X

“Gitmek” sadece gidince mi hak eder bir eylem olmayı?

İlkokul sıralarından beri aklımıza kazınan bir cümle ile açıyorum bugünkü yazımı: “Türkler göçebe bir topluluktu“. Sonra şarkılarımızdan birisi geliyor aklıma; “alırım başımı giderim efeler gibi hey!“. Kitaplarımızdan da bir tane; “git kendini çok sevdirmeden!“. En son Feridün Düzağaç’ın isyanını duyuyorum; “Gitmek çözecekse ve biri gidecekse, buralar gitsin, sen gitme!“.

Gitmek üzerine kurulu hayatlar kuranlardan mısınız?

Evet, neden hep sen gidiyorsun, ben gidiyorum ki? Buralar gitsin artık! Değil mi ama?

Gitmek üzerine kurulu hayatlar kuranlardan mısınız? Kalıcı bir şey yaparken sonunda giden mi oluyorsunuz? Gelecek planlarınız gitmek konulu mu? En basiti, yaşadığın evden bile birkaç günlüğüne gidince, “ohh be!” mi diyorsun? Belki sevgilinden bile gidince, bir nefes alıyorsundur? Ya da bir projeden çekiliyorsun ve kocaman bir “oooh bee, dünya varmış” mı? Yani her şeyin sonunda gitmek var ise, neden başlıyorsun? Yarın yine başlayacaksan, sonunda yine gidecek olduğunu biliyor musun?

Nereye gidiyorsun? Biliyor musun nereye gitmek istediğini? Bilmiyorsun… Kabul edince hafifleyebiliyorsun sadece. Ben mesela, ben de bilmiyorum. Sonsuz bir gitmek dürtüsü var bildiğim, kendimi de bildiğimden beridir süregelen. Hiç azalmayan, dönem dönem artan, arttıkça kabaran, derya deniz gitmeler… Yaşadığım evlerden yaşadığım semtlerden bile bir süre sonra gitmeye kalkışan ve sonunda giden de! Gittikçe, gitmelere düştüğünün farkında bile olmayan. Demek ki gideceğim yerler bunlar değil diyorum, çok deniyorum, hep deniyorum. Sonra bir şekilde bir zaman geliyor ve bir yola daha giriyorum ve içime gidiyorum. Gitmek mi denir, dönmek mi? Soruyorum, ama gidiyorum da bir yandan. Sessizce, oturuyorum. Bir saat iki saat derken meditasyonlarımda da gidişlerim oluyor. Açtığımda gözlerimi, huzurluyum da aslında buralarda. Ama “ya, oralarda olsaydım?“lar başlıyor. Günlük hayatın kaosunda sürüklenirken, arka planda çalışan bir gitmeler var, programlıyor sürekli, olasılıklar hesaplıyor. Tutunduğun tek şeyin gitmek olması gerçekliğini yaşıyorsun. Gidince ne olacak acaba? Bilemiyorsun da. Tam olarak gidince ne olacak? Kocaman bir boşluk, bir hiçlik belki de.

Gelecek planlarınız gitmek konulu mu?

İstediğin yere git, km’lerce uzaklara, okyanusları aş, git gidebildiğince, için de seninle gelmeyecek mi? İçindeki o dengeyi bulmadıkça, gitmelerin de fayda vermeyeceğini bilerek bazen, gitmeye kaçıyor zihnim. Bu belki daha çok kendime gitmeyi perçinliyor. Önce biraz sarsıyor ki, toparlansın. Hep öyle değil midir hayatta her şey düşündüğümüzde? Bu yol katman katman..

Belki atalarımızdan yadigar, genetik, belki ilkokul sıralarında göçebeliğe şartlandırıldı zihinlerimiz istemeden, bir gitmek kelimesi ile yoğruldu hayatlarımız belki. Belki de alakası yok. Bilinmez… Ama gitmelerden gitmek beğenmekteysen, kendine de uğraman gerekiyor bu yollarda.. Bu yollar hep senden geçiyor, sana çıkıyor. Attığın her adımda seni görüyorsun karışında, döndüğün her kavşakta sen varsın. Demem o ki; gitmeye değer. Ne demiş Mevlana; “Bu senin yolun yalnızca. Başkaları seninle yürüyebilir, fakat hiç kimse senin için yürüyemez…” 

Ve  farz et ki, yazdıklarımı anlayabildin. Ya anlayamadıkların? Ya yazıp da sildiklerim? Ya yazamadıklarım?

Şimdi sen yaz… Haydi, sen çiz.

 

İlginizi çekebilir: Zaman akarken ne aynı kalabilir ki değişmeden?

Şebnem Pınar: Merhaba! Yazılarımda benim 'anlama yolculuğumu' okuyor olacaksınız. Beni anlamak için yazan birisi olarak tanımlamak da isteyebilirsiniz. Şimdi daha önceden edindiğiniz tüm varsayımları ve okurken yapacağınız tüm kritikleri bir kenara bırakıp, sadece okuyun. İdraki de doğal sürecine bırakın... Okuduğunuz an anladığınız şey az sonra değişebilir! Bunu hatırlayın. Bu sizin size yapabileceğiniz en güzel şey!

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale