X

Ego ile sevdiklerimiz arasında: Kim ‘gerçekten’ ve ‘daha’ haklı?

“Zannetmeden önce öğren, yargılamadan önce anla, yaralamadan önce hisset, konuşmadan önce düşün…”

Mevlana Celaleddin Rumi

Haklı olduğumuzu iddia ederiz. Sonuna kadar ve her ne olursa olsun “ben haklıyım” demektir öz olan. Gerçekten neyi savunduğumuzu bile unutur hale gelmez miyiz? Bu haklı ve haksız tartışması nereden çıkmıştır? Gelelim özel ilişkilerimize: orada haklı olmak güç göstermektir; üste çıkmaktır: Dediğim dedik bak benim dediğim oldu olacak, ben doğruyum diye “haklılığını” kanıtlamış olmak savaş kazanmaktır değil mi? Ben bu yazımda sizlerle birlikte o muhteşem savaşlarımızı kazanırken bir yandan da kaybettiğimiz ilişkilerimize, alçakgönüllülüğümüze ve iç güzelliğimize bakalım istiyorum…

Biz o “kaybedilemez” haklılığımızı korumaya çalışırken aslında neleri kırıp dökmekteyiz? Sevdiğimiz bir insanın yüzüne “evet ben haklıyım ve sen de haklı değilsin” demek o kalbi kaybetmekten daha mı kıymetlidir? Öyle büyük haklılıklardır ki bunlar, o kalbi sanki öylesine buluvermişizdir! Biz değil miydik bir araya gelebilmek için yıllarını harcayan ve yine biz değil miydik o güne o zamana ve o başlangıca şükürle bakan? O zaman neden “haklı olmak” bu kadar değerli?

Bu soruya yanıtımızı aslında “egomuzun” üzerinden vermemiz gerekiyor. Yani başka bir deyişle egomuzu bir yana bırakarak vermemiz gerekiyor. Haklı olmak bir kere başlı başına ego ile ilişkilidir. Ortada bir iddia vardır, ben beyaz derim ve sevdiğim kişi siyah der, sonuç beyaz olduğunda ben haklıyımdır o haksız, ben doğruyumdur o yanlış, ben “daha” üstünümdür, daha öngörülüyümdür, daha anlayışlıyımdır, oysa ki o tam tersi “üstün değildir” bana göre “daha az öngörülüdür” ve aynı zamanda daha az “anlayışlıdır”…

Şimdi gelin okları ters yöne çevirelim, ya ben gerçekten haksız olsaydım. Ben beyaz dediğimde durum siyah olarak çıksaydı ne olacaktı? Aynı “haklılık”durumu benim üzerime uygulansaydı kendimi dışlanmış hissetmez miydim? Haklı olsa bile sevdiğim kişi gözümün içine baka baka, beni kıra kıra, bana egosuyla kocaman dalgalar üzerinden sen haksızsın işte deseydi, kendimi “acıtılmış” hissetmeyecek miydim?

İşte bu yüzden haklı olduğumuz durumlarda ve hele ki sevdiğimiz bir insana yani özel ilişkimizde bunu nasıl yansıttığımız çok önemlidir. Çünkü hepimiz bu kişilerin bir sözleriyle daha çok üzülür veya daha fazla sevinebiliriz. Onların bir sözüyle dünyayı ters çevirebileceğimiz gibi, yine aynı şekilde sadece bir sözleriyle dünyalar başımıza yıkılabilir… Bu yüzden böyle durumlarda egomuzu bir kenara koyarak, haklıysak da sonuna kadar savunarak, durumu aktarmamız gerekir. Sadece hatırlayalım, ağzımızdan çıkan her söz “bize” aynı şekilde sevdiğimiz kişi tarafından söylenseydi nasıl olurdu? Mutlu olur muyduk? Havalara uçar mıydık? Yoksa yerin dibine mi geçiyor olurduk?

Bugün bu yazımda bana eşlik ediyorsanız, haklı olduğunuz durumları nasıl yansıttığınıza, sevdiğiniz insana bu konuda nasıl yaklaştığınıza daha yakından bakmanızı dilerim. Sonsuz haklı olsak da bir kalbi bulmak o sonsuz kadar “zordur”… Hangi kalp bir kerelik haklılıkla değiştirilebilir? Siz siz olun, haklı olsanız da o kalpleri kırmayın! O kalplerin haklı olmadıklarını bilseniz de, kıymetini bilmekten ödün vermeyin!

 

İlginizi çekebilir: İlişki doktoru: İlişkimizi doktora götürseydik neler anlatırdık?İlginizi çekebilir: 

Pınar Özeken (Ulus): 2007 yılında Boğaziçi Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik bölümü ile Kimya bölümlerini bitirdi. Aynı üniversitede Biyomedikal Mühendisliği ve İspanya Pompeu Fabra üniversitesinde master derecelerini aldı. Özellikle 2011’den bu yana moda ile ilgili çalışmalara ağırlık verdi ve hala moda üzerine yazı dizileri, farklı moda kaynaklarında yayınlanmaktadır. Yoga eğitmeni olma yolunda ilerleyen Pınar, bir Arjantin Tango aşığı. Gerçek tutkularından bir diğeri ise seyahat etmek."Dünya üzerinde ayak basılmadık toprak kalmasın" mottosu ile dünyayı dolaşmaya devam ediyor.

Dyson Airwrap Co-anda2x™’ya geçmek için 5 geçerli sebep

Sabah aynanın karşısında saçlarla geçirilen birkaç dakika, aslında günün enerjisini ve ruh halini belirliyor. Günün keyifli anlarından biri olan saç şekillendirme ritüeli, doğru araçlarla birleştiğinde tüm günün enerjisini pozitif yönde değiştirebilir. 



Dyson saç şekillendirme ürünleri hayatımıza girdiğinden beri saçlarımızı istediğimiz şekle sokmamıza yardımcı oluyor hem de bunu yaparken ısı hasarından koruyor. Şimdi ise saç şekillendirmenin bir adım ötesine geçerek bambaşka bir deneyim sunuyor. Dyson Airwrap Co-anda2x™ iki kat daha fazla hava basıncı yaratıyor. Böylece saç kurutma ve şekillendirme süresi neredeyse yarıya düşüyor.               

1. Farklı başlık seçenekleriyle hem günlük kullanımda hem özel günlerde kullanım imkanı

Saç şekillendirme artık tek bir forma sığdırılmıyor. Yeni Airwrap, sahip olduğu başlık çeşitliliği ile güzellik anlayışına farklı bir boyut getiriyor. İster hacimli bukleler, ister pürüzsüz düz fönler, ister doğal dalgalar olsun; her saç tipi ve ruh hali için bir çözüm sunuluyor.

Dyson Airwrap Co-anda2x™  modeliyle, sadece başlık değiştirerek, kuaför kalitesinde sonuçları ev konforuna taşıyarak herkesin kendi stilini özgürce yansıtması hedefleniyor.

2. Düz-dalgalı saçlar ve bukleli saçlar için farklı setler

Dyson, yeni  Airwrap Co-anda2x™   imodeliyle kullanıcı deneyimini bir adım daha ileri taşıyor. Artık herkesin saç şekline göre tasarlanmış bir başlık setine sahip olması mümkün.

  • Kıvırcık ve Bukleli Saçlar için farklı  bir set ve Düz veya Dalgalı Saçlar için farklı bir set sunuluyor.
  • Bu sayede, farklı saç şekillerine sahip insanların farklı ihtiyaçları karşılanırken hiçbir zaman kullanmayacak başlıklar elinize dolanmıyor.      

3. Kullanım alışkanlıklarınızı hatırlıyor

Dyson’ın teknolojik üstünlüğü, ürünün kullanım alışkanlıklarını hatırlama yeteneği ile pekişiyor. Bluetooth bağlantısı sayesinde kullanıcılar, saç şeklini, uzunluğunu ve şekillendirme tercihlerini uygulamaya kaydedebiliyor.

Bu özellik, Airwrap’ın sıcaklık ve hava akışını, kullanıcının ihtiyaçlarına göre ayarlamasını sağlıyor. Başlık değiştirildiğinde ise o başlıkla ilgili yapılan ayarı hatırlıyor. Bu kişiselleştirme, cihazın çok daha pratik bir şekilde kullanılmasının önünü açıyor.

4. Yeni nesil motor,daha hızlı sonuçlar

Modern yaşamın temposunda her dakika değerli. Dyson Airwrap Co-anda2x™ , yenilenen motor teknolojisiyle bu zamanı size geri kazandırıyor. Artık saç kurutmak ya da şekillendirmek uzun bir hazırlık süreci olmaktan çıkıyor; güçlü hava akışı sayesinde saçlar daha kısa sürede kuruyor, daha hızlı şekilleniyor. İster belirgin bukleler, ister dalgalı ve düz modeller elde etmek daha kolay. 

5. Teknoloji ve güzelliğin buluşma noktası

Dyson Airwrap Co-anda2x™  sadece bir saç şekillendirici değil; teknolojinin zarafetle buluştuğu yeni bir güzellik anlayışı sunuyor. Her detayı, kendinizi en iyi hissettiğiniz anlara eşlik etmek için tasarlandı. Hızlı, kişisel ve etkili… Çünkü Dyson’a göre güzellik; bir kalıba sığmak değil, kendi en iyi halinizi bulmakla başlıyor.

*Bu yazı Dyson’ın katkılarıyla hazırlanmıştır.

İlgili Makale