X

Endişe verici gibi görünse de normal olan 5 çocuk davranışı

Ebeveynlik söz konusu olduğunda her zaman endişelenecek ve “Acaba bu doğal mı” diye sorgulayacak birçok olay vardır. Her şeyi analiz ve takip eden günümüz dünyasında, bir çocuğun aniden öfkelenmesi ya da ağlama krizine girmesi, bizi ciddi bir gözlem sürecine itebilir. Fakat çocukların bize tuhaf veya endişe verici görünen her davranışı, aslında o kadar da yanlış değildir. Gerçekte çocuk gelişiminin doğal süreci bu tür davranışlarla birlikte ilerler. Bizim kanıksadığımız toplumsal normlar ve sosyal kurallar çocuklara yabancıdır. Bu nedenle henüz kendini ifade etme becerileri tam gelişmemiş olan bir çocuğun, zaman zaman bize tuhaf gelen davranışlar sergilemesinden doğal bir şey yoktur. 

Bu yazımızda, ebeveynleri kaygılandırsa da gelişimin doğal parçası olan çocuk davranışlarını ele alıyoruz.

1. Kötü sözler söylemek

Bir çocuğun ebeveynlerine kötü sözler söylemesi ve kırıcı konuşması, genellikle üzücü ve kaygı verici bir durumdur. Fakat çocukların ani öfkeyle sarf ettiği bu sözlerin üzerinde fazla durulmaması gerekir. Özellikle 7 yaşından küçük çocuklarda bu tür davranışların yaşanması normaldir. Çünkü sinir sistemi tam gelişmemiş olan ve söylediği sözleri tam olarak kavramayan bir çocuk için bu kelimeler, ebeveynde oluşturduğu anlamı taşımaz. Kendini nasıl ifade edeceği konusunda henüz yeterli söz öbekleri olmayan çocuk, mantıklı düşünme merkezi üzerinde kontrol sahibi değildir. Bu da onu anlık olarak öfkelenmeye ve bağırmaya itebilir.

2. Yaşıtlarına sert davranmak

Çocuklar bazen yaşıtlarına sert davranabilir. Bir çocuğun, arkadaşına vurması veya elindeki oyuncağı zorla alması ebeveynlerin çok endişelendiği davranışlar arasındadır. Ancak özellikle 3-4 yaşından küçük çocuklar henüz oto kontrol becerisine veya isteklerini konuşma yoluyla ifade etme yetisine sahip değildir. Örneğin; parkta salıncak sırası beklemekten sıkıldığında veya başka bir çocuğun elinde hoşuna giden bir şey gördüğünde, aklına bunu kibar şekilde sorma fikri gelmez. Bunun yerine en basit ve içgüdüsel tepki olan vurma veya itme yoluna gidebilir. Oysa bu kuralların çoğu sonradan sosyalleşerek öğrenilir. Kişisel sınırlar yavaş yavaş anlamlandırdıkça bir çocuk, zamanla fiziksel dürtülerini kontrol etme yetisi de geliştirecektir.

3. Kendi başına vurmak

Bir çocuğun, istediği bir şey olmadığında ağlayarak başını bir yerlere vurması, kaygı verici bir diğer tepkidir. Ancak çocuğun kendine zarar vermek istediğini ya da saldırgan bir kişiliğe sahip olduğunu göstermez. Bir anlık öfke patlaması sonucu gelişen bu davranış, elbette bazen endişe verici olabilir. Özellikle küçük çocuklar, yoğun yaşadıkları duyguları düzenleme konusunda yetişkinlerin sahip olduğu kontrole sahip değildir. Örneğin; kendini hayal kırıklığına uğramış, suçlu veya utanç içinde hissettiğinde yapabilecekleri sınırlıdır. Yaşanan bu tepkinin dürtüsel dışavurumu ise genellikle fiziksel şekildedir. Dolayısıyla bu davranış aşırıya kaçmaması halinde genellikle ortada endişelenecek bir durum da yoktur. 

4. Isırmak

Isırma, özellikle yeni yeni yürümeye başlayan çocuklarda gözlenen davranışlardan biridir. Bu yaşlarda bedeninin sınırlarını test eden çocukta, iletişim hala sınırlı ve tekdüzedir. Isırma davranışı da genellikle heyecan, mutluluk, kızgınlık gibi farklı duygusal tepkileri ifade etme halidir. Dil becerilerinin ve el motor becerilerinin gelişimiyle birlikte ısırma gibi fiziksel davranışlarda kademeli bir azalma olması beklenir.

5. Yemek konusunda seçici davranmak

Ebeveynleri en çok endişelendiren konulardan biri, yemek konusundaki seçici davranıştır. Emzirme döneminin ardından yeni tatlar ve kokular keşfetmeye çalışan çocuklar, çevrelerindeki her şeyi merak ederler. Ancak bu süreçte belirli besinlere karşı olumsuz tepki geliştirirken, diğerlerini daha kolay kabul ederler. Bazı durumlarda ise önceki gün sevdiği bir yemeği ertesi gün veya hafta yemek istemeyebilirler. Evrimsel bir korunma içgüdüsü olan bu duruma “neofobi” adı verilir. Yemek masasındaki tüm kontrolün ebeveynde olması, çocuğun yeni şeylerden korkmasıyla sonuçlanabilir. Kısaca bu davranış, genellikle bir tür özerklik çabasıdır ve kendi başına yemek yeme becerilerinin gelişmesiyle birlikte kendiliğinden ortadan kalkar.

Bir davranışın normal olup olmadığı nasıl anlaşılır?

Ebeveynlikte neyin normal, neyin yanlış olduğunu anlamak bazen oldukça zordur. Çocuğunuzun davranışlarının doğal gelişimin bir parçası mı yoksa uzman desteği gerektiren bir sinyal mi olduğunu anlamak için şu üç kritere bakabilirsiniz:

  • Sıklık: Davranış ne kadar sık tekrarlanıyor? Haftada bir geçirilen öfke nöbeti normal karşılanırken, her gün yaşanan ve saatler süren nöbetler uzman bakışı gerektirebilir.
  • Günlük Yaşama Etki: Çocuğun davranışı günlük hayatını ne kadar etkiliyor? Eğer çocuk, bu davranış yüzünden günlük rutinlerini aksatıyor, örneğin; yemek yiyemiyor, okula gidemiyor veya uyuyamıyorsa daha yakın takip gerekebilir.
  • Gelişimsel Gerileme: Çocuk becerilerini ilerletemiyor mu? Tuvalet eğitimi ve konuşma gibi öğrenilen becerileri unutmak ya da belirli bir davranışta takılıp onu ilerletememek, uzman tavsiyesi gerektirebilir.

Kaynak: parents, verywellfamily

İlginizi çekebilir: Çocuklarda oyun bağımlılığı nedir? Belirtiler ve sağlıklı ekran süresi

Uplifers: Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.

i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.



İlgili Makale