X

Enerji merkezimiz çakraları dengelemek için yoga pozları

Çakra olarak adlandırılan enerji merkezleri güçlü elektrik alanlarıdır. Bu yedi güç istasyonun her biri bedenimizde hormon salgılayan bezlere karşılık gelir. Bu bezlerin hormon üretimini uyarırlar. Çakralar endokrin sistemi ile ve sinir sitemi ile ilişkilidir. Çakra sisteminin farkında olmak bilinçli olarak hem fiziksel hem de ruhsal yönden dengede olmayı sağlar. Yaşamı daha bilinçli yönlendirmeyi, doğru kararlar vermeyi ve karşımıza çıkan fırsatları değerlendirebilme yetisini sağlar.

İşte çakralarımızın dengeli çalışmasına yardımcı olacak yoga pozları:
1.Kök Çakra (Muladhara)

Ağaç pozu (Vrksasana):

Kök çakra aile bağlarını, hayatta kalma, aidiyet ve korunma duygularını yönetir. En eski hatıralar burada saklanır. Kök çakrada blokaj olduğu zaman öz saygı duyulmaz ve kendi kendine yıkıcı davranışlarda bulunulmasına sebep olur. Kök çakra dengede olduğunda güçlü ve kendinden emin hissederiz.

Ağaç pozunu uygularken omurganız dik olsun ve gözlerinizi tek bir noktaya sabitlemeye dikkat edin.

2.Kuyruk sokumu çakrası (Svadhisthana)

Tanrıça pozu (Deviasana):

Yaratıcılık, duygusal denge ve üretmeyi yönetir.Üreme organlarının bulunduğu yerdedir. Aynı zamanda akıcılık, yaratıcılık ve doğurganlığı temsil eder. Bu çakrada blokaj olduğunda duygusal açıdan dengesiz, kendini suçlayıcı hissedilir. Dengede olduğunda yaratıcı, üretken, olumlu ve değişime açık hissedilir.

Tanrıça pozunu uygularken omurganızı dik bir duruşa getirin ve diz kapaklarının ayak parmak uçlarını geçmesine izin vermeyin.

İlginizi çekebilir: Yaz aylarında kollarınızı güvenle kaldırın: Koltuk altı bakımınızı doğru yapıyor musunuz?

3.Karın çakrası (Manipura)

Tekne duruşu (Navasana):

Kişisel gücü yönetir. Karın çakrasında blokaj olduğunda öz saygı azalır, cesaretten yoksun, durgun hissedilir. Karın çakrası dengede olduğunda canlı ve harekete geçmek için hazır hissedilir. Üretken olmak için kişinin kendisine olan güveni tam olur.

Tekne duruşunu uygularken sırtınızı yuvarlamadan düz tutmaya dikkat edin.

4.Kalp çakrası (Anahata)

Deve pozu (Ustrasana):

İçimizdeki koşulsuz sevgiyi, merhamet, af ve kabul duygularını yönetir. Kalp çakrasında blokaj olduğunda olumsuzluk odaklı hale gelinir ve sosyal ilişkiler işlevsiz olur. Kalp çakrası dengede iken koşulsuz olarak hayatın tüm getirdiklerini kabul eder ve sağlıklı ilişkiler kurarak geçmişin yaralarını iyileştirirsiniz.

Deve pozunu uygularken omuzları mümkün olduğunca geriye doğru alın ve kalbinizi gök yüzüne açmayı düşünün.

5.Boğaz çakrası (Vishudda)

Omuz duruşu (Salamba Sarvangasana):

Kalbimizden geçenleri daha açık söylemeyi, konuşurken farkındalığı korumayı yönetir. Boğaz çakrasında blokaj olduğunda sesiniz ve kendiniz kaybolmuş gibi hissedilir. Hayatın getirdiklerine karşı olumsuzluğa odaklanılır. Boğaz çakrası dengede olduğunda sesiniz gerçek duygularınızı iletmenizi sağlar. Ayrıca başkalarını dinleyerek hayatın hakikatlerini yargılamadan kabul edersiniz.

Omuz duruşunu uygularken ayak parmak uçlarınızı mümkün olduğunca gök yüzüne doğru uzatın.

6.Üçüncü göz çakrası (Ajna)

Çocuk pozu (Balasana):

Sezgiler, altıncı his ve diğer çakraların işleyişini yönetir. Bu çakrada blokaj olduğunda mantık devre dışı kalır, güvenilmez ve alaycı olma eğilimi olur. Dengede olduğunda fikir sahibi olunur, doğru ve yerinde kararlar alınır. Hayatın zorlukları karşısında ve seçimlerimiz hakkında kendimizden emin oluruz.

Çocuk pozunu uygularken omuzlarınızı mümkün olduğunca kulaklardan uzak tutarak yere doğru serbest bırakın. Dizlerinizde hassasiyet varsa dizlerinizin arkasına küçük bir yastık koyabilirsiniz.

7.Taç çakra (Sahasrara)

Derin gevşeme (Savasana):

Fiziksel benliğin ötesinde kim olduğumuzu anlamayı tüm manevi değerleri, hayat tecrübesini yaşama kabiliyetini yönetir. Taç çakrada blokaj olduğunda gerçek mutluluğun içimize olduğunu hatırlamaz mutluluğu dışarıda aramaya meyil ederiz. Dengede olduğunda hayatın güzelliğinin farkına varır, mutluluğu içimizde hisseder ve ne olursa olsun özgür hissederiz.

Derin gevşemeyi uygularken tüm ağırlığınızı yere bırakın, gözlerinizi kapatın ve nefesinize odaklanın.

Hareketleri uygularken yere kök saldığınızı hayal edin. Yoga felsefesinde bu düşünce ile pozları uygulamak, önemli bir duygusal iş olan kabullenme kapasitesini arttırmaya, yargılamak yerine kabulleniş duygusunu harekete geçirmeye yardımcı olur.

Öncelikle kendimizi kabul etmek, kendimizi ve etrafımızı yargılamak yerine izleyici olarak eleştirmemeyi öğrenmek bedensel, zihinsel ve ruhsal anlamda gerçek sağlığa ulaşmamıza yol açar.

Şebnem Sürücü: Spor hayatıma ortaokul döneminde Fenerbahçe Spor Kulübü’nde voleybol ile başladım. 1998 senesinde Los Angeles Madonna Grimes Fitness And Dance Company bünyesinde düzenlenen eğitim programına katıldım ve dansın ilk tohumları hayatıma orada atılmış oldu. 1999 senesinde Miss Fitness Türkiye 2.'si seçilerek ülkemizi Balkan Şampiyonası’nda temsil etme hakkını kazandım. Yarışmaya hazırlık döneminde beslenme ve egzersiz sistemleri hakkında geniş araştırma yapma şansım oldu ve İstanbul’ da çeşitli spor merkezlerinde egzersiz danışmanı ve stüdyo dersleri eğitmeni olarak görev aldım. Sultans of The Dance ve Night of The Sultans dans tiyatrolarında 4 sene dansçı olarak görev aldım. Profesyonel dans hayatım boyunca Türk ve yabancı çok değerli dansçı ve eğitmenlerden bale, jimnastik, ritm ve oyunculuk dersleri aldım. Dans çalışmalarım sonrasında çeşitli anatomi ve kinesiyoloji eğitimlerine katıldım. Postür, postür bozuklukları ve düzeltilmesine yönelik beden zihin bağlantısını güçlendiren çalışmalara yöneldim. Yoga Terapi ve Pilates eğitimleri ile beraber hamilelik döneminde pilates, osteoporoz ve skolyoz için pilates konularında çeşitli çalışmalara katıldım. Pilates ve Yoga eğitmeni olarak beden zihin bağlantısı ile bedenin hareket sınırlarını geliştirmek ve bu süreçte fiziksel beden ile ortaya çıkan farkındalığın, ruhsal ve duygusal duruma yansıması, çevre ile ilişkilere yeni bir bakış kazandırması her zaman heyecan duyduğum bir konu oldu. Güzel Sanatlar Fakültesi Sanat Ve Tasarım Bölümü mezunuyum ve aynı heyecan ile görsel sanatlar ve seramik konularında da çalışmalarıma devam ediyorum. surucusebnem@gmail.com

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale