki ışığını kısıyorsun, kendini her zaman olduğu gibi ifade etmedin, dün akşam görünür değildin.” dedi. Duyduğumuz ifadelere yargısız bir zihinle, samimi bir geri bildirim olduğunu hissederek baktığımızda; kendimize dair çok kıymetli keşifler yapabiliriz. Bizi kendimize dair farkındalık kazanmak için sorgulamaya götüren dostlar iyi ki varlar… Onlar spiritüel zekası yüksek olanlar ve sözlerinin tonu yumuşacık, üslubu şefkatli…

“Acaba ego mu?” var dedik… Sonra ben his olarak biraz tedirginlik var dedim. Sanki tam güvenmeden tam yakınlaşmadan bir tehdit ve tehlike olabilir algısından dolayı tedbir! “Bunun sebebi nedir?” diye; evrene açık açık sordum. Farkındalık yaşamaya niyet ettim. Evren cevabı iki günde verdi.

Yaşamda kalma stratejimiz; duygularımızı dondurmak, yok saymak, bastırmak! Buna bağlı olarak savunma mekanizmaları geliştirdiğimiz pek çok davranış modelimiz var. İlk defa girdiğimiz ortamlarda, ilk defa karşılaştığımız insanların yanında daha sessiz olmak gibi…

Sevgili hocam Dr. Bülent Uran bunun değersizlik inancımızdan kaynaklı olduğunu söylerdi. Değersiz olduğumuz ortaya çıkmasın diye kendimizi görünmez kılmak, kamufle etmek gibi…

Büyüdüğümüz ortamda kaos yaratan duygular varsa; “görünür olmamak güvenli!” gibi bir kararımız olabilir. İşte hafta sonu katıldığım eğitimde bir başkasının çalışması üzerinden aniden bir ampul yandı, sorduğum soruya cevap geldi. Evet bulmuştum!

Kendimi çok görünür kılmayı seçmememin ardında; ki beni tanıyorsunuz, bunca yıldır televizyon programlarına konuk oluyorum, gazete, dergi, web röportajları veriyorum, sosyal medyada her an kendimi ifade ediyorum… daha sessiz, dinleyen, gözlemci olmamın ardında bu eski kalıp var. Nereden geldiğini tespit ettim, savunma mekanizmamı fark ettim. Sobeledim artık!

Fiziksel görüntümle adeta “ben varım, buradayım” diyorum. Ancak; ilk defa bulunduğum ortamlarda daha sessiz duruyorum ve biraz da ışığımı kısıyorum. Bunun ardında, bir parça da genetik hafızamdan gelen, kollektif bilinçten bana ulaşan “hemcinslerinden kendini koru” hipnozu var. Kendimizi korumaya ihtiyacımız yok bir manada… Çünkü yaşamda algıladığımız şekilde, tehlike yok.

Handeciğim, birtanem geçti artık… Korkma duyguların çarpıştığı kaotik ortamlar geçti sevdiceğim. Sen onları çoktan atlattın. Üstelik de duygularınla temas ederek, kendin için eft, regresyon, meditasyon, nefes gibi araçlarla çalışmalar yaparak, yüzleşerek ilerliyorsun yaşam yolunda…

Hatta bu araçları öğretmek, paylaşmak senin çok sevdiğin işin oldu. Kendin için işe yaradığını bildiğin için insanlara nasıl yapıldığını anlatma, insanları destekleme gayretin var.

Helal sana Hande! Öptüm yanaklarından…

Savunma mekanizmalarınızı fark etmek, ışığınızı parlatmak için 1 Ağustos Perşembe 19.30-21.30 yeni ayın muhteşem enerjisinde grup çalışması ve meditasyon yapmak üzere buluşuyoruz. Arzu edenler 3 Ağustos Cumartesi 11.00-13.00 arasında olan çalışma ve meditasyona da katılabilir.

Kayıt ve sorularınız için akinhande@gmail.com veya whatsapp üzerinden 0532 783 2141 numaralı telefona yazabilirsiniz.

Sevgilerimle…

İlginizi çekebilir: Paylaşmak yakınlaştırır: Duygularınızı ifade edebildiğinizi düşünüyor musunuz?

Hande Akın: 5 Şubat 1977 İstanbul doğumluyum. Şişli Terakki Lisesi’nde okudum. Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo-TV Sinema Bölümü’nden mezun oldum. 15 yıl reklam sektöründe prodüksiyon ve müşteri ilişkileri yöneticilikleri yaptım. 28 yaşlarında başlayan sorgulama, kendimi keşfetme, tanıma, anlama maceramda 33. yaşım milat oldu. Reklamcılıkla vedalaştım. Aldığım ve almakta olduğum sayısını artık hatırlamadığım pek çok eğitim, seminer oldu. Kişisel gelişim alanında yaşam koçluğu yapmaya başladım yıl 2010... “Ben zamanı”nın kurucusuyum, Bu slogandan hareketle; EFT (Duygulardan Özgürleşme Tekniği), REGRESYON, Ezoterik şifa teknikleriyle harmanladığım kalbimin rehberliğinde özgün bireysel seanslarımın yanı sıra kişisel gelişime dair eğitimler, seminerler veriyorum. Kadın Olmak ve AŞK’a gel özellikle dişil enerji üzerine çalıştığım workshoplarım. İlham veren, motive eden, umudu yeniden yeşerten kitlelere özel konuşmalar yapıyorum. Kitabım “Kadın Olmak” 2014’te çıktı. 2015 ve 2016 yıllarında televizyon programı hazırlayıp, sundum. Akışta kalma deyimini içselleştirerek yapabildiğimce teslimiyetle gelişmek ve geliştirmek bana keyif veriyor. Birbirimizden öğrenerek, birbirimize destek vererek geliştiğimize, hepimizin birbirinden ilham aldığına ve her bireyin kendini şifalandırabileceğine inanıyorum.

Saç kalitesinin sırrı yıpranmayı onarmak mı önlemek mi? 

Saçlarınız gün içinde fark etmeden düşündüğünüzden daha çok yıpranabiliyor. Sabah saçınızı kuru taramanın bıraktığı hasar, gün içinde hava kirliliğine maruz kalmak, duş sonrası yüksek ısıyla kurutma, sık şekillendirme… Tüm bu küçük adımlar zamanla birikiyor ve saç tellerinizde gözle görülmeyen hasarlar bırakıyor. Çoğu zaman “yıpranan saçları nasıl onarabileceğimize” odaklanıyoruz; oysa bilim bize çok daha kritik bir gerçeği fısıldıyor: Yıpranan saç kalıcı olarak onarmak pek mümkün değil. Çünkü saç, canlı dokular gibi kendi kendini yenileyen bir yapı değildir. Saç telini oluşturan keratin zincirleri bir kez hasar gördüğünde, uygulanan ürünler sadece yüzeyde geçici bir güçlendirme sağlar. Saç daha parlak görünür, daha yumuşak hissedilebilir fakat bu görünüm kalıcı bir onarım sunduğu anlamına gelmeyebilir.



Bu yüzden sağlıklı saç denkleminin en kritik noktası, saçın zarar görmesini engellemektir.

Türkiye’de uzun, gür ve dalgalı saçlar her zaman popülerliğini koruyor. Saçlarını uzatmak için maskeler, yağlar ve vitaminler deneyen pek çok kişi, saçlarının dipten sağlıklı bir şekilde uzamasına rağmen saç uçlarının sağlıksız göründüğünü fark edebiliyor. Peki bunun ardındaki sebep ne olabilir? Çoğu zaman bu durumun nedeni, farkına varılmayan koparak dökülme ve kırılmadır.



Trikologlar birçok insanın, saçlarının “koparak döküldüğünün” farkında bile olmadığını belirtiyor. Yüksek ısı, yanlış kurutma rutinleri ve sıcak şekillendirme araçları, saç boyunu uzatmaya çalışırken en hızlı kaybettiren etkenlerin başında geliyor.



Peki çözüm? Saçı şekillendirirken ona zarar vermemek. Yani ısıyı kontrol etmek.

Bilimin ışığında saçın anatomisi: Neden geri dönüş yok?

Saç telinin ana yapısını, tıpkı merdiven basamakları gibi sıkıca birbirine bağlanmış keratin proteinleri oluşturur. Saç telinin dış katmanı olan kütikül ise bu iç yapıyı koruyan pulcuklardan oluşur.

  • Yüksek ısı etkisi: Saçınızı aşırı yüksek ısıya maruz bıraktığınızda, bu ısı saç telindeki protein bağlarını parçalar. Saçın dış katmanı olan kütikül pulcukları zarar görür, kalkar ve saçın nemini kaybetmesine neden olur. Saçın içindeki suyu ani bir şekilde buharlaştıran aşırı ısı, protein yapısında geri dönüşü olmayan, kalıcı hasar yaratır.
  • Kalıcı hasar: Saç, tırnaklar gibi canlı olmayan bir dokudur. Cildinizde oluşan bir kesik gibi kendini yenileme yeteneği yoktur. Piyasada “onarım” iddiasıyla sunulan ürünler, hasarlı kütikül katmanını geçici olarak pürüzsüzleştiren ve saçın nem tutma kapasitesini artıran dolgu maddeleri içerir. Bu sayede saçınız bir süreliğine daha parlak ve güçlü görünebilir. Ancak saçın iç yapısındaki tahribat (kopan protein bağları) kalıcıdır ve eski haline getirilemez.

İşte bu yüzden, saç sağlığınız için hasar meydana geldikten sonra onu onarmaya çalışmak değil, baştan önlemektir.



Yıpratmamayı seçin: Dyson’ın saç bilimiyle tanışın

Saç sağlığının ilk adımı, birçok kişinin gözden kaçırdığı bir detayda gizli: Saç şekillendirmede kullanılan aşırı ısıdan kaçınmak. Dyson, bu bilimsel gerçeği merkeze alarak tüm saç şekillendirme ürünlerini, aşırı ısı hasarı olmadan etkili sonuçlar verecek şekilde tasarlar.

Dyson’Dyson’Dyson’ın temel felsefesi basittir: Saçı kuruturken ve şekillendirirken sıcaklıktan değil, akıllı mühendislikten ve güçlü, kontrollü hava akımından faydalanmak.

Yüksek teknolojiyle gelen koruma

Dyson saç şekillendirme makinelerinin tamamı, saç ve saç derinizin sağlığını korumaya odaklanan ortak bir teknolojiye sahiptir:

  1. Akıllı ısı kontrolü: Tüm Dyson ürünlerinde saniyenin çok küçük bir bölümünde sıcaklığı onlarca kez ölçen akıllı sensörler bulunur. Bu sensörler sayesinde makineler, saçın aşırı ısınmasını engelleyecek sabit ve güvenli bir sıcaklıkta kalır. Bu teknoloji, özellikle saç kurutma makinelerinin bile farkında olmadan yarattığı günlük ısı hasarını ortadan kaldırır. Örneğin, Dyson Supersonic Nural™ saç kurutma makinesi, saç ve saç derisi sıcaklığını sürekli analiz ederek, gerektiğinde ısıyı otomatik olarak düşürüp yükseltir.
  2. Dijital motor teknolojisi: Dyson’ın güçlü ve hafif dijital motoru, geleneksel makinelerin aksine ısıya bağımlı kalmadan, yüksek hızlı, kontrollü hava akışı sağlar. Bu sayede saçınızı yüksek ısıya maruz bırakmadan çok daha kısa sürede kurutabilir ve şekillendirebilirsiniz.
  3. Esnek şekillendirme gücü: Saç, ıslakken en esnek halindedir. Dyson Airwrap™ ve Dyson Airstrait™Dyson Airwrap™ gibi makineler, bu nemli halinden yararlanarak saça şekil verir. Saçınızı kuruturken ve şekillendirirken aynı zamanda saçı sabitlemek için soğutma gereklidir. Bu sebeple tüm makinelerde şekli kalıcı kılmak için saçın hızla soğumasını sağlayan Soğuk Şok (Cold Shot) özelliği bulunur.

Saç sağlığınıza yapılacak en iyi yatırım

Saç sağlığınız için sürekli olarak yüksek fiyatlı bakım maskeleri, serumlar ve kremler satın alıyorsanız, aslında hasarın sonuçlarına yatırım yapıyorsunuz demektir. Oysa Dyson, size bu hasarı kökten önleme seçeneğini sunuyor.

Unutmayın, binbir zorlukla uzattığınız saçlarınızın boyu, aşırı ısı nedeniyle her gün biraz daha koparak dökülüyorsa, hiçbir bakım ürünü bu kaybı geri getiremez. Saç tipinize en uygun Dyson ürünü (Airwrap™, Airstrait™, Supersonic™) ile tanışarak yıpratmamayı seçmek, sadece daha mantıklı değil, aynı zamanda daha kalıcı bir çözümdür.

*Bu yazı Dyson’ın katkılarıyla hazırlanmıştır.







İlgili Makale