Etrafınızda olanları kişisel algılamamak için kendinize hatırlatmanız gereken 10 şey

Kendimizi ne kadar korumaya çalışsak da bazen etrafımızdaki negatif olaylar, etrafımızdaki insanların davranışları ya da birinin söylediği sözler nedeniyle incinebiliyoruz. Bunun sebebi genellikle etrafımızda olup biten olayları kişisel algılamamızdan kaynaklanıyor olabilir. Peki neden? Neden hayatta yaşanan birçok şeyi, bizimle hiçbir alakası olmasa bile kişisel algılıyoruz? Neden olayların merkezinde sadece biz varmışız ve yaşanan her şey kişiliğimize yapılmış bir saldırıymış gibi davranıyor, istemediğimiz tepkiler veriyoruz? 

Neden kişisel algılıyoruz?

Aslında bu soruya verilecek pek çok yanıt var. Ancak bu yanıtların en başında şu geliyor: Hepimiz kendimizi her şeyin, herkesin merkezine koymaya meyilliyiz çünkü hepimiz farklı karakterlere, farklı özelliklere, farklı alışkanlıklara, farklı geçmişlere sahip birer ‘özneyiz’. Hal böyle olunca ne kadar objektif kalmaya çalışırsak çalışalım bir noktada dış dünyadan aldığımız tüm mesajlar kişisel filtrelerimizden geçiyor ve öznelliğimiz nesnelliğimize baskın geliyor. Bu nedenle de istemsiz şekilde karşılaştığımız her bir olayın, konuşmanın, koşulun bizi etkilediği noktadan bakarak kendimizi o şeyin merkezine koyuyoruz. Birileri kaba davrandığında yara alıyoruz, işler planlandığı gibi gitmediğinde üzülüyoruz, herhangi bir eleştiri aldığımızda mükemmel olmadığımızı düşünerek kendimizden şüphe duyuyor ve kişisel algılıyoruz. Ancak tabii ki gerçekçi bir bakış açısıyla değerlendirdiğimizde, çoğu zaman hayatta yaşanan, başımıza gelen, deneyimlediğimiz çoğu şeyin merkezinde olmadığımızı da çok iyi biliyoruz. 

İlginizi çekebilir: Kişisel algılama alışkanlığınızı dönüştürün: Objektif bir bakış açısı kazanmanın yolları

Bir örnek vermek gerekirse; tanıdığınız ya da tanımadığınız birinin hışımla bulunduğunuz odaya girdiğini ve söylenmeye başladığını, kaba bir tavırla esip gürlediğini hayal edin. İster istemez “Bu ne öfke, ben bu şekilde davranılmayı hak etmiyorum!” gibi düşüncelerle kendinizi saldırı altında hissedebilir, bu kişiye karşı gardınızı alabilir ya da siz de benzer bir tavırla ona karşılık verebilir, öfkelenebilir ya da üzülebilirsiniz. Oysa gerçekten karşı taraf başka bir şeye öfkelenmiş ve bu öfkesini bir şekilde dışarıya vuruyor olabilir. Siz ise o sırada sadece yanlış zamanda, yanlış yerde bulunmanın yüküyle baş başa kalmış olabilirsiniz. Tabii ki bu karşı tarafın kaba davranışını haklı çıkarmıyor, ancak kendimizi yaşadığımız bu olayın merkezindeymişiz gibi görüp zihinsel enerjimizi harcamamız sırtımız gereksiz yere duygusal bir yük yüklememize neden oluyor. Etrafımızda olup bitenleri, bizi nasıl etkilediyse o çerçeveden görüyoruz ve o şekilde değerlendiriyoruz. Başkalarının öfkesi bizi de öfkelendiriyor, başkalarının saygısız davranışları kendimizi değersiz hissetmemize neden oluyor, başkalarının mutsuzluğu bizi de mutsuz ediyor.

Etrafınızdaki olayları kişisel algılamamak için ne yapmalısınız?

Peki, etrafınızda olan biten her şeyi kişisel algılamamak için nasıl bir bakış açısına sahip olmalısınız? Başkalarının tepkileri, tutumları, sözleri ya da davranışları aslında çoğunlukla sizinle ilgili değil, kendi bakış açıları, geçmişteki deneyimleri, kırgınlıklarıyla ilgili. Birinin size dünyanın en iyi insanı veya en kötü insanı gibi davranmasının sebebi, aslında o kişinin sizi değil dünyayı belli bir zaman aralığında nasıl gördüğüne bağlı. Bu tabii ki etrafınızdaki kişilerden aldığınız tüm geri bildirimleri yok saymanız gerektiği anlamına gelmiyor. Yapmanız gereken, olayları kişisel algılama eğiliminden kaynaklanan duygusal acı, hayal kırıklıkları ve üzüntüleri gerçekçi bir bakış açısı edinerek tekrar değerlendirmek. Bunun için aslında temel olarak başkalarının düşüncelerini ve davranışlarını geride bırakıp, kendi içgüdülerinizin ve deneyimlerinizin peşinden gitmelisiniz. Ancak bunu sağlamak her zaman sanıldığı kadar kolay olmayabiliyor. İşte olayları kişisel algılamamak için kendinize hatırlatmanız gereken 10 şey:

1. Sakinliğinizi koruyun

Çevrenizde olup biten her şeyin sizinle bir şekilde ilişkili olduğunu düşünmek kendinizi sürekli tehdit ve saldırı altındaymışsınız gibi hissetmenize neden olabilir. İnsan zihni, ortalıkta gerçek bir tehlike olmasa bile çevrede olan biten her şeyde devamlı olarak yaşamsal risk barındıran detaylara odaklanma eğilimindedir. Örneğin, yanınızdan geçen bir otomobil aniden korna çaldığında size zarar verecek herhangi bir durum söz konusu olmasa da bilinçaltınız o otomobilin size çarpacağı ve o nedenle yanınızda kornaya bastığı mesajını anında tüm sistemlere iletir ve sizi olası bir tehlikeye karşı koruma altına almaya çalışır. Dolayısıyla çevrenizde sizi paniğe ve endişeye sürükleyecek herhangi bir şey yaşandığında bunun sizinle ilgili olamayacağı gerçeğini kendinize sürekli hatırlatarak tepki vermeden önce sakinleşmeniz son derece önemli.

2. Kontrol edebileceğiniz ve edemeyeceğiniz şeylerin ayrımını iyi yapın

Çoğu olay kişiselmiş gibi görünse de insanlar genellikle bir şeyleri sizin yüzünüzden değil, kendileri yüzünden yapar. Kendi öfkelerini, kendi zayıflıklarını, kendi tatminsizliklerini ya da kendi mutsuzluklarını maskelemek için kurban psikolojisine girerek sizinle ya da bir başkasıyla hiç ilgisi olmasa da sorumluluğu başkalarına yükleyerek kendi duygusal yüklerini hafifletmeye çalışabilirler. Evet, diğer insanların söylediği ve yaptığı şeyleri kontrol edemeyebilirsiniz. Ancak kendinizi kontrol edebilir ve karşınızdakinin sözleri veya davranışları yüzünden kendi ruhunuzu baskılamayı bırakabilirsiniz.

İlginizi çekebilir: Kontrol edemeyeceğiniz şeyler karşısında hiçbir şey yapmamanın gücü

3. Özgür iradenizin gücüne inanın

“Başınıza gelenleri kontrol edemezsiniz, ancak başınıza gelenlere karşı tutumunuzu kontrol edebilirsiniz.” – Brian Tracy

Başkalarının düşüncelerinin ve davranışlarının etkisi altında kalmak da umursamadan kendi bildiğiniz yoldan ilerlemek de sadece sizin seçiminiz. Özgür iradenizi kullanarak yaptığınız seçimlerle kendinizi dışarıya bağımlı hale gelmekten kurtarabilir, kendinizi yaşanan olayların dışında bırakarak özgürleştirebilirsiniz. Bu nedenle sadece insan olduğunuz için sahip olduğunuz özgür iradenizin gücünü sürekli olarak kendinize hatırlatın. İnsanların size nasıl davrandıkları, onların kendi problemi; onların davranışlarına nasıl tepki gösterdiğiniz ise sizin probleminiz.

4. Koşulları göz önünde bulundurarak empati kurun

“Tanıştığınız herkes, hakkında hiçbir şey bilmediğiniz bir savaş veriyor. Nazik olun. Daima.” – Platon

İnsanlar sık sık bilinçli olarak değil, koşullar o an o şekilde gerektirdiği için öyle davranabilir. Ailevi sıkıntılar, sağlık sorunları ve ilişkisel problemler gibi günlük yaşamda çok sık karşımıza çıkan bazı zorluklar çevrenizdeki insanların aşırı hassas olmalarına, istemedikleri tepkiler vermelerine ve size kırıcı, üzücü, kendinizi kötü hissetmenize neden olan bir tutumla yaklaşmalarına neden olabilir. Kendi hayatınızı düşünün: Ciddi bir sıkıntınızın olduğu bir günle hiç sıkıntınızın olmadığı günler kendinizi aynı mı geçiyor? İnsanlara olan tavrınızda ve davranışlarınızda kendinizi her gün aynı ölçüde mi toleranslı hissediyorsunuz? Biraz empati kurduğunuzda ve yaşadığınız durumun sizinle ilgisi olabileceği kadar koşullarla da alakalı olabileceği gerçeğini kendinize hatırlattığınızda her şeyi kişisel algılamaktan uzaklaştığınızı fark edeceksiniz.

5. Herkesle iyi anlaşmak zorunda olmadığınızı kabul edin

İnsanların sizden nasıl bir enerji aldıklarını kontrol edemezsiniz. Karşınızdakinin sizi nasıl anladığı, onun kendi şemalarıyla, bugüne kadarki deneyimleriyle gelişen kişilik özellikleriyle ilişkili. Hepimiz bambaşka isteklere ve ihtiyaçlara sahibiz. Dolayısıyla hayatınıza bir şekilde giren, iletişim içinde olmanız gereken her insanla aynı sayfada olmanız gerektiği gibi gerçekçi olmayan beklentilerin altında ezilmek yerine bu insanlarla aynı noktada olmamanızın sizinle hiçbir alakası olmadığının bilincinde olun.

6. Yapıcı eleştirileri ciddiye alın ancak kişisel almayın

Biraz dikkat ederseniz, çevrenizdeki insanların çoğunun sizi değil bazı davranışlarınızı, iş yapış şeklinizi ya da söylediklerinizi eleştirdiğini kolaylıkla fark edebilirsiniz. Tüm tutumlarınız ve yaptıklarınız elbette kişiliğinize dair sinyaller taşıyor olabilir. Ancak çoğu zaman başkalarından duyduğunuz eleştirileri yapıcı da olsa kişiliğinize bir saldırıymış gibi algılayabileceğinizin bilincinde olun. Aldığınız eleştiriler çoğunlukla sizin karakteriniz ya da varoluşsal özeliklerinizle değil yaptığınız işle, sahip olduklarınızla ya da olamadıklarınızla ilgili olabilir. Başkalarından duyduklarınızla, kalbinizden geçenleri bir tartıya koyun ve hangisinin ne kadar doğru olduğuna ona göre karar verin.

İlginizi çekebilir: Eleştiri sanatı: Etkin ve yapıcı eleştirilerde bulunmanın altın kuralları

7. İnsanların kendileriyle olan ilişkilerini gözlemleyin

Çoğumuzun aldığı kararlar, insanlarla olan iletişim şekli ya da nasıl ilişkilendikleri erken dönemlerde ebeveynlerimiz ve yakın çevremizde bulunan kişiler aracılığıyla şekilleniyor. Gelecekte kurduğumuz ilişkilerin dinamiğini belirleyen şemalar kendimizle nasıl bir ilişkimizin olduğu ve dünyayı ne kadar güvenilir bir yer olarak gördüğümüzle yakından bağlantılı. Bu nedenle insanların davranışlarını, kendileriyle kurdukları ilişkilerin ve geçmişteki deneyimlerinin bir göstergesi olarak görmeye başlarsanız, olayları daha az kişisel algılarsınız.

8. Kendinize güvenmeyi öğrenin

Öz güveninizi, öz saygınızı ve kendinize verdiğiniz değeri artırmak istiyorsanız, başkalarını bundan sorumlu tutmayı bırakın. Kendinizle kurduğunuz ilişkiyi ve dışarıdan gelen tüm eleştirilere rağmen özünüze güvenmeyi, aldığınız kararların arkasında durmayı ve karakterinizi kabul etmeyi önceliğiniz haline getirin. Başkalarının sizinle ilgili olmayan davranışlarını kişisel algılayıp duygularınızı ve benlik algınızı domine etmesine izin vermeyin. 

9. Nezaketinizi koruyun

Yaşadığımız tüm olayları kişisel algılamamız aslında büyük ölçüde nasıl tepki vereceğimizi kontrol etme becerimizle alakalı. Dolayısıyla verdiğiniz tepkileri kontrol altında tutabilmek için hayatta karşınıza çıkan zor, soğuk insanların hepsinin bir zamanlar masum birer bebek ya da çocuk olduğunu, bilmediğiniz pek çok sorunla baş etmeye çalışabilecekleri ihtimalini daima aklınızın bir köşesinde bulundurun. İnsanlar size karşı nasıl davranırlarsa davransınlar, kendi iyi oluşunuz için kibar ve anlayışlı kalmak için elinizden gelenin en iyisini yapın. Hayattan beklediğiniz anlayışı, siz etrafınızdaki insanlara gösterin.

10. Kişisel algıladığınız durumları analiz edin

Kişisel algıladığımız ve kendimizi merkeze koyduğumuz pek çok durum, aslında geçmişte yaşadığımız olumsuz deneyimlerin bugüne aktarılmasıyla gerçekleşiyor. Geçmişteki tamamlanmamış meselelerimiz, insan ilişkilerinde yaşadığımız aksaklıklar ve geçmiş ilişkilerimizde aldığımız yaralar yeni deneyimlerle tekrar açılıp canımızı yakabiliyor. Bu yüzden hangi durumların sizi tetiklediğini, kişisel algıladığınız durumların merkezine neden kendinizi koyduğunuzu, geçmişte benzer tepkileri verdiğiniz durumları detaylı olarak analiz edin. 

Kişiliğimiz ve benliğimiz bizi biz yapan, en değerli hazinemiz. Sınırlarımızı koruyarak, insanlara gerektiği yerlerde gerekli tepkileri göstererek egomuzu olası saldırılardan korumak en temel, en insani içgüdümüz. Ancak dünya üstünde yaşayan 8 milyardan fazla insanın sizinle aynı içgüdüye sahip olduğunu, kendi potansiyelini gerçekleştirmeye çalışırken kendi çıkarlarıyla diğer insanların çıkarlarının her zaman ortak bir zeminde buluşamayacağını unutmayın. 

Kaynaklar: Marc&Angel, Psychology Today

İlginizi çekebilir: Zihin, beden ve ruh sağlığınız için saniyeler içinde yapabileceğiniz 21 uygulama

Uplifers
Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!