X

Etik davranışlara giden yol: Temizlik

Karar verme sürecimizde düşünme kapasitemizin yanı sıra, o anda içinde bulunduğumuz duygu durumunun etkili olduğu uzun süredir biliniyor. Peki, ortamdaki fiziksel koşulların kararımızı etkileyebileceği hiç aklınıza gelir miydi?

Çevresel etkenlerden doğan tiksinme hissinin de, temizlikten ötürü oluşan memnuniyetin de davranışlarımız üzerinde önemli etkisi bulunuyor. Rice, Pensilvanya ve Arizona üniversitelerinde bu konuyla ilgili olarak ortaklaşa yapılan araştırmanın sonuçlarını siz Uplifers okurları için inceledik.

İğrenmek, savunma mekanizmamızın bir parçası

“Bir duygu olarak iğrenme ya da tiksinme, insanların savunma mekanizmasının bir parçasıdır” diyen araştırmacı Vikas Mittal, insanların bu duyguyu, istemedikleri bir durumdan ya da ortamdan çıkmak için bir gerekçe olarak kullandığını belirtiyor ve ekliyor: “İnsan içgüdüsü, kendini korumaya yöneliktir. İğrenme hissine kapılan insanlar, diğer insanları düşünmeksizin kendilerine odaklanırlar. Sonuç olarak, ufak yalanlar ve aldatmaların kendi rahatları için gerekli olduğu gerekçesiyle bunları haklı çıkarırlar.”

Araştırmacılara göre, temizliğe yönelik davranışlar iğrenme ile ortaya çıkan bencillik duygusunu azaltıyor. Mittal bu durumu “insanlara mendil gibi temizlik çağrıştıran bir nesne düşündürdüğünüzde, iğrenme hissi ve buna bağlı gelişen etik dışı davranışlara rastlama olasılığı gözle görülür şekilde azalıyor” şeklinde açıklıyor.

İğrenme duygusu bencilliği tetikliyor

Amerika Birleşik Devletleri’nde toplam 600 gönüllü üzerinde yapılan araştırmada çeşitli metotlarla iğrenme duygusu yaratılmaya çalışıldı. Birinci deneyde katılımcılardan ishal ilacı, bebek bezi, hijyenik ped, kedi kumu gibi nesneleri değerlendirmeleri, ikinci deneyde en mide bulandırıcı anılarıyla ilgili bir kompozisyon yazmaları, üçüncü deneyde ise uyuşturucu bağımlılığını konu alan, oldukça gerçekçi ve tiksinti uyandırıcı sahnelere sahip Trainspotting filminden ünlü bir tuvalet sahnesini izlemeleri istendi. Deneylerin ardından, gönüllülerin maddi kazanç için yalan söyleme ya da diğerlerini kandırma olasılıkları çeşitli uygulamalarla değerlendirildi. Çıkan sonuçlar, iğrenme seviyesi daha yüksek olan kişilerin kendini düşünme olasılığının da daha çok olduğunu ortaya koydu.

Bir sonraki deney grubunda ise, tiksinti yaratıldıktan sonra gönüllülerden bu kez temizlik maddeleri, duş jelleri gibi ürünleri değerlendirmeleri istendi. Bu grubun kendini düşünme ve kendine odaklanma seviyesinin, bu deneylerin hiçbirine maruz kalmamış nötr bir kişiyle aynı olduğu görüldü. Yani, tiksinmeyle ortaya çıkan bencilliğin temizlik ve düzen hissi söz konusu olduğunda ortadan kalktığı gösterilmiş oldu.

Bu deney, çalışma ortamlarının temizlik ve düzeninin çalışanlar üzerindeki etkisinin ne denli fazla olduğu hakkında fikir veriyor. Temiz bir iş ortamında çalışanlar etik davranışlar göstermeye daha yatkın, daha bencillikten uzak ve takım çalışmasına meyilli oluyorlar.

Ofisteki molaları nasıl geçirdiğiniz çok önemli

Araştırmanın bir diğer sonucu da, insanların özellikle sorulmadığı sürece iğrenme ve rahatsızlık duygusunu ne denli şiddetli hissettiklerinin farkında olmadıkları gerçeği. Bu durumda, müdür ya da patronların insanları rahatsız edebilecek etkenleri ortadan kaldırma konusunda daha titiz ve düşünceli olmaları gerekiyor; çünkü insanlar bunu her zaman fark edip dile getiremeyebiliyorlar.

Örneğin çay ya da yemek molalarında kişilerin sürekli kötü haberlerin yayınlandığı televizyon ekranlarına bakmaları, ya da nefes alacakları kısa zaman dilimlerini ülke gündemiyle ilgilenerek harcamaları, rahatsızlık hissini arttırarak onları daha benmerkezci olmaya itebiliyor.

 

Kaynak

ScienceDaily

Şule Kulein: Lisede “yapabildiği için” sayısal bölümü seçti ve Boğaziçi Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü’ne girdi. Üniversitede katıldığı Mühendislik Kulübü’nün dergisi StepS’e aşık olduğunda, içine sözelci kaçmış bir sayısalcı olduğunu fark etti. Yazım kuralları konusunda etrafındakileri itinayla delirten Şule, 2 yıl boyunca StepS’in editörlüğünü yaptı, üniversitede ve sonrasında okul ve şirket dergileri ile çeşitli bloglara yazılar yazdı. Seyahat etmeyi, okumayı, öğrenmeyi seviyor. Basılı materyalin hastası, fakat çevrimiçi de fena durmuyor. Şule kendini bildi bileli yazıyordu; artık bir de Uplifers’ta yazıyor.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale