X

Gizli toksinlerden arınma rehberi: Sakızlardaki mikroplastiklerden nasıl korunursunuz?

Gündelik hayatımızda tekrarladığımız ufak ve masum görünen eylemler, bazen uzun vadeli sağlık üzerinde büyük etki bırakır. Ancak söz konusu sakız çiğnemek gibi küçücük bir alışkanlık olduğunda kimsenin aklına bu minik eylemin, biyolojik devamlılık ve gezegen üzerinde tahrip edici etkileri olduğu gelmez. Genellikle nefes tazelemek ve ağza hoş koku vermek için tercih edilen sakızların, dünyadaki en riskli mikroplastik taşıyıcısı olduğu da az bilinen gerçeklerdendir. Artık hayatın her yerinde hatta çiğnediğimiz sakızlarda bile görünür hale gelen mikroplastikler, tüm yaşam kalitesini olumsuz etkileyen toksik maddelerdir. Dolayısıyla küçük görünmesine rağmen etkileri ciddi boyutlara ulaşabilen bu çevresel sorunun, aynı zamanda bilinçli yaşam meselesi olarak da kritik önem taşır.

Sakızlarda ne kadar mikroplastik var?

Son yıllarda yapılan araştırmalara göre, insan kanından okyanuslara kadar aklımıza gelecek hemen her yerde mikroplastik parçacıklarla karşılaşmak söz konusu. Çünkü günümüzde üretilen sakızların büyük bölümü, doğal ağaç reçinelerinden değil, petrolün bir türevi olan sentetik polimerlerden yapılır. Bir diğer deyişle, sakızın ana maddesi bir tür plastiktir. Bu sakızları çiğnemek ise bedene yayılan ve doğaya salınan mikroplastik miktarını ciddi anlamda artırır. 

Bilimsel veri; tek bir parça sakız çiğnemenin, gezegene 100 ila 600 mikroplastik salabileceğini gösteriyor. Düzenli sakız çiğneme alışkanlığı olan bir kişi, yıl boyunca 30.000’e kadar mikroplastik parçacık yutarken bir o kadarının da gezegene dağılmasına yol açabiliyor. Tespit edilen parçacıklar arasında ise giyim elyafı, tek kullanımlık kap, ambalaj üretiminde kullanılan polietilen, polipropilen, polistiren gibi plastikler yer alıyor. Özetle, farkında olmadan yapılsa da masum görünen bir eyleme göre oldukça ciddi sonuçlara sahip.

Mikroplastiklerin insan sağlığına etkileri

Mikroplastik, adından da anlaşılacağı gibi küçük plastik partikülleridir. Genellikle çapı 5 milimetreden küçük olan plastikler bu gruba girer. Ancak boyutlarının küçük olması, etkilerinin de hafif olduğu anlamına gelmez. Özellikle doğrudan ağız yoluyla vücuda giren mikroplastikler akciğerlere, sindirim sistemine veya kan dolaşımına yayılabilir. Araştırmacılar bu durumun uzun vadeli sonuçlarını araştırmaya devam etse de olası riskler arasında pek çok sorun sıralanabilir:

1. İltihaplanma ve oksidatif stres

Mikroplastikler, vücuttaki bağışıklık tepkisini tetikleyerek kronik iltihaplanmaya yol açabilir. Normal şartlarda vücut, dışarıdan gelen plastik partiküllerini yabancı cisim olarak algılar ve bu zararlı maddeleri yok etmek için inflamatuar bir tepki sürecine girer. Mikroplastik maruziyetinin uzun süreli olması halinde vücuttaki iltihaplanma kronikleşerek diyabet, kalp rahatsızlıkları ve kanser gibi birçok sağlık sorununa neden olabilir.

2. Oksidatif stres

Vücudun mikroplastikleri zararlı cisim olarak algılayıp onlara savaş açması sürecinde, hücrelere zarar veren serbest radikaller üretilir. Antioksidan savunma mekanizması ile bu radikaller arası dengenin bozulması ise oksidatif stres olarak bilinen bir doku hasarına neden olabilir. Oksidatif stres, DNA’ya zarar vererek hücresel yaşlanma hızını artırabilir ve vücuttaki temel dokuları aşındırabilir.

3. Hormonal bozukluklar

Mikroplastiklerin barındırdığı kimyasal maddelerin bazıları, endokrin sistemini bozarak hormon dengesini değiştirecek kadar zararlıdır. Mikroplastik yapımında kullanılan BPA, ftalat ve benzeri kimyasallar özellikle östrojen hormonu, tiroid hormonları ve androjenleri taklit ederek doğal hormonları bloke edebilir. Hormonal dengenin bozulması sonucu insülin direnci ortaya çıkabilir, üreme sağlığı olumsuz etkilenebilir, hatta doğurganlık problemleri gözlenebilir.

4. Kalp ve damar sağlığı

Mikroplastiklerin kana karışması, damar iç yüzeyinin yapısında ve işlevinde bozulmalara neden olarak kalp-damar sağlığını tehdit edebilir. Vücudun en hayati dolaşım sistemi olan kan ve damar dokularında yer alan mikroplastikler, herhangi bir organa kolayca ulaşma riskine sahiptir. Bu da tüm vücudu savunmasız hale getirerek kalp-damar hastalıkları başta gelmek üzere birçok ciddi sağlık sorununa sebebiyet verebilir. Uzun vadede kalp krizi, damar sertliği, hipertansiyon gibi hastalıkların gelişiminde kilit rol oynayabilir.

Daha bilinçli bir sistem nasıl geliştirilir?

Bütün bunlarla birlikte, taze ve ferah bir nefes için sağlıklı yaşamdan vazgeçmeniz gerekmez. Nitekim, çiğneme alışkanlıklarında yapacağınız ufak ama bilinçli seçimlerle kendinize iyi gelen alternatiflere ulaşabilirsiniz:

  • Bazında ağaç reçineleri kullanılan, plastiksiz sertifikasına sahip doğal sakızlara geçebilirsiniz. Böylece sentetik polimer tüketimini minimuma indirir ve doğal maddelerin ağız sağlığına katkılarından faydalanabilirsiniz.
  • Çiğnediğiniz sakızı aroması gittikten sonra atıp yerine yenisini çiğnemek yerine, aynı sakızı daha uzun süre çiğnemeyi deneyebilirsiniz. Çünkü mikroplastik salınımı genellikle ilk dakikalarda en yüksek miktardadır, sadece bu adımla bile yıllık mikroplastik alımını sınırlandırabilirsiniz.
  • Ağız kokusundan şikayetçiyseniz, sorunu gidermek için nane yaprağı, rezene tohumu ve karanfil gibi doğal yöntemlere başvurabilirsiniz. Bu tür doğal ürünler sayesinde vücuda gereksiz yere kimyasal katkı almaz ve ağız hijyenini artırabilirsiniz.
  • Düzenli fırçalama ve dil temizleme alışkanlıkları kazanarak, diş fırçanızı belirlenen aralıklarda değiştirerek ve düzenli kontrollere giderek ağız sağlığını iyileştirebilirsiniz. Böylece kötü kokuya neden olan sorunlardan en doğru şekilde kurtulabilir ve sorunu maskelemek için sakız çiğnemek zorunda kalmazsınız.

Kaynak: mindbodygreen, the conversation, britannica

İlginizi çekebilir: Plastik içerdiğine inanamayacağınız 20 şey

Uplifers: Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!

Dyson Airwrap Co-anda2x™’ya geçmek için 5 geçerli sebep

Sabah aynanın karşısında saçlarla geçirilen birkaç dakika, aslında günün enerjisini ve ruh halini belirliyor. Günün keyifli anlarından biri olan saç şekillendirme ritüeli, doğru araçlarla birleştiğinde tüm günün enerjisini pozitif yönde değiştirebilir. 



Dyson saç şekillendirme ürünleri hayatımıza girdiğinden beri saçlarımızı istediğimiz şekle sokmamıza yardımcı oluyor hem de bunu yaparken ısı hasarından koruyor. Şimdi ise saç şekillendirmenin bir adım ötesine geçerek bambaşka bir deneyim sunuyor. Dyson Airwrap Co-anda2x™ iki kat daha fazla hava basıncı yaratıyor. Böylece saç kurutma ve şekillendirme süresi neredeyse yarıya düşüyor.               

1. Farklı başlık seçenekleriyle hem günlük kullanımda hem özel günlerde kullanım imkanı

Saç şekillendirme artık tek bir forma sığdırılmıyor. Yeni Airwrap, sahip olduğu başlık çeşitliliği ile güzellik anlayışına farklı bir boyut getiriyor. İster hacimli bukleler, ister pürüzsüz düz fönler, ister doğal dalgalar olsun; her saç tipi ve ruh hali için bir çözüm sunuluyor.

Dyson Airwrap Co-anda2x™  modeliyle, sadece başlık değiştirerek, kuaför kalitesinde sonuçları ev konforuna taşıyarak herkesin kendi stilini özgürce yansıtması hedefleniyor.

2. Düz-dalgalı saçlar ve bukleli saçlar için farklı setler

Dyson, yeni  Airwrap Co-anda2x™   imodeliyle kullanıcı deneyimini bir adım daha ileri taşıyor. Artık herkesin saç şekline göre tasarlanmış bir başlık setine sahip olması mümkün.

  • Kıvırcık ve Bukleli Saçlar için farklı  bir set ve Düz veya Dalgalı Saçlar için farklı bir set sunuluyor.
  • Bu sayede, farklı saç şekillerine sahip insanların farklı ihtiyaçları karşılanırken hiçbir zaman kullanmayacak başlıklar elinize dolanmıyor.      



3. Kullanım alışkanlıklarınızı hatırlıyor

Dyson’ın teknolojik üstünlüğü, ürünün kullanım alışkanlıklarını hatırlama yeteneği ile pekişiyor. Bluetooth bağlantısı sayesinde kullanıcılar, saç şeklini, uzunluğunu ve şekillendirme tercihlerini uygulamaya kaydedebiliyor.

Bu özellik, Airwrap’ın sıcaklık ve hava akışını, kullanıcının ihtiyaçlarına göre ayarlamasını sağlıyor. Başlık değiştirildiğinde ise o başlıkla ilgili yapılan ayarı hatırlıyor. Bu kişiselleştirme, cihazın çok daha pratik bir şekilde kullanılmasının önünü açıyor.

4. Yeni nesil motor,daha hızlı sonuçlar

Modern yaşamın temposunda her dakika değerli. Dyson Airwrap Co-anda2x™ , yenilenen motor teknolojisiyle bu zamanı size geri kazandırıyor. Artık saç kurutmak ya da şekillendirmek uzun bir hazırlık süreci olmaktan çıkıyor; güçlü hava akışı sayesinde saçlar daha kısa sürede kuruyor, daha hızlı şekilleniyor. İster belirgin bukleler, ister dalgalı ve düz modeller elde etmek daha kolay. 

5. Teknoloji ve güzelliğin buluşma noktası

Dyson Airwrap Co-anda2x™  sadece bir saç şekillendirici değil; teknolojinin zarafetle buluştuğu yeni bir güzellik anlayışı sunuyor. Her detayı, kendinizi en iyi hissettiğiniz anlara eşlik etmek için tasarlandı. Hızlı, kişisel ve etkili… Çünkü Dyson’a göre güzellik; bir kalıba sığmak değil, kendi en iyi halinizi bulmakla başlıyor.

*Bu yazı Dyson’ın katkılarıyla hazırlanmıştır.

İlgili Makale