X

Farkındalıklı beslenme: Bedeninizle ilişkinizi kaybetmeyin

İştahınız olmadığında yemek, canınız sıkıldığında, üzgün veya kızgın olduğunuzda yemek yemek, günün yemek yemeniz gereken zamanı olduğu için yemek yemek, kendinizi ödüllendirmek veya istenmeyen bir duyguyu yatıştırmak için yemek yemek… Bunların hepsi, kendimizi nasıl kaptırabileceğimizin, nasıl otomatik pilotta yaşadığımızın ve içinde bulunduğumuz anın değerini anlayamadığımızın örnekleridir. Artık bizler yemek yemeyi bilmiyor olabilir miyiz? Bedenlerimizle ilişkimizi kaybediyor muyuz?

Çoğu insanın bedeniyle bağları kopmuş durumda. Ya bedenlerinden utanıyorlar ya da bedenlerinin “çalıştığına” güvenmiyorlar. Bedenin açlık, tokluk, doyma sinyallerini göz ardı ediyorlar. Bunu yerine ne yiyeceklerini diyet listelerine bırakıyorlar. Duygularına ve beslenme alışkanlıklarına yardımcı olmak için diyet listelerini kullanıyorlar. Hangi saatte, ne kadar ve ne zaman yeneceği belli. Bedenden gelecek herhangi bir yemek sinyalini takip etmeye gerek kalmıyor.

Bedenimizin çalıştığına güvenmememiz, onunla olan tüm bağın, dolasıyla kendimizle olan bağın kopması anlamına geliyor. Kendimizle kopan bağlar, anlarla kopan bağların da habercisi. Otomatik pilot hali.

Mindfulness becerilerini kullanarak tekrar pilot koltuğuna geçmek ise mümkün. Mindfulness, yüzyıllar öncesine dayanan bir düşünme ve var olma biçimi. Genel olarak anda yargısız, arkadaşça bir şekilde mevcut olmak olarak tanımlanır. Anla meşgul olmak, etrafımızla ve kendimizle bağlantı içinde olmak anlamına gelir ki bunu beslenme şeklimize uygulamanın diğer tüm yöntemlere göre çok daha etkili olduğu da bilimsel olarak kanıtlanmıştır.

Şu ana, bir amaca yönelik ve yargılayıcı olmayan bir şekilde dikkat çekmenin stres, strese bağlı yeme, duygu durumu, depresyon bağımlılıkları ve hatta kendi bağımlılığı haline gelebilecek sağlıksız yemek yeme ile baş etmede etkili olduğu gösterilmiştir.

Her an yargılayıcı olmayan bir şekilde nasıl dikkat ederiz?

Hayatımızın çoğunu düşünceler içinde kaybolarak geçiriyoruz. Geçmişte yaptığımız şeylerden sürekli pişmanlık duyuyor veya gelecek hakkında endişeleniyoruz, ancak şu anda olanlara çoğu zaman dikkat etmiyoruz. Bize iyi hissettirmeyen bu düşünceleri, duyguları uyuşturmak için ise yiyecekleri kullanıyoruz. Ve sonra “Ben bu beslenme işini beceremiyorum!” diyerek, direksiyonu başkasına devredip otomatik pilota, yani bağlantısızlığa geçiyoruz?

Yemek yerken gerçekten dikkat ettiğimizde, mindful eating niteliklerini o anlara uyguladığımızda ne olur?

  • Yemek yerken gerçekten tüm duyularınızla yemeği hisseder ve yemekten suçluluk duymaz, aksine keyif alırsınız.
  • Yemek yemediğinizde kendinizi mutlu ve hayata tamamen bağlı hissedersiniz. (Yemek tek güvenilir zevk ve tatmin kaynağınız değildir.)
  • Aç hissetmiyorsanız yemek yemezsiniz.
  • Doyduğunuzu hissettiğinizde yemeyi bırakırsınız, hatta tabakta yemek bırakabilirsiniz.
  • Birçok farklı türde yemek yemekten zevk alırsınız.
  • Kendinizi birkaç ayda veya yılda bir defadan fazla tartmanıza gerek yok. Bir şeyler yiyip yemeyeceğiniz konusunda karar vermek için yiyeceklere kafa yormaz veya kalori saymazsınız.
  • Tekrar kendinize ve bedeninize güvenmeyi öğrenirsiniz.
  • Besinler sizin için düşman olmaktan çıkar.
  • Listelere bağlı yaşamak zorunda kalmazsınız.

Daha keyifli ve daha özgür bir hayat için mindful eating (beslenme farkındalığı) programlarını araştırabilir, küçük bir deneme için Spotify listeme göz atabilirsiniz.

İlginizi çekebilir: Farkındalıklı beslenmeyi nasıl hayatınızın bir parçası haline getirebilirsiniz?

Ceylan Ulusoy: 1981 yılında Bursa'da doğdu. Meditasyonla ilk defa 17 yaşında tanıştı. Meditasyon eğitimleri 2004’te bir meditasyon merkezine adım atmasıyla devam etti. Üniversite eğitimi sırasında kendi pratiklerini geliştirdi. 2006'da Zeynep Aksoy’un yoga dersleri ile ilgilenmeye başladı. Uzun yıllar boyunca tüm pratiklerini kendi gelişimi ve dönüşümü için kullandı. Farklı yoga ve meditasyon hocaları ile çalıştı. 2012 yılında taşındığı İstanbul’da ileri seviye kundalini meditasyon eğitimi aldı. Sahaja Yoga'da gönüllü meditasyon öğretmeni olarak ders verdi. Pratikleri ve araştırmaları sırasında Dr. Fuat Beşkardeş ile Mindfulness terapi çalışmaya başladı. Ardından 8 haftalık MBSR eğitimi ve sonrasında David Cornwell ve Banu Çeçen’le Breathing Mind Mindfulness Koçluğu eğitimini tamamladı. 2019 yılında Amerikan Hastanesi bünyesinde Code Lotus Mindfulness merkezinde David Cornwell ve Banu Çeçen’e mindfulness programı içerisinde asistanlık görevi üstlendi. Aynı zamanda Judson Brewer’la sezgisel beslenme üzerine Mindfulness temelli alışkanlık değiştirme programında çalışmaktadır. İş hayatı ile eşzamanlı yürüttüğü öğrencilik ve eğitmenlik yolculuğunda 17 yıllık kurumsal hayatını 2020 Şubatında sonlandırıp, şu an tam zamanlı olarak logoterapi bakış açısıyla mindfulness eğitmenliği ve farkındalık temelli beslenme koçluğu yapmaktadır. Öğrenci olmak konusunda derinleşmektedir.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale