X

Fotoğrafçılıkta telif hakkı: Fotoğraf çekerken maymun olmayın

Siteyi takip edenlerden fotoğraf hobisi olanlar olduğunu, hatta direkt fotoğrafçılığı meslek olarak ifa edenleri biliyorum.

Fotoğraf kaynağı: Fastcompany

Geçen ay İngiliz vahşi yaşam fotoğrafçısı David Slater’in, Endonezya’da maymunların yaşamlarını fotoğraflarken bir maymunun fotoğraf makinesini alıp kendisini çektiği yani bir nevi selfie yaptığı görüntüler, fotoğrafları yayınlayan “Wikimedia” sitesiyle ünlü fotoğrafçıyı karşı karşıya getirdi.

Hikâye kısaca şöyle; Slater maymunları fotoğraflarken makineyi otomatik ayarlara alıyor ve ortaya bırakıyor. Maymunlar da oynamaya başladıkları makinenin deklanşöre basınca çıkan sesine bayılıyorlar ve yüzlerce poz çekiyorlar. Bunlardan bir tanesini “Wikimedia” isimli internet sitesi yayınlıyor. Slater kaldırılmasını talep edince şok edici cevapla karşılaşıyor. Zira Wikimedia eserin sahibinin Slater değil, maymun olduğundan bahisle kendisinin hak talep edemeyeceğini bildiriyor.

Amerika’da dava sürüyor. Peki ya bu komik olay Türkiye’de gerçekleşseydi?

Türk Hukukunda sanat eserlerinin ve fotoğrafın telif haklarına ilişkin asıl mevzuat 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’dur.
Bu kanunun 1/B maddesine göre eser ; “Sahibinin hususiyetini taşıyan ilim ve edebiyat, musiki, güzel sanatlar veya sinema eserleri olarak sayılan her
nevi fikir ve sanat mahsulleridir”.

Yani eserin meydana gelmesi için,

a. Sahibinin hususiyetini taşıması,
b. Şekillenmiş olması,
c. Kanunda sayılan eser türlerinden birine girmesi,
d. Fikri bir çabanın sonucu olması gereklidir.

Fotoğraf, Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’na göre “güzel sanat eseri” olarak
kabul edilmiştir.

“Madde 4- Güzel sanat eserleri, estetik değere sahip olan;
5. Fotografik eserler ve slaytlar,”

Fotoğrafçılıkta telif hakkı, deklanşöre basılarak, görüntünün filme yerleştirildiği an
başlar ve başka hiçbir işleme gerek kalmaksızın kendiliğinden kazanılır.
Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa göre eser sahibi, eseri meydana getiren kişidir. Fotoğrafçılık için konuşursak kısaca makinenin sahibi değil, fotoğrafı çeken kişidir.

Peki Wikimedia’nın muhatabının kim olması gerekiyor?

Bu konu Kanunda “Umuma arz salahiyeti” başlığı altında düzenlenmiştir. “Madde 14- Bir eserin umuma arz edilip edilmemesini yayımlanma zamanını ve tarzını münhasıran eser sahibi tayin eder.”

Eser sahibi (veya mirasçıları) kendisine kanunen tanınan mali hakları süre, yer ve muhteva itibariyle sınırlı veya sınırsız, karşılıklı veya karşılıksız olarak başkalarına devredebilir.

Şimdi buraya kadar okununca Türk Hukukuna göre maymunun hak sahibi olduğunu düşünmüş olabilirsiniz. Ancak maymun,

1- Gerçek kişi sıfatında değildir,
2- Temyiz kudreti, ayırt etme gücü yoktur. Buna bağlı olarak fiil ve hak ehliyeti bulunmamaktadır.

Dolayısıyla akla yatkın olan gelen şekilde maymunun burada bir hak iddia etmesinden söz edilemez. Nitekim davada son sözü ABD Telif Hakkı Ofisi “Kurumdan yapılan açıklamada, hayvanların ve diğer insan olmayan varlıkların yaptığı hiçbir şeyin telif hakkı kaydına giremeyeceğini…” olarak söyledi.

Bu yazı işin eğlenceli tarafıydı ama özellikle bu işi meslek olarak yapan fotoğrafçılara uyarım;

“Makinenizi birine masum bir poz için bile teslim ederken dikkatli olun.”

 

Yazarın diğer yazıları için tıklayınız. 

Onur Özdeniz: Av. Onur Özdeniz liseyi Saint-Michel’de okumuş, Bahçeşehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun olmuş ve yine aynı üniversitede “Spor Yöneticiliği Yüksek Lisans Programı”nı yüksek dereceyle tamamlamıştır. 2010-2012 seneleri arasında Türkiye Futbol Federasyonu Uyuşmazlık Çözüm Kurulu’nun önce avukatlığını sonra koordinatörlüğünü yapmıştır. Şu anda avukatlık yapıyor. Avukatlığın yanı sıra uzak doğu sporları ve crossfit ile yakından ilgilidir. Muay-thai, kick-boks, wingchun ve nunchaku ile uğraşmıştır.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.



Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale