X

Gece gördüğümüz rüyalar günlük deneyimlerimizin devamı mıdır?

Catherine Shainberg, uyanık rüya diye bir kavramla ilgili yüzlerce kişi ile uzun yıllar çalıştı. İnsanların kendilerini tanımaları için onlara yardımcı olarak daha farkında bir yaşam sürmelerine destek oldu. Uyanık rüya işlemi, bireyin rüyası ile uyanıkken yaşadığı durumun farkındalığının bileşkesidir. Onun araştırması, kişinin gün boyu yaşadıkları ile gece gördüğü rüyaların bağlantılı olduğunu ortaya çıkardı. Gece görülen rüyaların insanların günlük deneyimlerinin bir devamı olduğunu anlamış oldu.

Genellikle gün içinde yaşadıklarımız, bu deneyimleri tekrar yaşamak için eğitilmediysek, farkında olmadığımız kalıplar olarak ortaya çıkar. Eğer o kalıpların farkında olursak, gün içinde de o kalıpların etkisini anlamış olacağız.

Shainberg’in araştırması, belki kaderimizin farklı yerlerde olduğunu ve bizim sadece o kalıplarla rollerimizi canlandırdığımız karakterler olduğunu anlatmamakla beraber, bedenimizin sürekli ortaya çıkan ve değişen görüntüleri takip ettiğine inanır. Hücrelerimiz geliştikçe, şifalandıkça rüyalarımızda daha güçlü ve daha net üretmeye devam ederiz.

Peki rüyalarımızda böyle görüntülerin bize ulaşması olmasaydı ne olurdu? Shainberg eğer rüya görmeseydik, hasta olacağımızı açıklar. Bunun kanıtı olarak da REM uykularından uyandırıldıklarında rüyaları engellenen insanlar üzerindeki deneysel çalışmaları işaret eder.

Bu deneyde dört-beş gün boyunca insanlar REM uykuları yarıda kesildikten sonra sonunda uyuduklarında neredeyse hemen REM uyku sürecine giriyorlar. Çalışma, rüyaların günlük hayatımızdaki görüntüleri yaratmak için gerçekten gerekli olduğunu gösteriyor. Yapılan deneylerin sonuçları görüntüler olmadan hasta olduğumuza işaret ediyor.

Jung’un psişe ve nesne ilişkisinde de benzer yönler var. Jung’un ifade ettiği “İnsan aklı bilinmeyenle her yüzleştiğinde, sembolik modeller icat eder, yansıtmanın önbilinç işlemi üzerine çizer. Dolayısıyla insanlık tarihinde tek dünyanın çok sayıda sembolik temsillerini buluruz” der.

Arnold Mindell çalışmalarında, bedenin her fiziksel deneyiminin kişinin rüyalarında ifade edildiğini keşfetti. Tüm fiziksel hareketlerini, ses tonunu, yürüme şeklini, kaslarını nasıl gerdiğini, boynunu, omuzlarını nasıl sıktığını içeriyor. Kişinin sosyal ve özel hayatında yaşadığı ilişkilerdeki problemlerin rüyalara yansıdığını anlatıyor.

Bu bilgiler ışığında gündelik hayatımızın uykumuza ne kadar yansıdığını, devamı olduğunu anlamış oluyoruz. Uyumadan önce bedeni gevşetmek için uygulanacak teknikler, egzersizler uyku sürecimizi daha sakin ve rahat geçirmemize yardımcı olur.

Rüyalarınızı yorumlatmak ve rüyalarınızın rehberliğinde ilerlemek konusunda destek almak isterseniz nefesleterapi@hotmail.com mail adresinden detaylı bilgi alabilir, Instagramnefesleterapi@hotmail.com  ve Facebook hesaplarını takip edebilir, sorularınız için benimle iletişime geçebilirsiniz.

Herkese şifa olması dileğiyle. Sevgiyle ve sağlıcakla kalın.

İlginizi çekebilir: Rüyalarınızın anlamını keşfedin: Kendi rüyalarınızı anlamanıza yardımcı olacak iki rüya analizi

Serap Özdağ: 06 Temmuz 1978 tarihinde İstanbul’da doğdu. 2000 yılında Ankara Üniversitesi Kimya Mühendisliğinden mezun oldu. Uzun yıllar ilaç sektöründe çalıştı. İnsanların bedensel sağlığı üzerine çalışırken, diğer taraftan ruh sağlıklarıyla yakından ilgilenmeye başladı. İlgisi önce kişisel gelişim konuları ile ilgili kitap okumakla başlarken, sonraları konuyla ilgili birçok seminere katılmakla devam etti. Merakı artarak devam ettiği için kariyerini bu yönde devam ettirmeye karar verdi. Işık Elçi Akademi’den Spritüel Yaşam Danışmanlığı eğitimi aldı. Aynı zamanda yine aynı kurumdan NLP Uygulayıcılık Eğitimi, Reiki Master, Rüya Analizi Eğitimlerini almış ve aktif olarak danışanlarına uygulamaya başlamıştır. Nefes Okulu’ndan Mustafa Kartal eğitmenliğinde Sertifikalı Nefes Koçluğu, Sertifikalı Holoterapi Eğitmenliği ve Sertifikalı Çocuk Nefes Koçluğu programlarını başarıyla tamamlamıştır. Nefes Okulu bünyesinde bireylere, kurumlara, diğer gruplara Doğru Nefes Alma Eğitimi, Holoterapi Çalışmaları, Nefes Teknikleri Atölyeleri ve çocuklar için Çocuk Nefes Atölyeleri düzenlemektedir. Aynı zamanda Yaşam Koçluğu çalışmalarını kapsayan farkındalık seminerleri, Meditasyonlar içerikli grup ve bireysel çalışmaları düzenlemekte, uzmanlık alanlarında seminerler vermeye devam etmektedir.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.



Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale