X

Gerçekte sen kimsin ve kimin hayatını yaşıyorsun?

“İnsanlar içinde bulundukları durum nedeniyle her zaman koşulları suçlarlar. Ben koşullara inanmıyorum. Bu dünyada ilerleme kaydeden insanlar ayağa kalkan ve istedikleri koşulları arayan kişilerdir ve eğer onlar bu koşulları bulamazlarsa onları yaparlar.” George Bernard Shaw

Hayatının kontrolü kimde? Onu kontrol etmek mi istersin yoksa başkalarına kaptırmak mı? Yaşamının lideri mi olmak istersin yoksa koşulların kurbanı mı? Direksiyona geçmek için sorumluluk almaya hazır mısın? Eğer kendi yaşamını kontrol edemezsen, bunu başkaları (aile, iş, toplum, medya) yapacaktır. 

Gerçekte sen kimsin ve kimin hayatını yaşıyorsun?

Mutsuzluğun ve sorunların nedeniyle aileni, işini veya politikacıları suçlamak çok kolaydır fakat suçlamak sorumluluktan kaçmanın en kestirme yoludur. İçinde bulunduğun durum için kendini sorumlu görene kadar bunu değiştirmek için hiçbir güce sahip olamazsın. Mutlu ve başarılı insanların hepsi de iyi bir yaşama giden yolun ilk adımının sorumluluk almak olduğunu bilir. Peki başımıza gelen her kötü olaydan, kazalardan ve diğer tüm kötülüklerden de biz mi sorumluyuz?

Cevap tabii ki hayır. Çünkü sorumluluk almak suçu kabullenmekle aynı şey değildir. Ancak olaylara yaklaşımımızı seçmek bizim sorumluluğumuzdadır. Sorumluluk almak, yaşamın her alanında seçim ve değişiklikler yapma gücüne sahip olmak ve kontrolümüz dışında olan şeyleri kabullenmek demektir.

Güç, kontrol edebilmekten gelir. Hayatta kontrol edebileceğimiz tek şey düşüncelerimizdir. Şu anda gerçekliğini yaşadığımız şeyler de bir düşünceyle başlamıştı. Ancak düşüncelerimizin ne kadarı gerçekten bize ait? Bu sorunun cevabını bulabilmenin tek yolu, gerçek benliğimize ulaşmaktan geçer.

Gerçekte sen kimsin?

Nasıl biri olduğunu düşünüyorsan, diğer insanlar da sana öyle davranır. Benlik algın neyse, diğerleri de sana böyle hissettirirler. Eğer güzel/yakışıklı olduğuna inanmıyorsan, bilinçsiz olarak kendini güzel/yakışıklı gösterecek herhangi bir şey yapmazsın. Bakımlı ve kendine değer veren bir görünümde olmayacağın için insanlar kaçınılmaz olarak seni çekici bulmayacak ve bu da inancını doğrulayacaktır. Aslında başkalarının da bize kendimize davrandığımız şekilde davranmasına izin veririz. Kendimizi neye değer buluyorsak, yaşamımız da öyle şekillenir.

Kendin hakkında iyi şeyler hissetmiyorsan, neye sahip olursan ol kendinden hoşnut olmayacaksın
Kendimizi neye değer buluyorsak, yaşamımız da öyle şekillenir.

Biz üç benliğe sahibiz: Gerçek benlik, olumsuz benlik algısı ve dışarıya gösterdiğimiz benlik. Gerçek benliğimiz “aslında kim olduğumuz” dur. Olumsuz benlik algısı, gerçek benliğimizin üzerini örten utanç, korku ve suçluluk duygularıdır, “olmaktan korktuğumuz kişi”dir. İnsanların bizi sevdiğinden emin olmak ve onaylanmak için bu korkmuş benliğimizin üstünü başka bir benlikle örteriz. Bu, dışarıdan “öyleymiş” gibi göründüğümüz kişidir. Kendi gerçek benliğimize ulaşmak için korktuğumuz ve öyleymiş gibi göründüğümüz benliklerden kurtulmamız gerekir.

Eğer mutlu ve doyumlu bir hayat yaşayamıyorsan bunun sebebi zamanının ve enerjinin çoğunu olumsuz benlik algını gizlemeye çalışarak harcadığın içindir. Sen olumsuz benlik algını dünyadan saklamaya çalıştıkça, gerçek benliğinle bağlantın zayıflamaya başlar. Kimmiş gibi davranıyorsun? Kim olmaktan korkuyorsun?

Şimdi sana iyi bir haber: Olmaktan korktuğun şey, sen değilsin, bu sadece senin olumsuz benlik algın. Ve bu küçükken zihnine kaydedilmiş olumsuz inançların toplamından başka bir şey değil. Bu inançlarla yüzleşebilirsen, gitmelerine de izin verebilirsin. Korktuğun taraflarınla yüzleşmek, gerçek benliğine ulaşmanın yegane yoludur. “Gerçek seni” yaşama sorumluluğunu aldığında, hayatının daha doyumlu olduğunu göreceksin. 

Bu konuda destek almak isterseniz bana www.ayselkeskin.net üzerinden ulaşabilirsiniz. Barış, sağlık ve sevgiyle.

 

İlginizi çekebilir: İçerisi değişirse, dışarısı da değişir: Kendini kampa almaya hazır mısın?

Aysel Keskin: Merhaba ben Aysel Keskin. Psikolojik Danışman ve Psikoterapistim. 2006 yılında Marmara Üniversitesi Psikolojik Danışmanlık bölümünden mezun olduktan sonra, Türk Deniz Kuvvetlerinde yedi senelik bir kurumsal hayat deneyimim oldu. Kurumsal hayat deneyimimin ardından, çocukluk tutkum olan psikolojiye bir de seyahat tutkum eklendiği için okyanus ötesine giderek bir süre Amerika’nın Kalifornia ve Oregon eyaletlerinde yaşadım. Tüm psikoterapi yaklaşımlarını bilmekle beraber uzmanlaşmanın gerekliliğine inanarak, kanıta dayalı terapi yaklaşımlarından Süre Sınırlı Psikanalitik Psikoterapi (SSPP), Jungian Psikoterapi ve Rasyonel Psikoloji Enstitüsü Preferred Partner of The Albert Ellis Institute onaylı, APA (American Psychological Association) Kredili Rasyonel Duygucu & Bilişsel Davranışçı Terapi Eğitimlerini (süpervizyonlar dahil) tamamladım. Sorunların bütüncül ele alınması gerektiğine, beden ve zihnin dengesini kurduğumuzda hayatımızda olumlu değişimler olacağına inanıyorum. Beden ve zihin sağlığınız her şeyden önemli. Bana ayselkeskin2004@yahoo.com eposta adresinden ulaşabilirsiniz. Sağlık ve sevgi ile kalın. Instagram: ayselkeskin.psk.dan

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale