İnsan ilişkileri, hiyerarşi, kişilik çatışmaları, aile ilişkileri, üst kademeye duyulan merak, kıskançlık, öfke, intikam, aşk, özlem… Neredeyse tüm dünyanın aynı anda ekrana kitlenip izlediği Game of Thrones bu duyguların her birini içerisinde barındırıyor. Bazen atılan bir adım o kişiyi zirveye çıkarırken, bir diğer kişi aynı şeyi yaptığında çok daha kötü sonuçlarla karşılaşabiliyor. Aynen gerçek hayatta olduğu gibi dizinin karakterleri için de önemli olan hangi durumda nasıl bir tutum sergileyeceklerini öğrenmek gibi görünüyor. Tabii bir yandan tecrübe de insanı bir yerlere getirebiliyor.
Game of Thrones her ne kadar fantezi kategorisine girse de, verdiği mesajlar ve olay örgüsüyle, gerçek hayatın biraz abartılı da olsa bir kurgusu.
Hal böyleyken bu diziyi izleyen bizlere de diziyi izlerken keyif ve heyecanın yanında birtakım dersler almak düşüyor. İşte Game of Thrones dizisinden alabileceğimiz 11 ders:
Kendinizi yeterince iyi tanıdığınıza emin olun. Sarkastik ama yeri geldiğinde oldukça dramatik olabilen Tyrion Lannister'ın da dediği gibi: "Nereden geldiğini ve ne olduğunu asla unutma." Atacağınız adımların neler getireceğini önceden kestirin. Bağlantılarınızı ve işlerinizi sağlama alın. Aksi takdirde işten zararlı çıkan siz olursunuz. Daenerys Targaryen çoğu zaman bu anlamda ilham verici olabiliyor. Sonuçta bir işten %100 karlı çıkmak o kadar kolay bir şey değil... Arkadaşlarınızı, sevdiğiniz diğer arkadaşlarınızla aynı ortamda bulunmaya zorlamayın. Herkes sizin sevdiğiniz şeyleri sevecek, onaylayacak diye bir şey yok. Bunu en çok kendiniz biliyorsunuz. Tabii ki bazen bu tarz yaklaşımlar güzel dostluklar doğurabilir, ancak bırakın bu kendi halinde gelişsin. Sonuçta bazı kişiler The Hound ve Bronn kadar birbirine uzak olabilir... Kibirli olmak, düzgün bir birey olmanızın önünde engel değildir. Karşınızdaki kişi hiç hoşlanmadığınız, hatta deyim yerindeyse çekemediğiniz biri olsa dahi saygıyı elden bırakmamak önemli. Aynı zamanda hem mesafeli hem de kibar biri olmanız mümkün. Yine dönüp dolaşıp isminiz geçirdiğimiz Tyrion Lannister gibi... Kendisi soyadı gereği Stark ailesine düşman olmasına rağmen, Bran Stark'tan oldukça güzel bir özür dilemişti hatırlarsanız. Fazla yetkiden ve kontrolden kaçının. Hepimiz biliyoruz ki bir kişinin yetkisi ne kadar fazlaysa o kişi o kadar "korkutucu" bir imaja sahip olur. Gözünüz yükseklerde olmasın. Fazla güç sizi yanlış yönlendirir, değerlerinizle oynar. Hayatınızda güçten çok samimiyete önem verin. Bu sayede herkesin içten içe korktuğu yalnızlık kavramı sizden uzak olur. Viserys Targaryen'in talihsiz sonu, bu duruma verebileceğimiz güzel bir örnek olsa gerek. İş yerinde ya da okulda, herkesin hayatında "garip" olarak nitelendireceği birileri bulunur. Bu kişiler dışarıdan korkutucu görünse de tanıdıkça sevilen, hatta çoğu zaman hayatınıza "öğretici" dokunuşlar yapacak farklı bakış açılarına sahiptir. Bizim önerimiz o kişileri hayatınıza bir şekilde dahil etmeniz. O kişilerle arkadaş olun; ancak bunu onlardan faydalanmak için yapmayın. Onlar sizinle kendi yöntemlerini, bakış açılarını, fikirlerini paylaşırken siz de onlarla paylaşın. Böylece tıpkı Jaqen H'ghar ve Arya'nın muhteşem bir dostluğa sahip olabilirsiniz. Eğer bir adım atacaksanız, daha fazla beklemeyin ve o adımı atın. Ne demişler "az laf çok iş". Çoğumuzun hayatında bir noktada mutlaka gerçekleştirmek istediği planları var. Ancak zaman geçtikçe bu adımlar gözümüzde büyüyor ve asla gerçekleşmeyecek algısına kapılıyoruz. Hiçbir şey o kadar zor değil. Kabuğunuzdan çıkın ve o uzun zamandır yapmak istediğiniz şeyi gerçekleştirin. Sessiz sakin imajıyla bizleri yanıltıp savaş sahnelerinde devleşen Dario Naharis gibi... Yeri geldiğinde sesinizi çıkarmayı ve aksiyona geçmeyi bilin. Sessiz bir insan olabilirsiniz, karmaşık ve zorlu ilişkilere dahil olmak istemiyor da olabilirsiniz. Ancak sizin aleyhinize olabilecek bir durumda doğru cümlelerle kendinizi ifade etmekten kaçınmamanız gerekir. Unutmayın her ne kadar sevdikleriniz her daim yanınızda olsa da bu dünyada sizi kendinizden daha çok düşünen biri daha yok. Başladığınız işi kendiniz bitirin, yanlış ifadelerle yargılandığınızda kendinizi savunun ve ne olursa olsun olduğunuz kişiden ödün vermeyin. Tıpkı The Hound gibi... Sorumsuz davranışların mutlaka bir sonucu vardır... Eğer söylememeniz gereken şeyler söylüyor, karışmamanız gereken işlere karışıyor ya da uygun olmayan zamanlarda konuşuyorsanız bu davranışların olumsuz sonuçları mutlaka sizi bulur. Örneğin Joffrey Lannister, boşboğazlığının sonucunu Tyrion Lannister'dan gelen bir tokatla ödedi... Aile ilişkilerinizde mizah kullanın. Mizah çoğu insan ilişkisinde olduğu gibi kardeşler arasındaki ilişkiyi de güçlendiren, samimiyeti arttıran bir araçtır. Ancak bazı zamanlarda bu tavrın dozajı ayarlanamadığında ters tepkilerle karşılaşabilirsiniz. Biriniz bunu fazla fazla uygularken bir diğeriniz anlamıyor, hoşlanmıyor olabilir. Bu durumdan kaçınmanızı öneririz. Unutmayın kardeşleriniz bu hayatta sizi en çok tanıyanlardandır. Onlarla karşı karşıya değil, yan yana olmaya özen gösterin. Tyrion Lannister'ın kız kardeşi Cersei Lannister tarafından başına gelenleri hepimiz biliyoruz... Eğer size bir görev verildiyse, o görevi üstlenmeden önce pratik yaptığınıza ve altından kalkabileceğinize emin olun. Çok büyük düşünmeye gerek yok. Diyelim bir düğünde en yakın arkadaşınız sizden bir konuşma yapmanızı istedi. Eğer kalabalık önünde konuşamayacağınızın farkındaysanız bu teklifi kabul etmeyin ve arkadaşınıza başka bir açıdan yardımcı olabileceğinizi söyleyin. Ne demiştik, kendinizi en iyi "siz" tanıyın. Atışlarını arka arkaya kaçıran Edmure Tully'nin yerinde olmayı hiçbirimiz istemeyiz değil mi?