X

Farklı bir alışveriş biçimi olarak: Duygu

Son yıllarda herkes kendi duygularına odaklanır oldu. “Ben” ile başlayan duygular hakim hep etrafta. Bu durum da diyalogdan çok monologların çoğalmasına neden oluyor. Bu yazıyı da günlük hayatta birbirimizi daha iyi duyabilmemiz, daha iyi hissedebilmemiz için kaleme almak istedim.

Hayatın zorluklarıyla başa çıkarken bir sürü karmaşık duygu yaşanıyor. Sevgilinle kavga ediyorsun, patronun üzerine geliyor, çok yoğun çalışıyorsun veya iş bulamıyorsun, ertesi gün önemli bir sunumun oluyor, ailenin beklentilerini karşılamaya çalışıyorsun ya da desteğini hissedemiyorsun. Bu liste herkese göre değişir, uzar, kısalır. Enteresan bir sistemin içinde yaşıyoruz ve bu sistem bu duyguları boşaltmayı zorunlu kılıyor. Üstelik bu duygulardan salt öfke, endişe, yorgunluk, üzüntü değil tek bir olaydan sonra birkaç tanesi yaşanıyor.

İlgili yazı: Olumsuz duygularınızı ruhunuzun gelişimi için kullanın

Bu tür sorunlardan şikayet eden bir arkadaşınızı duyduğunuzda bir de şunları söylemeyi deneyin:

  • “Evet gerçekten öfkelenmişsin”,
  • “Bunun senin için endişe verici olduğunu görüyorum.”,
  • “Bu konuda üzgün olduğun belli evet”,
  • “Bu ara bu konuda çok yoruldun, görüyorum”.

Buna psikolojide “yansıtma” diyoruz. Karşındakinin duygularını görüp ona tıpkı bir ayna gibi duygularını yansıtmaktan bahsediyoruz.

Arkadaşınızla dertleşirken, onun duygusunu açığa çıkarmasına yardımcı olmaya çalışın.

Acaba bir arkadaşınızla dertleşirken, arkadaşınız öfkeli olduğunu dile getirmediğinde de onun duygusunu doğru yakalayabiliyor musunuz? Yoksa size “Hayır aslında öfkelenmedim, çok üzüldüğüm için öyle davrandım” diye kendini tekrar ifade etmeye mi çalışıyor? Aslında her ikisi de sağlıklı, çünkü her ikisinde de duygunun açığa çıkmasına yardımcı olmuş oluyorsunuz.

Tartışmaların da çoğu aslında koca bir illüzyon. Diyalog görünümlü monologlar yaşanıyor tartışmalarda. O zaman ne yapmak lazım?

Dur, dinle, düşün, hisset

Örneğin; öfkeyi ele alalım. Öfkeli kişi, öfkesinin anlaşıldığını fark ettiğinde artık öfkesini anlatmaya çabalamaz. Anlatmakla ilgili derdini bitirip diyaloğa geçmeye hazır hale gelir. Siz durup karşınızdakini dinlediğinizde, onun duygusunu hissedip ona bunu yansıttığınızda, karşınızdaki de anlaşıldığını hissedecektir ve sizi dinlemeye geçebilecektir. Dolayısıyla karşılıklı derdinizi, duygunuzu anlatmak için birbirinize fırsat vermiş olacaksınız.

O halde; ancak duyduğunuzda kendinizi de duyurabilirsiniz.

Uzm. Klinik Psikolog Berfin Bozkurt: Berfin Bozkurt, Fransa Strasbourg Üniversitesi’nde Psikoloji eğitimini tamamladıktan sonra Türkiye’de Klinik Psikoloji dalında yüksek lisans derecesi almıştır. Fide Danışmanlık Merkezi’nde çocuk, genç ve yetişkinlerle psikoterapi yapmaktadır. Fransa’da travma konusu üzerine yaptığı doktora eğitimini İstanbul’dan yürüterek devam etmektedir. Ayrıca okullara danışmanlık kapsamında eğitim ve seminerler vermektedir. Terapi çalışmalarında bilişsel davranışçı terapi, EMDR (Göz Hareketleriyle Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme), oyun terapisi kullanmaktadır. berfinbozkurt@gmail.com

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale