X

Genetik ve kalıtımsal arasındaki farkı açıklan yeni bir bilim dalı: Epigenetik

Genetik etkenlerin bireyin yaşamı üzerindeki etkileri anlaşılmaya başlandığında insanlık pek çok şeyi bu etkenlerle açıklamaya da başladı. Yaşam süremiz, kilomuz, boyumuz, psikolojik durumumuz, zevklerimiz ve daha birçok şey genetik biliminin konusu haline geldi. Ancak bu durum öyle ilerledi ki işler çığırından çıktı ve bir süre sonra kendimizi genetiğin üzerimizdeki etkinin abartıldığı bir noktada bulduk. Oysa ki bu, yaşamımıza kaderci bir şekilde yaklaşmaktan başka bir şey değildi.

Bu konuda belki de en etkileyici örnek ABD’li doktor Terry Wahls’a ait. Genlerimizin kaderimiz olmadığını ifade eden doktor Wahls, bunun nedenini kendisinin uzmanlık alanı olan ‘epigenetik’ branşını anlatarak açıklıyor.

Epigenetik nedir?

DNA dizisindeki değişikliklerden kaynaklanmamakla birlikte kalıtımsal olan değişimleri inceleyen epigenetik, bir diğer ifadeyle genetik olmayan ama kalıtımsal olan fenotipleri incelemektedir.

Fenotip, vücudun performansı ve görünüşünün gizli olduğu DNA molekülleridir. Sağlıklı bir fenotip, hastalıklara karşı dayanıklıdır. Ancak çevresel faktörler sağlıklı fenotipleri hastalıklı ve bozuk fenotiplere çevirebilir ve bu durumda fenotiplerin hastalıklara karşı direnci kırılır. Üstelik çevresel faktörler bunu yaparken, DNA dizisine işaretler bırakır. Bu ise çevresel etkenlerden  dolayı yaşadığımız bir hastalığın çocuğumuza, torunumuza ve hatta onun da torununa geçmesi anlamına gelir.

Fenotipi etkileyen çevresel faktörler

Bu bilgiden sonra söz konusu çevresel etkenlerin neler olduğunu merak ediyor olabilirsiniz. Doktor Wahls, bu noktada kendi hikayesine değiniyor. Bir süre önce multiple skleroz ya da yaygın bilinen ismiyle MS hastalığına yakalanan Wahls, hastalığının bilinen bir ilaç tedavisi olmadığının farkındaydı. Öte yandan hastalığı ilerlemeye devam ediyordu ve sonunda onu tekerlekli sandalye kullanmaya zorladı. Bu süre zarfında meslektaşı bilim insanlarının MS hastalığıyla ilgili kaydettiği ilerlemeleri sürekli takip eden Wahls, bazı vitamin ve mineraller kullanılarak kobay farelerde  olumlu sonuçlara ulaşıldığını fark etti.

Kendi DNA’sındaki fenotip moleküllerinin yapısını değiştiren çevresel faktörlerin neler olduğunu araştırdığında ise karşısına çok bilindik bir etken çıktı: Beslenme tercihleri. Ardından, deneylerde olumlu sonuçlar elde edilen vitamin ve mineralleri içeren yiyecekleri dahil ettiği özel bir beslenme düzeniyle 1 yıl gibi kısa bir sürede tekerlekli sandalyede kalkıp spor yapmaya başladı. Bu diyet bugün bilim dünyasında “Wahls’ Protocol” olarak biliniyor.

Wahls, yanlış beslenme tercihlerinin fenotipler üzerinde zararlı etkilerini şöyle açıklıyor:

“Yediğimiz yiyecekler bize yaşamın kimyasını yönetmemizde yardımcı olan vitamin ve mineralleri, gerekli yağları ve antioksidanları sağlıyor. Ancak sırf tatlı ya da lezzetli olduğu için sağlıksız şeyler yediğimizde, bu temel kaynaklardan mahrum kalıyoruz. Bunun sonucundaysa ihtiyacımız olan moleküller ya oluşmuyor ya da yanlış bir şekilde oluşuyor. Bunlardan biri şeker. 1700 yılında ortalama bir kişi bir yılda 5 kilodan az şeker tüketiyordu. 2000 yılına gelindiğindeyse bir kişi ortalama 70 kilo şeker tüketir hale geldi. Ve şu an çocuklarımız bundan bile daha fazlasını yiyor. Şeker vücudumuza yıkıcı bir şekilde zarar veriyor. Fenotiplerimizi bozuyor ve onları çocuklarımıza bırakacağımız sağlıksız moleküllere dönüştürüyor.”

Fenotiplere zarar vererek DNA’mızda işaretler bırakan diğer yiyecekleri merak ediyorsanız aşağıdaki videoyu izlemenizi öneririz:

 

İlginizi çekebilir: Hatıralarımızı DNA aracılığıyla gelecek nesillere aktarmanın yolu

Uplifers: Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!

Dyson Airwrap Co-anda2x™’ya geçmek için 5 geçerli sebep

Sabah aynanın karşısında saçlarla geçirilen birkaç dakika, aslında günün enerjisini ve ruh halini belirliyor. Günün keyifli anlarından biri olan saç şekillendirme ritüeli, doğru araçlarla birleştiğinde tüm günün enerjisini pozitif yönde değiştirebilir. 



Dyson saç şekillendirme ürünleri hayatımıza girdiğinden beri saçlarımızı istediğimiz şekle sokmamıza yardımcı oluyor hem de bunu yaparken ısı hasarından koruyor. Şimdi ise saç şekillendirmenin bir adım ötesine geçerek bambaşka bir deneyim sunuyor. Dyson Airwrap Co-anda2x™ iki kat daha fazla hava basıncı yaratıyor. Böylece saç kurutma ve şekillendirme süresi neredeyse yarıya düşüyor.               

1. Farklı başlık seçenekleriyle hem günlük kullanımda hem özel günlerde kullanım imkanı

Saç şekillendirme artık tek bir forma sığdırılmıyor. Yeni Airwrap, sahip olduğu başlık çeşitliliği ile güzellik anlayışına farklı bir boyut getiriyor. İster hacimli bukleler, ister pürüzsüz düz fönler, ister doğal dalgalar olsun; her saç tipi ve ruh hali için bir çözüm sunuluyor.

Dyson Airwrap Co-anda2x™  modeliyle, sadece başlık değiştirerek, kuaför kalitesinde sonuçları ev konforuna taşıyarak herkesin kendi stilini özgürce yansıtması hedefleniyor.

2. Düz-dalgalı saçlar ve bukleli saçlar için farklı setler

Dyson, yeni  Airwrap Co-anda2x™   imodeliyle kullanıcı deneyimini bir adım daha ileri taşıyor. Artık herkesin saç şekline göre tasarlanmış bir başlık setine sahip olması mümkün.

  • Kıvırcık ve Bukleli Saçlar için farklı  bir set ve Düz veya Dalgalı Saçlar için farklı bir set sunuluyor.
  • Bu sayede, farklı saç şekillerine sahip insanların farklı ihtiyaçları karşılanırken hiçbir zaman kullanmayacak başlıklar elinize dolanmıyor.      

3. Kullanım alışkanlıklarınızı hatırlıyor

Dyson’ın teknolojik üstünlüğü, ürünün kullanım alışkanlıklarını hatırlama yeteneği ile pekişiyor. Bluetooth bağlantısı sayesinde kullanıcılar, saç şeklini, uzunluğunu ve şekillendirme tercihlerini uygulamaya kaydedebiliyor.

Bu özellik, Airwrap’ın sıcaklık ve hava akışını, kullanıcının ihtiyaçlarına göre ayarlamasını sağlıyor. Başlık değiştirildiğinde ise o başlıkla ilgili yapılan ayarı hatırlıyor. Bu kişiselleştirme, cihazın çok daha pratik bir şekilde kullanılmasının önünü açıyor.

4. Yeni nesil motor,daha hızlı sonuçlar

Modern yaşamın temposunda her dakika değerli. Dyson Airwrap Co-anda2x™ , yenilenen motor teknolojisiyle bu zamanı size geri kazandırıyor. Artık saç kurutmak ya da şekillendirmek uzun bir hazırlık süreci olmaktan çıkıyor; güçlü hava akışı sayesinde saçlar daha kısa sürede kuruyor, daha hızlı şekilleniyor. İster belirgin bukleler, ister dalgalı ve düz modeller elde etmek daha kolay. 

5. Teknoloji ve güzelliğin buluşma noktası

Dyson Airwrap Co-anda2x™  sadece bir saç şekillendirici değil; teknolojinin zarafetle buluştuğu yeni bir güzellik anlayışı sunuyor. Her detayı, kendinizi en iyi hissettiğiniz anlara eşlik etmek için tasarlandı. Hızlı, kişisel ve etkili… Çünkü Dyson’a göre güzellik; bir kalıba sığmak değil, kendi en iyi halinizi bulmakla başlıyor.

*Bu yazı Dyson’ın katkılarıyla hazırlanmıştır.

İlgili Makale