Fransız Pazarı: Pazartesi gününe daha stressiz başlamak mümkün mü?

Pazar günü geldiğinde haftanın yorgunluğunu atmak yerine ev toparlanıyor, market alışverişi yapılıyor, çamaşırlar yıkanıyor, pazartesi için hazırlıklar tamamlanıyor. Bir yandan da akıldan aynı cümle geçiyor: “Yarın yine iş var.”

Oysa haftanın son gününü her şeyi yetiştirmek için kullanmak yerine gerçekten dinlenmeye ayırmak, pazartesi sabahına bakışımızı değiştirebilir. Fransa’da uzun süredir yaşamın bir parçası olan “Fransız Pazarı” yaklaşımı da bunu öneriyor: Pazar gününü yapılacaklar listesinden çıkarıp keyif aldığınız şeylere ayırmak.

Fransız Pazarı nedir?

Fransız Pazarı, pazar gününü mümkün olduğunca işlerden, ev sorumluluklarından ve üretkenlik baskısından uzak geçirme fikrine dayanıyor. Fransa’da pazar gününün dinlenme günü olarak kabul edilmesi yeni bir alışkanlık değil. 1906’dan bu yana ülkedeki yasalar, çalışanların haftada altı günden fazla çalışmamasını güvence altına alıyor ve pazar günü çoğu kişi için haftalık dinlenme günü olarak kabul ediliyor.

Burada amaç, pazar gününü kusursuz bir dinlenme programına dönüştürmek değil. Günün nasıl geçeceğine biraz daha spontane karar verebilmek. Market alışverişini başka bir güne bırakmak, alarm kurmadan uyumak, arkadaşlarla uzun bir kahvaltıya çıkmak, kitap okumak ya da yalnızca sevdiğiniz bir müziği dinleyerek vakit geçirmek bu anlayışın parçası olabilir.

Üstelik Fransız Pazarı uygulamak için pazar günü boş olmak da şart değil. Hafta sonu çalışıyorsanız kendi programınıza uygun başka bir günü dinlenme günü ilan edebilirsiniz.

Hafta sonu neden bizi dinlendirmiyor?

Hafta boyunca ertelenen işler cumartesi ve pazara sıkıştığında, takvimde iki gün boş görünse bile zihnin gerçekten mola verdiğini söylemek zor.

Uzmanlara göre özellikle kendisinden yüksek beklentileri olan kişiler, hafta sonunu da bitmeyen bir yapılacaklar listesinin peşinden koşarak geçirebiliyor. Ev işleri, e-postalar, alışveriş ve aile sorumlulukları dinlenmenin önüne geçtiğinde, pazartesi sabahına gelindiğinde kişi kendisini hala yorgun ve gergin hissedebiliyor. Üstelik dinlenirken bile zihnin yapılacak işleri düşünmeye devam etmesi mümkün. Beden koltukta uzanıyor olabilir ama zihin hala gelecek haftanın programını gözden geçiriyor. Uzmanlar, bunun gerçek bir dinlenmeden çok düşük seviyeli bir tetikte olma hali yaratabileceğine dikkat çekiyor.

Pazar gününü tamamen sorumluluklarla doldurmak, yeni haftaya başlamadan önce ihtiyaç duyduğumuz geçiş süresini de ortadan kaldırıyor. Hafta bitiyor ama zihinsel olarak hâlâ haftanın içindeyiz.

Pazar kaygısını azaltmak mümkün mü?

Pazar akşamı yaklaşırken pazartesiyi düşünmeye başlamak oldukça tanıdık bir his. Henüz gerçekleşmemiş toplantılar, yetişmesi gereken işler ve yoğun bir hafta beklentisi, hafta sonunun son birkaç saatini de kaplayabiliyor.

Uzmanlar burada hedefin pazartesi düşüncesini tamamen ortadan kaldırmak olmadığını söylüyor. Asıl mesele, bu düşüncenin pazar gününün tamamını ele geçirmesine izin vermemek. Günün sonunu yalnızca yapılması gerekenlerle geçirmek yerine keyif veren aktivitelere ayırmak, dikkatin yeniden içinde bulunulan ana dönmesine yardımcı olabilir. Pazartesi elbette gelecek. Fakat henüz gelmemiş olması, pazar gününün de şimdiden pazartesiye dönüşmesi gerektiği anlamına gelmiyor.

Dinlenmek için önce her şeyi bitirmek gerekmiyor

Fransız Pazarı fikrinin en dikkat çekici taraflarından biri de burada ortaya çıkıyor. Dinlenmeyi, yapılacakların tamamlanmasından sonra gelen bir ödül gibi görmek yerine haftanın doğal bir parçası olarak kabul etmek. Çünkü yapılacaklar listesinin sonu çoğu zaman gelmiyor. Ev temizleniyor, başka bir iş çıkıyor. E-postalar yanıtlanıyor, yeni mesajlar geliyor. Bir hafta sonunu tamamen “eksiksiz” geçirmek için uğraşırken diğer haftaya yorgun başlayabiliyoruz.

Uzmanlara göre dinlenmenin ancak yeterince çalıştıktan sonra hak edilen bir şey olduğu düşüncesini sorgulamak gerekiyor. Dinlenmek için önce bütün işleri tamamlamanız gerekmiyor. Üstelik dinlenmenin üretkenliğin karşısında konumlanması da gerekmiyor. Araştırmalar ve uzman görüşleri, zihni sürekli çalıştırmaktan uzaklaşmanın işe dönüldüğünde enerji, odaklanma ve sabır üzerinde olumlu etkileri olabileceğine işaret ediyor.

Fransız Pazarını kendi hayatınıza nasıl uyarlayabilirsiniz?

Bütün bir günü boş bırakmak ilk etapta gerçekçi gelmeyebilir. Özellikle hafta içinden kalan işleriniz varsa “Pazar günü hiçbir şey yapmayacağım” demek yeni bir baskı yaratabilir. Bu yüzden küçük bir zaman dilimiyle başlamak daha kolay olabilir. Uzmanlar, başlangıç için iki-üç saatlik, önceden planlanmamış bir zaman ayırmayı öneriyor.

Bu birkaç saatte iş e-postalarına bakmamak, ev işi çıkarmamak ve dinlenmeyi başka bir “kendini geliştirme” görevine dönüştürmemek önemli. Kitap okuyacaksanız yalnızca kitap okumak için okuyabilirsiniz. Yürüyüşe çıkacaksanız kaç adım attığınızı takip etmek zorunda değilsiniz.

Bir süre sonra pazar gününün tamamını bu şekilde geçirmek isteyebilirsiniz. İstemeyebilirsiniz de. Fransız Pazarı’nın belirli bir kurala bağlı olmaması zaten işin güzel tarafı.

Pazar günü yapılacaklar listesine girmeyen şeyler

Dinlenmek illa bütün gün kanepede uzanmak anlamına gelmiyor. Önemli olan yaptığınız şeyin sonunda ortaya bir sonuç çıkmasının gerekmemesi. Çocukluk arkadaşınızı aramak, balkonda uzun bir kahvaltı yapmak, yalnızca keyif için kitap okumak, müzik dinlemek, telefonunuzu yanınıza almadan yürüyüşe çıkmak ya da uzun zamandır izlemek istediğiniz bir filmi açmak yeterli olabilir. Uzmanların önerisi de bu yönde: Zihninizi ve bedeninizi dinlendiren veya yalnızca hoşunuza giden şeyleri seçebilirsiniz. Bunun size “bir fayda” sağlaması gerekmiyor. Belki pazar gününü yeniden sevmenin yolu, o günü daha verimli geçirmekten değil, verimli geçirmek zorunda olmadığınızı hatırlamaktan geçiyordur.

Kaynak: realsimple

İlginizi çekebilir: Pazartesi sendromuyla başa çıkmanın 5 yolu

Uplifers
Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!