En kötü düşmanınızı yakından tanıyın: Ego

Nerede olduğunuzun ve ne yaptığınızın hiçbir önemi yok. Şunu bilin ki ne yaparsanız yapın, her zaman en kötü düşmanınız egonuz!

Belki de “Kimse benim egomanyak olduğumuz söyleyemez” diye düşünebilirsiniz. Şimdiye kadar nazik ve dengeli bir kişi olduğunuzu düşünmüş olabilirsiniz. Ancak hırs, yetenek ve kendini tatmin etme potansiyelinden bahsedildiğinde, ego da beraberinde gelir. Dahası, bizleri düşünür, yaratıcı, iş bitirici, girişimci yapan şey, aynı zamanda bizleri psikolojimizin karanlık tarafına da iten şeydir.

İlgili yazı: Sizi egonuzun esiri olmaktan çıkaracak 7 tavsiye

Freud, ego konusunu o meşhur örnekle açıklıyor; ego şahlanmış bir at üzerindeki şövalye gibidir. Modern psikologlar ise tehlikeli bir şekilde kendine odaklanan ve başkalarını önemsemeyen kişileri tanımlamak için “egotist” kelimesini kullanıyor.

En kötü düşmanınızı yakından tanıyın: Ego
“ego yaratıcı kariyerinizin ölümüdür.”

Bu tanımların her biri doğru ancak günlük dilden biraz uzak. Bizim günlük dilde bahsettiğimiz ego ise daha çok “sağlıksız biçimde kendinin önemli olduğuna inanma” şeklinde tanımlanabilir. Bill Walsh, bunu “Özgüvenin kibire dönüştüğü yer” diye anlatıyor.

Birçoğumuz belki egomanyak seviyesinde değiliz ancak neredeyse tüm sorunlarımızın ve karşılaştığımızın engellerin kaynağında ego yatıyor. Neden kazanamadığımız, neden her seferinde kazanmamız gerektiği gibi soruların sebebi egoyu işaret ediyor.

Oysa birçoğumuz meseleleri bu şekilde görmüyoruz. Sorunlarımız için suçlayacak başka şeyler arıyoruz, genellikle bu başkaları oluyor. Şair Lucretius’un yüzlerce yıl önce söylediği gibi “Hastalığının sebebini görmezden gelen hasta adam” gibiyiz. Tüm hırslarımız ve hedeflerimizde ego orada duruyor, izlediğimiz tüm yolların altında yatıyor.

İlgili yazı: Ego hayatımızı nasıl etkiler?

Ego, istediğiniz ve sahip olduğunu şeyin düşmanıdır; bir şaheserin, gerçek bir yaratıcı içgörünün, başkalarıyla uyumlu çalışmanın, sadakat yaratmanın, destek vermenin, başarılarınızı tekrarlamanın… Ego, karşınıza çıkan avantajları ve fırsatları geri püskürtür. Hataların ve başarısızlıkların mıknatısı gibi çalışır. Sanatçı Marina Abramovic’in dediği gibi; ego yaratıcı kariyerinizin ölümüdür.

Eğer ego, bizlere gerçeğinden daha iyi olduğumuzu söyleyen ses ise, egonun çevremizle dürüst ve doğrudan bir ilişki kurmamızı engelleyerek başarılarımızın önünü tıkadığını düşünebiliriz. Kimileri egoyu, bilinçli bir kopuş olarak bile tanımlıyor. Her yerden, her şeyden kopuş…

En kötü düşmanınızı yakından tanıyın: Ego
Kendimizle çok fazla ilgilenirken başkalarının ihtiyaçlarını göz ardı edersek, nasıl liderlik edebilir, başkalarını motive edebiliriz?

Bu kopuşun negatif etkileri öylesine büyüktür ki, onu anlamadan dünyayı daha iyi bir yer haline getirmez, başkalarıyla çalışamaz, başka sesleri duyamaz hale geliriz.

İlgili yazı: İş yaşamında yoga yardımıyla ego çatışmaları engellenebilir mi?

İçimizde olup biteni göremezsek, etrafımızdaki fırsatları da göremeyiz. Kendi yeteneklerimizi gerçekçi bir şekilde ortaya koyamazsak, gördüğümüz şey yanılsamadan ibaret olur. Kendimizle çok fazla ilgilenirken başkalarının ihtiyaçlarını göz ardı edersek, nasıl liderlik edebilir, başkalarını motive edebiliriz?

Egonun tek bir yararı var; o da konfor sağlaması. Spor, sanat veya iş dünyasında bazen büyük işler ortaya koymak korku verici olabilir. İşte ego böyle zamanlarda korkularınızı savuşturur, size duymak istediklerinizi söyler. Ancak bu kısa süreli bir rahatlama olduğu gibi, uzun vadede olumsuz sonuçlara yol açar.

Kaynak:
Psychology Today