X

Farkındalığın genişleme özelliği: ‘An’ın gücü ve dünya barışı

‘An’da olmak, hemen şimdi, burada sahip olduğumuz yaşamın değerini bilmektir. Mesela şu an bu yazıyı okurken aynı zamanda kendinizin farkında mısınız? Dikkatinizi hem nefesinize hem beden duyumlarına hem de dış dünyadaki sesler, kokular veya şu anda bakmakta olduğunuz ekrana verebiliyor musunuz?

An’da olmak, geçmiş yaşantılarımız veya gelecekten beklentilerimiz, belirsizlik kaygılarımızda kaybolmak yerine, tam şu anda kendi içimizde ve dış dünyada neler olduğunun bütünlüğüne dikkat getirerek yargısızca ve değiştirmeye çalışmadan izleme halidir.

Tam şu anda durup, derin bir nefes alın, nefesin bedendeki hareketini izleyin, dışardaki seslere dikkat getirin, ortamın ısısını varsa kokusunu, ışığını farkedin. Şu an olan her ne ise olduğu gibi deneyimleyin. Farkettiğiniz bir düşünce geldiyse, zihinden geçip gitmesine izin verin.

Farkındalık hali gerçeğiniz olduğunda neler değişiyor?

Yukarıdaki egzersizi yaparken belki birkaç dakikalığına şimdi ve burada uyanık olmayı deneyimlediniz. Çoğumuz günün geri kalanında uyku haline geçiyoruz. Farkındalık halini gün boyu sürdürmenin sırrı, sürekli pratik yapmakta saklı. Bir ritüele dönüştürmeden, minder veya sandalyede oturmayı beklemeden, gün içinde aklınıza geldikçe, bulaşık yıkarken, yürürken, yemek yerken, temizlik yaparken, kitap okurken, durup içeriye ve aynı anda dışarıya dikkat getirme egzersizlerini tekrar ettikçe, bu farkındalık anları genişler ve bir süre sonra günün büyük bir kısmına yayılır. An’da oldukça sıradan bir an olmadığını ve her an’ın onurlandırılmaya, dikkat vermeye değer olduğunu fark ederiz. Değiştirecek, kontrol edecek, yargılayacak bir şey yoktur. An’ın güzelliği ve sürprizleri vardır.

Bu farkındalık hali sizin gerçeğiniz olduğunda, uyarı ve tepki arasındaki süre genişler. Geçmiş öğrenmişliklerimiz sonucu otomatik verdiğimiz tepkiler yerini seçimlere bırakır. Empati yeteneği artar. Günlük yaşam olaylarına bakışımız, ilişkilerimiz dolayısıyla hayatımız dönüşmeye başlar.

Farkındalık ve dünya barışı

An’da olmak müthiş bir güce sahip bence. Farkındalığın genişleme özelliği var ve bu genişleme kendimizle başlayıp etrafımızdaki insanlara hatta bütün topluma yayılır. Bu da birçok çözümsüz sandığımız konuların çözüme ulaşmasını sağlayabilir.

Benim “barış” kavramından anladığım şey budur. Barış için sokaklarda eylem yapmaktan çok farkındalığın, kendimden başlayarak yayılmasına katkıda bulunmak, dünya için yapılabilecek tek şeydir. Barış için, huzur için yansızlığa ihtiyaç vardır. Savaş karşıtı ya da diğer bir deyişle barış yanlısı olmak bütüncül bakışa uygun mudur sizce?

Osho’nun bir gazetecinin sorduğu, “barış yanlıları hakkında ne düşünüyorsunuz?” sorusunun yanıtına bakın:

“Savaşı protesto edebilir, uzun bir yürüyüşe çıkabilirsin, ama hiç savaşa karşı olanları, pasifistleri izledin mi? Onlar çok agresif görünürler. Onların kendileri delirmiş gibi görünür! Şayet onların atom bombası olsaydı, sadece barışı korumak adına atom bombalarını savaş çıkaranlara atan ilk onlar olacaktı. Onlar diğer taraf kadar delidir. Hiç fark yoktur. Onların zihinleri de iktidarda olan insanlar kadar politiktir; tek fark onların iktidarda olmamasıdır. Ve öfkelerini, onların bastırılmış öfkelerini sloganlarında görebilirsin. Birçok barış gösterisi, polis ile asker ile kavga ile biter. Otobüsler, postaneler, polis karakolları, arabalar yakılır. Ne tür bir sevgidir bu ve ne tür bir direniştir bu? Etkisizdir! Ama onlar büyük bir şey yaptıklarını hissediyor. Bu bir tür ego tatminidir.”

Ego doğal bir dürtüdür. Öfke doğal bir duygudur. Ancak farkındalıksız olduğumuzda öfke tepkiye dönüşür, ego yıkıcı hale gelir. Sonuçlar çoğu zaman kimsenin istediği gibi olmaz.

An’da olduğumuzda seçimler vardır, sevgi vardır, değerler vardır, hassasiyet vardır. Bu nedenle, dünya için yapabileceğimiz tek şey kendimizden başlayarak, farkındalığın yayılmasına katkıda bulunmaktır bence.

Azize Şahin: 2006 yılında, Osho’nun meditasyonlarıyla yoga ve meditasyon öğrenciliğim başladı. Bu yolculukta bir workshop için gittiğim Hindistan’da eğitmen olmaya karar verdim ve ilk hocalık eğitimimi, 2009 yılında Zeynep Aksoy’dan aldım. Eğitimden hemen sonra Cihangir Yoga’da dersler vermeye başladım. David Cornwell ile Meditasyon Eğitmenlik Eğitimi, Mindfulness, Svagito Liebermeister ile Danışmanlığın Zen Yolu, İnsanlarla Çalışmak, Travmaları İyileştirmek, Somatic Experiencing gibi dönüşüm sağlayıcı eğitimler aldım. Çeşitli eğitimler ve sertifika programlarıyla özellikle aktif meditasyonlar, mindfulness ve bedensel terapi alanında kendimi geliştirmeye devam ederken, akademik olarak Üsküdar Üniversitesi’nde Uygulamalı Psikoloji alanında yüksek lisans yapıyorum. 2006 yılından beri hem kendi deneyimlerim hem de birlikte çalıştığım insanlarda, farkındalık çalışmalarının şifayı beraberinde getirdiğine tanıklık ettim. Her türlü konuda, çözüm dışardan değil, içerden geliyordu ve yöntemler alışık olduğumuz gibi karmaşık değil çok basitti. Bu farkındalığım, hayatımın amacını belirlememi sağladı: “Meditasyon öğretmek ve her insanın kendi içindeki bilgeliği ortaya çıkarmakta bir rehber olabilmek.” Bu amaç çerçevesinde, kişisel dönüşüme meditatif bir bakış açısıyla bireysel terapiler ve nörobilim temelli farkındalık, odaklanma ve stres yönetimi konularında workshoplar ve kurumsal eğitimler veriyorum.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale