X

Empati ve bilinçli farkındalık: Dikkati şimdiye getirmenin önemi

Çinli filozof Chuang Tzu, empatinin tüm varlığımızla dinlemeyi gerektirdiğini söyler. Tüm varlığımızla dinlemek nedir? Kulakla duymak, zihinle anlamanın sınırlarının ötesinde, kalple hissetmek, ruhumuzla anlamak için tüm varlığımızın boş olması demektir. Yani geçmiş, gelecek olmadan sadece anda var olmak ve o anın sorumluluğunu almak gerekir. 

Empatinin gerektirdiği dikkati şimdiye getirmek kolay değildir. Genelde empati yerine tavsiye verme, teselli etme, kendi hikayelerimizden örnek verme eğilimine sahibiz. Bu eğilim, durumu düzeltmeye yardımcı olmak ve karşımızdakinin kendini iyi hissetmesini sağlamamız gerektiğine olan inancımızdan kaynaklanır. Bazen de karşı taraf bir tetikleyici olabilir. Bu durumda da savunma mekanizmalarımız otomatik olarak devreye girer çoğu zaman. Dikkatimizi; problem çözmek, savunmaya geçmek veya diğerini rahatlamak için bir çabaya girmek yerine, karşımızdakinin kendini tümüyle ifade etmesine alan açmaya vermek empatinin ilk basamağıdır. Bunu bir Budist atasözü çok iyi anlatıyor: “Bir şeyler yapmayı bırak, öylece dur.” Karşı tarafı empatiyle dinleyebilmek için ise kendimizin de empatiye ihtiyacı olduğunu hatırlamak önemlidir.

İlgili yazı: Bir başkasını dinlemek ve empati kurmak bize neler kazandırıyor?

Karşımızdaki insanın kendini tümüyle ifade etmesine alan açmaya vermek empatinin ilk basamağıdır.

Dikkati şu ana getirmek için neler yapılmalı?

Önerilere, hikayelerimize ya da savunmaya geçtiğimizi farkettiğimizde yapabileceğimiz şey dikkati şu ana getirmek için, durup bir nefes almalı, kendi sinir sistemimizdeki dalgalanmayı izlemeli ve kendimize de regüle olmak için zaman tanımalıyız. Hatta bazen özellikle tetiklendiğimizi farkettiğimiz anlarda ortamdan uzaklaşmak iyi bir fikir olabilir. Zihne üşüşen düşüncelerin ötesine geçip derinlerimizdeki ihtiyacı görebilmek, karşı tarafa da yaklaşımımızı dönüştürür. Bu farkındalık hali için yavaşlama pratiğine ihtiyaç vardır. Modern yaşama hakim olan hız, “olmak” yerine “yapmak” odaklı hayatlarımız, içimizde olan bitene karşı ilgisizliğimiz, an’da olanı farketmemizi engeller çoğu zaman. Bilinçli olarak yaşamak yerine otomatik tepkilerimiz, öğrenilmiş davranışlarımız hakimdir hayatımıza. Dolayısıyla kendimize gösteremediğimiz empatiyi karşı tarafa da vermek mümkün olmaz. Otomatik davranışları bilinçli farkındalığa dönüştürmek için ise öncelik yine farkına varmaktır. İşte bu farkına varma hali için yavaşlamak, bazen durmak ve gözlemlemek önemlidir.

Bilinçli farkındalık nedir?

Bilinçli farkındalık dediğimiz şey, o anda var olan her ne ise izlemekten başka bir şey değildir. Keskin ve ince bir dikkat ile anda var olan her ne ise fark etmek ve değiştirmeye çalışmadan gözlemlemektir. Nefesi izlemek iyi bir başlangıçtır; çünkü tamamen kendi içinizde olan bir şeydir nefes ve dikkati dış uyaranlardan ayırıp şimdiki ana rahatlıkla davet eder. İçimizde olanı, insan olarak kendi ihtiyaçlarımızı fark ettiğimizde ve anlayış getirdiğimizde, karşı tarafa da anlayış getirmek kolaylaşır. Bu tarz bir farkındalıklı empatinin her iki taraf için de müthiş bir iyileştirici etkisi vardır.

İlgili yazı: Zihnin ilacı: Bilinçli farkındalık (Mindfulness)

Psikolojide humanistik yaklaşımın kurucusu olarak bilinen Amerikalı psikolog Carl Rogers, empatinin, empati verilen taraf üzerindeki etkisi için şöyle bir yorum yapar: “Birileri beni gerçekten dinlediğinde ve duyulduğumu hissettiğimde dünyamı yeni bir bakış açısı ile yeniden algılayabiliyor, hayatıma devam edebiliyorum. Biri sizi dinlediğinde, daha önce çözümsüz gibi gelen şeylerin çözülebilir hale geldiğini görmek hayret verici. Biri sizi gerçekten dinlediğinde, içinden çıkılmaz gibi görülen karışıklıklar berraklaşmaya ve su gibi akmaya başlar.” Carl Rogers’ın anlattığı şekilde farkındalıklı empati veren kişi için ise gözlemleme, anda kalma pratiği ve alışkanlığı olduğundan dolayı dönüşüm çoktan başlamıştır bile.

Azize Şahin: 2006 yılında, Osho’nun meditasyonlarıyla yoga ve meditasyon öğrenciliğim başladı. Bu yolculukta bir workshop için gittiğim Hindistan’da eğitmen olmaya karar verdim ve ilk hocalık eğitimimi, 2009 yılında Zeynep Aksoy’dan aldım. Eğitimden hemen sonra Cihangir Yoga’da dersler vermeye başladım. David Cornwell ile Meditasyon Eğitmenlik Eğitimi, Mindfulness, Svagito Liebermeister ile Danışmanlığın Zen Yolu, İnsanlarla Çalışmak, Travmaları İyileştirmek, Somatic Experiencing gibi dönüşüm sağlayıcı eğitimler aldım. Çeşitli eğitimler ve sertifika programlarıyla özellikle aktif meditasyonlar, mindfulness ve bedensel terapi alanında kendimi geliştirmeye devam ederken, akademik olarak Üsküdar Üniversitesi’nde Uygulamalı Psikoloji alanında yüksek lisans yapıyorum. 2006 yılından beri hem kendi deneyimlerim hem de birlikte çalıştığım insanlarda, farkındalık çalışmalarının şifayı beraberinde getirdiğine tanıklık ettim. Her türlü konuda, çözüm dışardan değil, içerden geliyordu ve yöntemler alışık olduğumuz gibi karmaşık değil çok basitti. Bu farkındalığım, hayatımın amacını belirlememi sağladı: “Meditasyon öğretmek ve her insanın kendi içindeki bilgeliği ortaya çıkarmakta bir rehber olabilmek.” Bu amaç çerçevesinde, kişisel dönüşüme meditatif bir bakış açısıyla bireysel terapiler ve nörobilim temelli farkındalık, odaklanma ve stres yönetimi konularında workshoplar ve kurumsal eğitimler veriyorum.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale