X

En iyi fikirlerimiz neden hep duş alırken aklımıza gelir?

İnsanların geneli duşa alırken sadece temizlenmez aynı zamanda en iyi fikirleri de ortaya çıkarırlar. Evet, duş alma zamanları birçok insanın en yaratıcı olduğu zamanlardandır. Bilim insanları artık bunun neden böyle olduğu sorusuna cevap verebiliyor. Bu durum tam olarak beynimizin yaptığımız işe verdiği cevap ile alakalı olabilir. Tabii suyun da bundaki etkisini göz ardı etmemek gerekiyor.

Duş alırken en iyi fikirlerimizi ortaya çıkarabiliriz

Duş almanın nasıl bir özelliği var?

Duş almak her gün yapılan rutin bir işlemdir. Araştırmalara göre, insanlar sürekli yapıp rutin haline getirdiği işler esnasında daha yaratıcı olabiliyor. Bu işlerden bazılarını balık tutmak, egzersiz yapmak ve duş almak olarak sıralayabiliriz. Bu rutin işler çok fazla düşünmenizi gerektirmediği için, bir çeşit otomatik pilota geçiş gerçekleşiyor. Böylelikle beyninizin de farklı şeyleri düşünmesi de sağlanmış oluyor.

Bu süreç sayesinde beyin sürekli aklınızın bir köşesinde olan bazı şeyleri daha farklı açılardan ve yaratıcı bir şekilde düşünme olanağı elde ediyor.

Neticede, herhangi bir işe odaklandığınızda beyninizin yaratıcı düşünmesi zorlaşıyor. Mesela yetiştirmeniz gereken bir iş olduğunu hayal edin. Beyniniz tamamen bu göreve odaklanacağı için, başka konularda yaratıcılık beklemek çok mantıklı değil. Ancak rutin haline gelen işlerinizde her şeyi ezbere yaptığınız için çok fazla odaklanma gerekmiyor. Bu durum da beyne yaratıcı olabileceği bir alan sağlamış oluyor.

Topraklama ve bunun beyin kimyası üzerindeki etkisi

Topraklama beynin daha iyi çalışmasını sağlayabilir

Gün içerisinde herkes ayakkabı giyinir. Bu sebeple toprakla ya da yer ile herhangi bağlantı kurulamaz. Ancak duş alırken ayaklar çıplak olacağı için bir çeşit topraklama gerçekleşmiş olur. Topraklama sayesinde, yeryüzüyle elektriksel olarak bir bağlantı kurulur.

Yapılan araştırmalara göre beynin sol kısmı topraklama sayesinde daha iyi çalışıyor ve stres bu sayede azalabiliyor. Gün içerisinde topraklamayı birkaç kez gerçekleştiren insanların, geceleri daha iyi uyudukları biliniyor. Beynin sol kısmının bu şekilde rahatlaması, sağ kısmının daha iyi çalışmasına ve yaratıcı fikirleri ortaya çıkarmasına sebep olabilir.

Beyin bizim bizim bildiğimizden farklı çalışır

Kulağa garip gelse de beynin en iyi performansını gösterdiği zaman bir şeye odaklanıldığı zaman değildir. Araştırmalara göre, herhangi bir şey yapmayıp beyni rahatlattığınız zaman beyin daha iyi çalışıyor.

Tüm bu sebepleri bir araya getirdiğimizde neden duş alırken daha yaratıcı olunduğu sorusu cevap bulmuş oluyor. O zaman duş alırken bir kere daha düşünmekte fayda var diyebiliriz.

Kaynak:
Davidwolfe

Uplifers: Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!

Saç kalitesinin sırrı yıpranmayı onarmak mı önlemek mi? 

Saçlarınız gün içinde fark etmeden düşündüğünüzden daha çok yıpranabiliyor. Sabah saçınızı kuru taramanın bıraktığı hasar, gün içinde hava kirliliğine maruz kalmak, duş sonrası yüksek ısıyla kurutma, sık şekillendirme… Tüm bu küçük adımlar zamanla birikiyor ve saç tellerinizde gözle görülmeyen hasarlar bırakıyor. Çoğu zaman “yıpranan saçları nasıl onarabileceğimize” odaklanıyoruz; oysa bilim bize çok daha kritik bir gerçeği fısıldıyor: Yıpranan saç kalıcı olarak onarmak pek mümkün değil. Çünkü saç, canlı dokular gibi kendi kendini yenileyen bir yapı değildir. Saç telini oluşturan keratin zincirleri bir kez hasar gördüğünde, uygulanan ürünler sadece yüzeyde geçici bir güçlendirme sağlar. Saç daha parlak görünür, daha yumuşak hissedilebilir fakat bu görünüm kalıcı bir onarım sunduğu anlamına gelmeyebilir.



Bu yüzden sağlıklı saç denkleminin en kritik noktası, saçın zarar görmesini engellemektir.

Türkiye’de uzun, gür ve dalgalı saçlar her zaman popülerliğini koruyor. Saçlarını uzatmak için maskeler, yağlar ve vitaminler deneyen pek çok kişi, saçlarının dipten sağlıklı bir şekilde uzamasına rağmen saç uçlarının sağlıksız göründüğünü fark edebiliyor. Peki bunun ardındaki sebep ne olabilir? Çoğu zaman bu durumun nedeni, farkına varılmayan koparak dökülme ve kırılmadır.



Trikologlar birçok insanın, saçlarının “koparak döküldüğünün” farkında bile olmadığını belirtiyor. Yüksek ısı, yanlış kurutma rutinleri ve sıcak şekillendirme araçları, saç boyunu uzatmaya çalışırken en hızlı kaybettiren etkenlerin başında geliyor.



Peki çözüm? Saçı şekillendirirken ona zarar vermemek. Yani ısıyı kontrol etmek.

Bilimin ışığında saçın anatomisi: Neden geri dönüş yok?

Saç telinin ana yapısını, tıpkı merdiven basamakları gibi sıkıca birbirine bağlanmış keratin proteinleri oluşturur. Saç telinin dış katmanı olan kütikül ise bu iç yapıyı koruyan pulcuklardan oluşur.

  • Yüksek ısı etkisi: Saçınızı aşırı yüksek ısıya maruz bıraktığınızda, bu ısı saç telindeki protein bağlarını parçalar. Saçın dış katmanı olan kütikül pulcukları zarar görür, kalkar ve saçın nemini kaybetmesine neden olur. Saçın içindeki suyu ani bir şekilde buharlaştıran aşırı ısı, protein yapısında geri dönüşü olmayan, kalıcı hasar yaratır.
  • Kalıcı hasar: Saç, tırnaklar gibi canlı olmayan bir dokudur. Cildinizde oluşan bir kesik gibi kendini yenileme yeteneği yoktur. Piyasada “onarım” iddiasıyla sunulan ürünler, hasarlı kütikül katmanını geçici olarak pürüzsüzleştiren ve saçın nem tutma kapasitesini artıran dolgu maddeleri içerir. Bu sayede saçınız bir süreliğine daha parlak ve güçlü görünebilir. Ancak saçın iç yapısındaki tahribat (kopan protein bağları) kalıcıdır ve eski haline getirilemez.

İşte bu yüzden, saç sağlığınız için hasar meydana geldikten sonra onu onarmaya çalışmak değil, baştan önlemektir.



Yıpratmamayı seçin: Dyson’ın saç bilimiyle tanışın

Saç sağlığının ilk adımı, birçok kişinin gözden kaçırdığı bir detayda gizli: Saç şekillendirmede kullanılan aşırı ısıdan kaçınmak. Dyson, bu bilimsel gerçeği merkeze alarak tüm saç şekillendirme ürünlerini, aşırı ısı hasarı olmadan etkili sonuçlar verecek şekilde tasarlar.

Dyson’Dyson’Dyson’ın temel felsefesi basittir: Saçı kuruturken ve şekillendirirken sıcaklıktan değil, akıllı mühendislikten ve güçlü, kontrollü hava akımından faydalanmak.

Yüksek teknolojiyle gelen koruma

Dyson saç şekillendirme makinelerinin tamamı, saç ve saç derinizin sağlığını korumaya odaklanan ortak bir teknolojiye sahiptir:

  1. Akıllı ısı kontrolü: Tüm Dyson ürünlerinde saniyenin çok küçük bir bölümünde sıcaklığı onlarca kez ölçen akıllı sensörler bulunur. Bu sensörler sayesinde makineler, saçın aşırı ısınmasını engelleyecek sabit ve güvenli bir sıcaklıkta kalır. Bu teknoloji, özellikle saç kurutma makinelerinin bile farkında olmadan yarattığı günlük ısı hasarını ortadan kaldırır. Örneğin, Dyson Supersonic Nural™ saç kurutma makinesi, saç ve saç derisi sıcaklığını sürekli analiz ederek, gerektiğinde ısıyı otomatik olarak düşürüp yükseltir.
  2. Dijital motor teknolojisi: Dyson’ın güçlü ve hafif dijital motoru, geleneksel makinelerin aksine ısıya bağımlı kalmadan, yüksek hızlı, kontrollü hava akışı sağlar. Bu sayede saçınızı yüksek ısıya maruz bırakmadan çok daha kısa sürede kurutabilir ve şekillendirebilirsiniz.
  3. Esnek şekillendirme gücü: Saç, ıslakken en esnek halindedir. Dyson Airwrap™ ve Dyson Airstrait™Dyson Airwrap™ gibi makineler, bu nemli halinden yararlanarak saça şekil verir. Saçınızı kuruturken ve şekillendirirken aynı zamanda saçı sabitlemek için soğutma gereklidir. Bu sebeple tüm makinelerde şekli kalıcı kılmak için saçın hızla soğumasını sağlayan Soğuk Şok (Cold Shot) özelliği bulunur.

Saç sağlığınıza yapılacak en iyi yatırım

Saç sağlığınız için sürekli olarak yüksek fiyatlı bakım maskeleri, serumlar ve kremler satın alıyorsanız, aslında hasarın sonuçlarına yatırım yapıyorsunuz demektir. Oysa Dyson, size bu hasarı kökten önleme seçeneğini sunuyor.

Unutmayın, binbir zorlukla uzattığınız saçlarınızın boyu, aşırı ısı nedeniyle her gün biraz daha koparak dökülüyorsa, hiçbir bakım ürünü bu kaybı geri getiremez. Saç tipinize en uygun Dyson ürünü (Airwrap™, Airstrait™, Supersonic™) ile tanışarak yıpratmamayı seçmek, sadece daha mantıklı değil, aynı zamanda daha kalıcı bir çözümdür.

*Bu yazı Dyson’ın katkılarıyla hazırlanmıştır.







İlgili Makale